İçişleri Bakanlığının değişimi sonrası gözler şimdi Emniyet Genel Müdürlüğündeki kadro değişimine çevrildi..Yeni dönemde bir çok ilde Emniyet Müdürleri ile birlikte kadrolarda ve yönetim anlayışında radikal değişimler olacak?
FETÖ İLE SAMİMİ MÜCADELE EDECEK EĶİPLER SUYUN BAŞINDA OLMALI
Fetö ile mücadele noktasında doğru ve yanlışların ayırt edilmesi gerektiğini belirten gazeteci yazar Ahmet Külekçi " Ülkemizin başına bela olup kanayan yarası haline gelen 40 yılımızı çalan bu örgütle mücadele asla yılgınlık olmamalı suyun başında her zaman ehli liyakatlı insanlar tetikte olmalı" açıklamasında bulundu..
İçişleri Bakanlığının değişmesi ile birlikte gözlerin Emniyet Genel Müdürlüğündeki değişimlere ve kadrolara çevrildiğini ifade eden Külekçi" Devletimizin her anlamdaki güvenliğinin en büyük teminatı olan Emniyet Teşkilatında yapılacak değişiklikler de en büyük kriter bana göre FETÖ meselesi olmalı.. Bu örgütün tek bir kişi bile kalmadan temizlenmesini istiyorsak dün de bugün de yarında bu örgütle mücadele mücadele etmiş ve edecek liyakat sahibi kadroların suyun başında olması şart" diye konuştu...
İşte gazeteci yazar Ahmet Külekçi'nin kaleminden çarpıcı tespitler;
EMNİYET’TE NASIL BİR KADROLAŞMA OLACAK
Her bakanlar kurulu değişikliği gündeme geldiğinde kamuoyu tarafından merak edilen ve tüm gözlerin üzerinde olduğu bakanlık İçişleri bakanlığı olmuştur. İçişleri Bakan değişikliğiyle de bu sefer tüm ilgi ve merak özellikle emniyet yeni kadrolarının seçimi ve görevlendirilmesine odaklanmıştır.
Kendi sosyolojisi içerisinde toplumun bu tür merak ve beklentileri anlaşılabilir bir davranıştır. Yaptığı görevin işlevselliği ve kendisine bağlı olan birimlerin etki alanları itibariyle İçişleri Bakanlığı ülke politikalarını belirlemede ve seçmen tercihlerini etkilemede en önemli icraat bakanlığı konumundadır. Ayrıca 9 Temmuz 2018 tarihinde ülkemizde fiili olarak uygulamaya geçilen Başkanlık sistemiyle birlikte kaldırılan Başbakanlık makamının yerine resmi olmasa da fiili olarak ikame eden bir makam olarak da kabul edilmiştir.
TÜRKİYE'NİN BÜTÜN CAN DAMARI BURAYA EMANET
İçişleri Bakanlığı haricindeki diğer Bakanlıklara ilgili İl Şube Müdürlükleri bağlı iken İçişleri Bakanlığına bağlı Valiliklere İl de bulunan ve diğer tüm Bakanlıklara bağlı İl Şube Müdürlüklerinin de amiri durumundadır. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı hem taşra hem de merkezi politikalar anlamında, Türkiye’nin bütün can damarını bilen, haberdar olan ve belirleyen bakanlık olarak diğerlerinden ayrılarak öne çıkmaktadır.
380 BİN KADROYA SAHİP EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE KADRO TERCİHİ
İçişleri Bakanlığı işlevindeki bu çeşitlilik ve kullandığı kamu gücü sebebiyle her dönemde çok fazla önem arz etmektedir.
İçişleri Bakanlığı’yla birlikte gündeme gelen en önemli birimlerden bir tanesi de Emniyet Genel Müdürlüğüdür. Fiili olarak 380 bine 'e yakın personeliyle Türkiye’deki birçok politikanın üretilmesine kaynak olan verilerin toplandığı Emniyet her zaman gündemde kalmaktadır. Her İçişleri bakanı değişikliğiyle hem taşra hem de merkez emniyet müdürleri kadrosunda geniş çaplı bir değişiklik beklenir. Yeni gelen bakanın belirleyeceği kadroyla ulusal ve uluslararası politikalarına uygun olarak ülkedeki güvenlik politikalarını yönlendirmesi ve toplumun nabzını tutması beklenir.
