CHP'den Yeni Parti'ye geçişler: Sayılar ne anlatıyor?

2024 yerel seçimlerinde CHP, beldeler hariç 320 belediye kazanarak tarihinin en önemli yerel seçim başarılarından birini elde etti. Ancak seçimlerin ardından yaşanan siyasi gelişmeler, bu tabloyu önemli ölçüde değiştirdi.

Vakit61 ekibinin güncel araştırmasına göre bugün CHP'nin belediye sayısı 163'e gerilerken, Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti ise 157 belediyeye ulaştı. Rakamlar, seçimlerden sonra CHP'nin kazandığı belediyelerin yaklaşık yarısının yeni kurulan partiye geçtiğini gösteriyor.

Ancak bu tablonun ötesinde, kamuoyunda en çok tartışılan konu sayıların kendisi değil, seçim sonrasında yaşanan parti değişiklikleri.

Türkiye'de seçmen davranışı incelendiğinde, belediye başkanlarının seçildikten sonra farklı bir partiye geçmesi çoğu zaman eleştirilere neden oluyor. Çünkü seçmenin önemli bir bölümü oyunu yalnızca adaya değil, aynı zamanda partinin kimliğine, programına ve siyasi çizgisine de verdiğini düşünüyor. Bu nedenle seçimden kısa süre sonra yaşanan parti değişiklikleri, "seçmen iradesinin ne ölçüde temsil edildiği" tartışmasını beraberinde getiriyor.

Burada dikkat çeken bir başka nokta ise siyasi söylemde ortaya çıkan farklı yaklaşım.

Yeni Parti'nin kuruluşundan önce, CHP'den AK Parti'ye ya da başka partilere geçen milletvekilleri ve belediye başkanları uzun süre sert şekilde eleştirildi. Bu geçişler, seçmen iradesine aykırı hareketler olarak değerlendirildi. Ancak aynı isimlerin veya benzer geçişlerin Yeni Parti çatısı altında gerçekleşmesi ise daha doğal ve meşru bir siyasi tercih olarak yorumlandı.

Bu durum, kamuoyunda şu sorunun sorulmasına neden oluyor:

İlke, parti değiştirmemek mi; yoksa değiştirilen partinin hangisi olduğu mu?

CHP'den tarihi kopuş iddiası! YENİ Parti Türkiye genelinde hızla örgütleniyor
CHP'den tarihi kopuş iddiası! YENİ Parti Türkiye genelinde hızla örgütleniyor
İçeriği Görüntüle

Siyasette ilkelerin kişilere veya şartlara göre değişmemesi beklenir. Eğer bir belediye başkanının seçimden sonra parti değiştirmesi seçmen iradesine aykırı görülüyorsa, bu eleştirinin bütün parti değişiklikleri için aynı ölçüde geçerli olması gerektiğini savunanlar da bulunuyor.

Bir diğer önemli tartışma ise seçim matematiği üzerinden yürütülüyor.

Bugün geriye dönüp bakıldığında şu soruların net bir cevabı yok; ancak siyaset açısından önemli birer analiz konusu:

  • CHP ve Yeni Parti, 2024 yerel seçimlerine ayrı partiler olarak girseydi bugün Yeni Parti'ye geçen belediye başkanlarının tamamı yine seçilebilir miydi?
  • CHP ile Yeni Parti'nin aday çıkardığı bir seçimde oylar bölünür müydü?
  • Bugün Yeni Parti'de görev yapan belediye başkanları, yalnızca Yeni Parti'nin desteğiyle aynı başarıyı elde edebilir miydi?
  • Benzer şekilde, CHP bugün elinde kalan seçmen kitlesiyle aynı belediyeleri kazanabilir miydi?

Bu soruların kesin bir cevabı bulunmuyor. Çünkü böyle bir seçim hiç yapılmadı. Ancak mevcut tablo, 2024 seçim sonuçlarının bugünkü siyasi dengelerle birebir örtüşmediğini de gösteriyor.

Aynı değerlendirme milletvekili dağılımı için de yapılabilir. Bugün TBMM'de Yeni Parti'nin ulaştığı sandalye sayısı, seçim sonrasında gerçekleşen siyasi katılımların sonucu. Eğer CHP ve Yeni Parti seçimlere ayrı ayrı girmiş olsaydı, bugünkü milletvekili dağılımının aynı olup olmayacağını kesin olarak söylemek mümkün değil.

Sonuç olarak yaşanan süreç, yalnızca bir parti değişiminden ibaret değil. Aynı zamanda seçmen iradesi, siyasi etik ve temsil meşruiyeti tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.

Belki de bundan sonraki süreçte seçmenin cevaplayacağı en önemli soru şu olacak:

Sandıkta verilen oyun sahibi parti midir, aday mıdır? Ve seçildikten sonra değişen siyasi kimlik, seçmenin verdiği yetkinin kapsamını ne ölçüde etkiler?

Bu soruların nihai cevabını ise siyasetçiler değil, ilk sandıkta yine seçmen verecek.

Kaynak: Haber Bülteni