Dünün rakipleri, bugünün ortakları: Devlet aklının gereği
Siyaset, sadece bugünü konuşma sanatı değildir; aynı zamanda yarını inşa etme sorumluluğudur.
Bu nedenle siyasette zaman zaman dün yanlış denilenin bugün doğru, dün doğru denilenin ise bugün yanlış olarak değerlendirildiğine şahit oluruz.
Kimi zaman birbirlerine en ağır sözleri söyleyenler aynı masada buluşur, kimi zaman da yıllarca aynı yolda yürüyenler farklı istikametlere yönelir.
İlk bakışta bu durum çelişki gibi görülebilir. Ancak devlet yönetimi ve millet menfaatleri açısından bakıldığında mesele çok daha farklı bir anlam kazanır.
Çünkü siyasetin nihai amacı kişiler değil, milletin ve devletin geleceğidir.
Devletler duygularla değil, akılla yönetilir. Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklar ya da kalıcı düşmanlıklar değil, kalıcı menfaatler vardır.
Değişen dünya şartları, bölgesel gelişmeler ve küresel dengeler zaman zaman yeni ittifakları, yeni yaklaşımları ve yeni iş birliklerini zorunlu kılabilir.
İşte bu noktada karşımıza devlet aklı çıkar.
Devlet aklı; günlük tartışmaların, siyasi hesapların ve kişisel çekişmelerin ötesinde, ülkenin uzun vadeli çıkarlarını önceleyen bir anlayıştır.
Bazen eleştirilen bir adımın yıllar sonra ne kadar doğru olduğu, bazen de alkışlanan bir politikanın zaman içinde ne kadar yanlış sonuçlar doğurduğu görülebilir.
Bugün dünyanın birçok bölgesinde savaşların, ekonomik krizlerin ve jeopolitik mücadelelerin yaşandığı bir dönemde en önemli ihtiyaçlardan biri güçlü bir iç cephedir. Farklı düşüncelere sahip olsak da söz konusu vatan olduğunda ortak paydada buluşabilmek, millet olmanın en temel gereğidir.
Beka meselesi tam da burada anlam kazanır. Çünkü beka, yalnızca bir siyasi kavram değil; devletin varlığını, milletin huzurunu ve geleceğin güvence altına alınmasını ifade eder. Vatanın bütünlüğü, bayrağın özgürce dalgalanması ve milletin birlik içinde yaşaması her türlü siyasi hesabın üzerindedir.
Tarih bize göstermiştir ki güçlü devletler, gerektiğinde değişebilen ancak temel ilkelerinden asla vazgeçmeyen devletlerdir. Yöntemler değişebilir, ittifaklar değişebilir, söylemler değişebilir.
Ancak değişmemesi gereken şey; vatan sevgisi, milli birlik ve devletin yüksek menfaatleridir.
Bu nedenle siyasette yaşanan değişimleri değerlendirirken sadece bugünün penceresinden değil, devletin ve milletin uzun vadeli çıkarları açısından da bakmak gerekir.
Çünkü gün gelir aktörler değişir, tartışmalar sona erer, siyasi gündemler unutulur. Ancak devlet kalır, millet kalır, vatan kalır.
Ve asıl olan da budur.




