Vakit61.com Tunceli'de kayıp Gülistan vakası ile ilgili ABD'deki tutuklu Umut Altaş ile ilgili önemli bir ayrıntıya dikkat çekti

3 AYDA 100 KEZ İFADE VEREN BİRİ HANGİ GERÇEĞI GİZLİYOR

Tüm Türkiye nefesini tutarak Tunceli'de 6 yıl önce yaşanan kayıp Gülistan Doku ile ilgili gelişmeleri takip ediyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bizzat takip ettiği dosya ile ilgili eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu ve eşi dahil bir çok kişi tutuklu.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı geçen dört aylık zaman içinde hemen hemen her gün operasyonlar ve gözaltılar ile birlikte adım adım dosyayı çözmekte kararlı..

Henüz hayatının baharında bir anda ortadan kaybolan ailesi tarafından cinayete kurban gittiği iddia edilen Gülistan Doku dosyasında kilit isim ise halen ABD de tutuklu olan Umut Altaş..

Altaş'ın Türkiye'ye iadesi ise an meselesi.Altaş tutuklanmadan önce ABD de Türkiye'den bazı gazetecilere açıklamalar yapmış korkunç iddiaları gündeme taşımıştı.

Kayıp diye aranıyordu..Ormanda gömülü halde bulundu!
Kayıp diye aranıyordu..Ormanda gömülü halde bulundu!
İçeriği Görüntüle

Vakit61.com olarak yaptığımız araştırmalar sonucunda Umut Altaş'ın cinayet ile suçladı Vali Tuncay Sonel’in oğlu ile ilişkisi 2018 yılında başlıyor.

Valinin oğlu ile Mustafa Sonel ile aynı okulda olduğunu öğrenen Umut Altaş onunla tanışmak istiyor.Valinin oğlu Umut Altaş'ta yüz vermiyor yanaşmıyor ama Altaş'ta onun peşini bırakmıyor içten içe de kin duyuyor gurur meselesi yapıyor..

Daha sonraki süreçte başlayan tanışma bugün lere kadar geliyor.Umut Altaş'ın ABD deki son ifadesinde "4 Ocak 2020'de 23.00'da Türkay beni YURTKUR'un önüne götürdü. 'Niye buradayız?' dedim. 'Bekliyoruz işte' diye cevapladı. Sonra, simasını göremediğim bir kız, korkarak apar topar içeri girdi. O içeri girdikten sonra da Türkay ile hızlıca oradan ayrıldık. 5 Ocak'ta 12.00 gibi Hanımeli Kafe'ye, 13.00 gibi Valilik Konağı'na gittik. Garaja çekti arabayı. Polis telsizi açıktı... Bir süre sonra bir anons geldi. Türkay içinden küfretti ve bir yere doğru gitmeye başladık. Sonra beni indirdi, 15-20 dakika sonra gelmeyince Türkay'ı aradım. Cevap vermedi. Yanıma hızlıca geldi 'Bin, bin, bin arabaya!' dedi. Savaştan çıkmış gibiydi." şeklinde ifade veriyor;
Oysa o gece Gülistan eve değil geç kaldığı için hocasının evine gidiyor..

Umut Altaş'ın olayla ilgili 3 ay içinde yüze yakın ifadesi var.Bu ifadelerin hangisi gerçeği yansıtıyor.

İşte tam bu noktada Vakit61.com olarak şunu soruyoruz; Psikolojisi çökmüş intikam ve kin duyguları ile ifade veren biri acaba Gülistan Doku soruşturması ile hangi gerçekleri gizliyor neden bu kadar çelişkili ifadeler veriyor?


