Bugün 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü.
Ülkede yaşlı nüfus hızla artarken ekonomik kriz, yaşlıların yaşam koşullarını da ağırlaştırıyor.
65 yaş ve üzerindeki 10 milyona yakın kişi yoksulluk, barınma, sağlık hizmetlerine erişim, bakım ve yalnızlık gibi çok sayıda sorunla boğuşuyor. Emekli aylıkları temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalırken, yaşlıların bir bölümü çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. Ülkedeki yaşlılar, mutsuz, huzursuz ve ne yapacağını bilmez halde.
Ancak Türkiye'de yaşlıların önemli bir bölümü için yaş almak, güvence içinde bir yaşam sürmek anlamına gelmiyor. Yaşlı nüfus artarken sosyal koruma, bakım ve barınma mekanizmalarının aynı hızda güçlendirilmemesi ise yeni sorunları beraberinde getiriyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 bütçe sunumuna göre 172 Bakanlık huzurevinde yaklaşık 15 bin, 280 özel huzurevinde ise 13 bin 633 yaşlıya bakım hizmeti veriliyor. Bu kurumlarda toplam yaklaşık 28 bin 633 yaşlıya bakım hizmeti veriliyor. Öte yandan 2023 Türkiye Yaşlı Profili Araştırması’na göre yaşlıların yüzde 75’i sosyal çevresinden kopmadan evinde yaşamak istiyor.
Ancak artan kiralar ve düşük emekli gelirleri, yaşlıların bağımsız biçimde yaşamlarını sürdürmesini güçleştiriyor. Özellikle tek başına yaşayan yaşlılar açısından barınma giderleri önemli bir yük oluşturuyor.
YAŞLI YOKSULLUĞU BÜYÜYOR
Türkiye’de 65 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 22,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Temmuz 2026’dan itibaren en düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira olarak uygulanıyor. TÜRK-İŞ’in Ağustos 2026 araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcaması için gereken tutar 37 bin 388 liraya, yoksulluk sınırı ise 121 bin 786 liraya ulaştı. Bu tablo, emeklilerin gelirleri ile temel ihtiyaçların maliyeti arasındaki açığı ortaya koyuyor.
BAKIM YÜKÜ AİLELERE BIRAKILMAMALI
Ege Geriatri Derneği Başkanı Psk. Mevlüt Ülgen, 2025'te 10 milyona yaklayan 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfusun yüzde 11,1’ini oluşturduğunu, bu oranın 2040’ta yüzde 17,9’a, 2060’ta yüzde 27’ye ulaşmasının beklendiğini anımsatarak "Uzun yaşamak bir kazanımdır. Ancak asıl hedef sağlıklı, sosyal güvenceli, eşit haklara ve söz hakkına sahip olarak onurlu yaşamaktır" dedi. Yaşlılıkta yoksulluğun yalnızca gelir yetersizliği olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Ülgen "Yetersiz gelir sağlıklı beslenmeden barınmaya, sağlık hizmetlerine erişimden sosyal yaşama, güvenli bir konuttan bağımsız yaşamaya kadar yaşlılığın bütün boyutlarını etkileyebilir" diye konuştu.
Türkiye Yaşlı Profili Araştırması'na göre 65 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 16,4’ünün evde bakım desteğine ihtiyaç duyduğunu anımsatan Ülgen, son 12 ay içinde evde bakım desteği alanların oranının yüzde 2,5'te kaldığına dikkat çekti. 75 yaş ve üzerindeki bireylerde bakım ihtiyacının yüzde 26,9’a yükseldiğini kaydeden Ülgen, yaşlı bakımının ailelerin ve özellikle kadınların omuzlarına bırakılmaması gerektiğini, evde ve toplum temelli bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması çağrısı yaptı. "Bakım bir aile meselesi değil, toplumsal bir haktır" diyen Ülgen, yaşlıların kendi evlerinde ve sosyal çevrelerinden kopmadan yaşamlarını sürdürebilmeleri için mahalle ve ev temelli bakım hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Evde bakımın mümkün olmadığı durumlarda ise nitelikli ve insan onuruna yakışır kurum bakımının kamusal güvence altına alınması gerektiğini belirten Ülgen, bakım veren aile bireyleri ile profesyonel bakım çalışanlarının da sosyal ve ekonomik haklarla desteklenmesini istedi. Ülgen, kent planlamasından sağlık hizmetlerine, afet hazırlıklarından iklim politikalarına kadar yaşlıların karar süreçlerine katılımının sağlanması gerektiğini söyledi. Aşırı sıcaklar, hava kirliliği, yangınlar ve depremlerin yaşlıları daha kırılgan hale getirdiğini belirten Ülgen, afet planlarında yaşlıların özel ihtiyaçlarının gözetilmesi gerektiğini ifade ett





