☰
✕
Irak

Irak’ta yeni sayfa: Koalisyonun ardından güvenlik sınavı

Muhammed Aydın, Vakit61.com için kaleme aldığı yazısında koalisyonun çekilmesi sonrası Irak’ı bekleyen güvenlik risklerini ve yeni güç dengesini analiz etti.

Irak'ta Akademisyen- Aktivist ve Erbil
Barış Vakfı YK Üyesi
Muhammed Aydın Vakit61.com için yazdı


Irak Yeni Bir Güvenlik Dengesine Mi Giriyor?

Irak’ın güvenlik tarihinde yeni bir sayfa açılıyor. Fakat bu sayfanın nasıl yazılacağını henüz kimse bilmiyor.

ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyonun askerî misyonu 30 Eylül’de sona eriyor. Tam da bu tarihin arifesinde Kerkük’te, özellikle Altınköprü’de DEAŞ mensuplarıyla yaşanan çatışmalar ve bölgedeki diğer güvenlik olayları, Irak’ın önündeki yeni döneme dair önemli soru işaretleri oluşturuyor.

Tesadüf mü?

Belki.

Ancak bir ülkenin güvenlik mimarisi değişirken, DEAŞ’ın yeniden kırsal alanlarda görünürlük kazandığı bir dönemde bu gelişmeleri sadece sıradan güvenlik olayları olarak görmek de mümkün değil.

Altınköprü’deki operasyonda iki DEAŞ mensubunun öldürülmesi, birinin yakalanması ve patlayıcı kemerlerinin ele geçirilmesi, örgütün Irak’ta tamamen ortadan kalkmadığını bir kez daha gösterdi.

Elbette bu saldırıların koalisyonun çekilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söylemek için bugün elimizde kesin bir kanıt yok. Ancak DEAŞ tehdidinin özellikle Kerkük, Diyala, Selahaddin ve diğer kırsal bölgelerde devam ettiği bir dönemde uluslararası koalisyonun askerî misyonunu sona erdirmesi, Irak açısından yeni bir güvenlik sınavı anlamına geliyor.

Benim endişem tam olarak burada başlıyor.

Irak, DEAŞ’ın yeniden 2014 yılındaki gibi şehirleri ele geçirdiği bir tabloyla karşılaşmayabilir. Ancak kırsal alanlarda faaliyet gösteren küçük hücrelerin artması, güvenlik güçlerine yönelik saldırıların çoğalması ve istihbarat kapasitesinin zayıflaması, ülkenin güvenliğini ciddi şekilde etkileyebilir.

Bunun yanında başka bir sorun daha var.

Koalisyonun çekilmesiyle birlikte Irak’ın hava savunma kapasitesi ve özellikle insansız hava araçları ile füze tehditlerine karşı korunması da daha fazla önem kazanıyor. Irak yalnızca DEAŞ tehdidiyle değil, bölgedeki güç mücadelesinin Irak topraklarına taşınması ihtimaliyle de karşı karşıya.

İran, Türkiye, ABD, Irak Federal Hükümeti, Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Peşmerge güçleri ve Haşdi Şaabi içerisindeki farklı yapılar bundan sonraki güvenlik denkleminde önemli aktörler olmaya devam edecek.

Dolayısıyla 30 Eylül sadece bir çekilme tarihi değildir.

Bence bu tarih, Irak’ta yeni bir güç dengesi döneminin başlangıcıdır.

Irak’ın önündeki en büyük sınav, yabancı güçlerin çekilmesinden sonra ortaya çıkabilecek güvenlik boşluğunu kendi kurumlarıyla doldurabilmesidir.

Eğer DEAŞ saldırıları artar, kırsal bölgelerde güvenlik zafiyeti ortaya çıkar veya Irak toprakları bölgesel çatışmaların hedefi hâline gelirse, bugün sona eren uluslararası askerî misyonun farklı bir biçimde yeniden gündeme gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Çünkü tarihte bazen bir askerî misyon, ilan edildiği gün değil; onu sona erdiren şartlar yeniden ortadan kalktığında geri döner.

Ve Irak bugün tam da böyle bir eşiğin üzerinde duruyor.

ABD’nin çekilmesi gerçekten Irak’taki güvenlik sorumluluğunun Iraklı kurumlara devri mi olacak, yoksa önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek yeni tehditler Washington’ı farklı bir biçimde yeniden Irak’a mı getirecek?

Bunun cevabını 30 Eylül değil, 30 Eylül’den sonra Irak’ta yaşanacaklar verecek.