ABD'de tutuklu Umut Altaş 'ın mektup ile yazdığı ifadesinde şunları dile getirmişti;

"Türkay Sonel'in Bagajından Ceset ve Kan Kokusu Geliyordu"

Mektubunda dönemin Valisinin oğlu M. Türkay Sonel ile yakın arkadaş olduğunu belirten Umut Altaş, Gülistan Doku’nun kaybolduğu tarihten bir gün öncesinden itibaren yaşananları detaylarıyla aktardı. Mektubunda M. Türkay Sonel’in aracının bagajından ceset ve kan kokusu geldiğini öne süren Altaş, o gece yaşananları şöyle kaleme aldı:

"4 Ocak 2020'de 23.00'da Türkay beni YURTKUR'un önüne götürdü. 'Niye buradayız?' dedim. 'Bekliyoruz işte' diye cevapladı. Sonra, simasını göremediğim bir kız, korkarak apar topar içeri girdi. O içeri girdikten sonra da Türkay ile hızlıca oradan ayrıldık. 5 Ocak'ta 12.00 gibi Hanımeli Kafe'ye, 13.00 gibi Valilik Konağı'na gittik. Garaja çekti arabayı. Polis telsizi açıktı... Bir süre sonra bir anons geldi. Türkay içinden küfretti ve bir yere doğru gitmeye başladık. Sonra beni indirdi, 15-20 dakika sonra gelmeyince Türkay'ı aradım. Cevap vermedi. Yanıma hızlıca geldi 'Bin, bin, bin arabaya!' dedi. Savaştan çıkmış gibiydi."


"Silah Üzerindeki Parmak İzlerimi Sildim"

Altaş, mektubun devamında aynı akşam M. Türkay Sonel'in kendisini tekrar araçla aldığını ve koruma polisi Şükrü'yü aratmak istediğini belirterek, "Şükrü'ye mesaj atmamı istedi. Yazmamı istediği mesaj 'Hallettin mi?' idi... Ertesi gün Türkay beni yine arabayla aldı. Yolcu koltuğunda silah vardı. Türkay bana, 'Silah orada kalmış, onu torpidoya koyar mısın?' dedi. Üzerinde Türk bayrağı olan silaha dokundum ama sonra sildim. Türkay bana 'Neden temizliyorsun?' dedi, ben de 'Tabii ki sileceğim' dedim" ifadelerine yer verdi.


"Bir Kızı Öldürdüm, Babam Halletti, Cesedi Gömdük"

Umut Altaş mektubunda, yaşanan olayların ardından M. Türkay Sonel’in kendisine cinayeti bizzat itiraf ettiğini ileri sürdü. Altaş, "Türkay'ların evinde otururken 'Kanka birini öldürdüm, haberin olsun' dedi. 'Ne diyorsun oğlum, saçmalama kimi öldürdün, neden öldürdün' diye sordum. 'Bir kızı öldürdüm, çok bağırıyordu, arabadaydık, dayanamadım kafasına sıktım' dedi. 'Baban ne yaptı?' dedim. Bana gülerek 'Yo, o halletti zaten, ayarladı bir şeyler' dedi. 'Ceset nerede?' dedim. 'Gömdük kanka' dedi. Nereye diye sordum 'Bilmiyorum' dedi" iddiasında bulundu.


Savcılık Sevk Yazısı: "Kamu Gücü Kullanılarak Karanlık Bir İlişki Ağı Kuruldu"


Savcılığın sevk yazısında; şüpheli Tuncay Sonel’e ait cihazlarda yapılan siber veri geri getirme işlemleri sonucunda soruşturmanın seyrini etkileyecek somut kriminal bulgulara ulaşıldığı aktarıldı. Sonel’in, şüpheli Gökhan Ertok’a yönelik talimat ve mesaj içeriklerinin incelenmesi neticesinde taraflar arasında kamu gücünün araç kılındığı hukuka aykırı ve "karanlık" bir ilişki ağının kurulduğu kaydedildi.

Diğer yandan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada, kamu görevlilerinin organize hareket ettiği iddiası savcılığın sevk yazısına da yansıdı. Dönemin Tunceli Valisi ve İçişleri Bakanlığı Müfettişi Tuncay Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu ve eski polis Gökhan Ertok, adli bilişim incelemeleri sonucunda Erzurum 1’inci Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Yazıda ayrıca, şüpheliler Gökhan Ertok ve Şükrü Eroğlu’nun yasal mevzuat ile kamu görevinin sınırlarını aşarak Tuncay Sonel’in şahsi ve illegal amaçlarına hizmet eden müstakil bir yapı gibi hareket ettikleri, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurarak "müşterek fail" sıfatıyla yer aldıkları değerlendirmesi paylaşıldı.

Kaynak: Haber Bülteni