İzmir’de Cemil Tugay düğümü: Seçmenin iradesi mi, hizmet siyaseti mi?

İzmir siyasetinde gözler 7 Ekim’e çevrildi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılacağı iddiası artık siyasi kulislerin en güçlü başlıklarından biri haline geldi.

AK Parti İzmir teşkilatında yapılan toplantılarda Tugay’ın 7 Ekim’de Ankara’da AK Parti rozeti takacağı bilgisinin paylaşıldığı öne sürülürken, yaşanan süreç İzmir’de başka bir tartışmanın da kapısını araladı:

Cemil Tugay’ı CHP’nin adayı olarak seçen İzmirli seçmen bugün ne düşünüyor?

31 Mart seçimlerinde sandığa giden İzmirli seçmen, oy pusulasında CHP ve Cemil Tugay tercihini birlikte yaptı. Ancak sonrasında CHP’de yaşanan siyasi ayrışmalar, yeni parti yapılanması ve Tugay’ın CHP’den ayrılarak bağımsız kalması, 2024’te ortaya çıkan seçmen iradesinin bugün hangi siyasi adreste temsil edildiği sorusunu gündeme taşıdı.

Kulislerde özellikle iki soru üzerinde duruluyor:

Cemil Tugay seçimlerden önce, “Seçildikten sonra CHP’den ayrılacağım” deseydi aynı seçmen desteğini alabilir miydi?

Daha da önemlisi, CHP ile Yeni Parti 31 Mart seçimlerinde İzmir’de ayrı ayrı yarışmış olsaydı sandıktan yine aynı sonuç çıkar mıydı? AK Parti'nin kazanma ihtimali artarmıydı?

Bu soruların bugün kesin bir cevabı bulunmuyor. Ancak İzmir siyasetinde yaşanan ayrışma, Tugay’ın 2024’te aldığı oyların tamamının bugün tek bir siyasi partiye aitmiş gibi değerlendirilmesini güçleştiriyor.

Bir tarafta CHP’de kalmayı tercih eden seçmenler, diğer tarafta yeni partiye yönelenler bulunuyor. Cemil Tugay’ın olası AK Parti tercihi ise üçüncü bir tartışmayı beraberinde getiriyor.

“İzmir’e daha fazla hizmet” düşüncesi

Tugay’ın AK Parti’ye geçmesini doğru bulduğunu ifade eden çevrelerin en önemli gerekçesi ise belediyecilik hizmetleri.

Bu görüşü savunanlar, merkezi hükümet ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında kurulacak daha güçlü ilişkinin kentin ulaşım, altyapı, yatırım ve büyük ölçekli projelerinde avantaj sağlayabileceğini dile getiriyor.

Bu kesime göre Tugay’ın tercihi, CHP ile Yeni Parti arasındaki çekişmenin tarafı olmak yerine belediye başkanı olarak İzmir’e hizmet üretmeye odaklanma arayışı olarak değerlendirilebilir.

Özellikle siyasi kamplaşmadan uzak duran bazı seçmenler açısından, “İktidar partisinin belediye başkanı olarak İzmir’e daha fazla yatırım ve kaynak getirebilir mi?” sorusu ön plana çıkıyor.

Karşı cephede ise ‘seçmen iradesi’ itirazı var

Tugay’ın olası geçişine tepki gösterenlerin temel itirazı ise farklı.

Bu kesim, Tugay’ın CHP adayı olarak seçildiğini ve seçmenin oy verirken yalnızca adaya değil parti kimliğine de oy verdiğini savunuyor. Bu nedenle parti değişikliğinin siyasi ve etik açıdan seçmene yeniden sorulması gerektiğini dile getirenler bulunuyor.

Dolayısıyla İzmir’de tartışma yalnızca “Cemil Tugay hangi partiye geçecek?” sorusuyla sınırlı değil.

Asıl tartışma şu:

Özgür Özel'den Tugay iddialarına sert yanıt! "Seçmen hesabını sorar"
Özgür Özel'den Tugay iddialarına sert yanıt! "Seçmen hesabını sorar"
İçeriği Görüntüle

Bir belediye başkanının seçimden sonra değişen siyasi şartlarda önceliği, kendisini aday gösteren siyasi yapı mı olmalı, yoksa şehre daha fazla hizmet getirebileceğine inandığı siyasi adres mi?

İzmir siyasetinde önümüzdeki günlerde en fazla konuşulacak başlıklardan birinin bu olması bekleniyor.

Cemil Tugay ise siyasi geleceğine ilişkin yaptığı son değerlendirmede kişisel geleceğinden çok İzmir’e karşı sorumluluğunu düşündüğünü belirterek, “Bir kararın eşiğindeyim” mesajını verdi.

Şimdi gözler 7 Ekim’de Ankara’dan gelecek haberde.

Kaynak: Vakit61