Algı yapmanın da bir sınırı olmalı
Algı yönetimi yapılmak istenirken, ne yazık ki zaman zaman tüm değerler altüst edilebiliyor. Büyüklerimizin dediği gibi; her şeyin fazlası zarar.
Yapılan bir hizmet ne kadar doğru ve yerinde olursa olsun, tanıtımı doğru yapılmadığında vatandaş nezdinde beklenen karşılığı bulamayabiliyor. Bu noktada tanıtım elbette önemlidir. Ancak tanıtım ile algı oluşturma arasındaki ince çizgi aşıldığında, yapılan iyilik amacından sapabiliyor.
Kent lokantalarının düşük ücretle hizmet vermesi, dar gelirli vatandaş açısından doğru ve takdir edilmesi gereken bir uygulamadır. Ancak bu doğruyu, insanların gözüne sokarcasına, siyasi bir algıya malzeme haline getirmek ciddi bir yanlıştır.
“İhtiyaç sahibi vatandaşlara hizmet ediyoruz” denilirken, lokantada yemek yiyen insanların kameralarla çekilmesi, adeta ifşa eder gibi sosyal medyada paylaşılması kabul edilebilir değildir. Bu yaklaşım, hizmet verilen insanları incitmekte, onları birer propaganda unsuruna dönüştürmektedir.
Dahası, vatandaşa yaka mikrofonu takılarak konuşturulması, spontane ve samimi bir tablo çizmekten çok uzaktır. Bu durum, “doğal konuşma” algısını tamamen ortadan kaldırmakta, ortaya son derece ucuz ve yapay bir siyaset görüntüsü çıkarmaktadır.
Ortahisar Belediyesi, dar gelirli vatandaşlara hizmet etme gibi güzel ve insani bir düşünceyle yola çıkmış olabilir. Ancak bu iyi niyetli uygulama, sosyal medya algısına meze edilerek amacının dışına taşınmıştır.
Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi, hem hizmetin ruhuna hem de vatandaşın onuruna saygı açısından zorunludur.
Yapılan hizmet rakamlarla raporlarla gerek sosyal medyada gerek yazılı görsel medyada haberleştirilebilir.
Sosyal belediyecilik; şovla, teşhirle ve algıyla değil, sessiz bir şekilde yapılır.
Algı yapmanın da bir sınırı olmalı
Algı yönetimi yapılmak istenirken, ne yazık ki zaman zaman tüm değerler altüst edilebiliyor.
Bunlar da ilginizi çekebilir