ACININ SİYASETE ALET EDİLMEMESİ GEREKİR
Okullarda yaşanan trajik olayların ardından yükselen siyasi söylemler, toplumdaki acıyı dindirmek yerine derinleştiriyor. Henüz yaralar tazeyken yapılan sert açıklamalar ve karşılıklı suçlamalar, çözüm üretmekten çok kutuplaşmayı artırıyor.
Elbette güvenlik zafiyetleri, eğitim politikaları ve dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki etkisi açıkça konuşulmalı. Özellikle kontrolsüz sosyal medya kullanımı ve şiddet içerikli dijital oyunların çocuklar üzerindeki etkisi, artık görmezden gelinemeyecek bir gerçek. Ancak bu başlıkların sağduyuyla, bilimsel verilerle ve toplumsal uzlaşıyla ele alınması gerekiyor.
Bir çocuğun suça sürüklenmesinde yalnızca okul güvenliği değil; aile, çevre, eğitim sistemi ve dijital dünya gibi birçok faktör rol oynuyor. Bu nedenle çözüm de çok boyutlu olmak zorunda. Okullara güvenlik görevlisi yerleştirmek bir önlem olabilir, ancak tek başına yeterli değildir.
Siyasi aktörlerin, böylesine hassas dönemlerde kullandığı dil büyük önem taşıyor. Acı üzerinden sorumluluk tartışması yürütmek yerine, ortak akıl etrafında buluşmak ve kalıcı çözümler üretmek toplumun beklentisidir.
Toplumun ortak vicdanı, çocukların güvenliğinin siyaset üstü bir mesele olduğunu söylüyor. Bugün ihtiyaç duyulan şey; suçlama değil, çözüm; ayrışma değil, birliktir.