HER ÖNÜNE GELEN KAFASINA GÖRE EMNİYETTEKİ DEGİŞİMLERİ KALEME ALMAMALI
Doğal olarak bu kadar önemli iş ve işlemleri gerçekleştiren ve etkili kamu gücü kullanan bakanlığın en aktif saha birimi olan Emniyet Genel Müdürlüğünde bakan değişikliklerinde kadro değişikliği konusunda gündeme gelmesi ve çeşitli köşe yazılarının kaleme alınması doğaldır. Ancak, bu yazıların dikkatle incelenmesi, satır aralarında verdikleri mesajların iyi analiz edilmesi sağlıklı kadro değişimi için hayati önem taşımaktadır. Yazılar amaç ve söylem olarak incelendiğinde; bazı yazıların, mevcut düzenin devamı, bazıları tarikat cemaatlerin kazandıkları makamları korumaları veya FETÖ terör örgütünün renklendirme adı altında başka tarikat ve cemaat yapılanmalarına sızdığı grupların güç kaybetmesini engellemek için kamuoyu oluşturmak maksatlı yazıldıkları görülmektedir. Hatta bu tür köşe yazıları, bazı etkin küçük grupların kendi fikri kadrolarını korumak için kullandıkları sosyal hareketlilik ve algı operasyonuna dönüşmüş vaziyettedir.
ATAMALARDA FETÖ HASSASİYETİ EN ÖNEMLİ KRİTER OLMALI
Doğru ve ehil kadroları tespit edip devlet için üstün liyakatli personel seçiminde yetenek avcılığı yapıp belirlenen objektif kriterler kapsamında tercihler yapılması, meslek içi umut ve adaleti de geliştirecektir. Bu kriterlerin en başında ülkemiz için yüzyılın felaket olarak gördüğümüz FETÖ terör örgütü ve bu örgütle mücadele anlayışı olmalıdır. FETÖ gibi istihbarat örgütleri saklanmayı ve her şartta sistemde kalmayı becerme üzerine programlandıkları göz önünde bulundurarak yapılan tercihlerde FETÖ hassasiyeti ön planda tutulmalıdır.
KLASİK BASİT SIRADAN VE GÖNÜLSÜZ EKİPLE FETÖ'NÜN DİBİNE İNİLMEZ
17 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleriyle görüldü ki FETÖ terör örgütü aslında buz dağının görünen yüzü olduğu, FETÖ terör örgütünün derin bir yapısı olduğu ve bu yapının da klasik çalışma yöntemleriyle çözülemeyeceğidir. Bununla birlikte ülkemizin bekasını birliğini istikbalini tehdit edecek bu derin yapılara hizmet eden zihniyet ve bu zihniyete bilerek ya da bilmeyerek hizmet eden ülkenin yerel insanların hala mevcut olması milli bir güvenlik sorunu yaratmaktadır. Rus büyükelçisinin öldürülmesi, Dışişleri Bakanlığı ses kayıtlarının basına sızdırılması, MİT tırlarına yapılan komplolar gibi birçok örnekle FETÖ örgütünün habis zihniyeti ve eylemleri devam ettiği görülmektedir.
DÖRT ANA BAŞLIKTA MAHREM YAPILANMASI
FETÖ örgütünü Emniyet Genel Müdürlüğü bağlamında incelendiğinde, kamuda kurumsallaşmak bütün hücrelerine sızmak için kullandığı mahrem yapıları incelemek yerinde olacaktır. FETÖ örgütü özellikle kamu gücü kullanan 4 kurum üzerinde mahrem yapılanma kurmuş ve bu faaliyetlerini büyük bir gizlilik içerisinde gerçekleştirip bir denetime ve kayıt sistemine tabi tutmuştur. Yandaşlarıyla ilgili de örgütte tutma, örgütte yükselme, örgüte bağlılığını test etme anlamıyla bu kayıt sisteminden faydalanmış ve değerlendirme yaptıkları bilgileri yazılı bir arşive çevirerek devlet kayıtlarından daha detaylı bir kayıt tutarak biyografik bir arşiv oluşturmuştur.
FETÖ için devleti kuşatıp dönüştürmek için hayati öneme sahip mahrem yapılanmalar; Emniyet mahrem yapılanması, Askeriye mahrem yapılanması, Mülkiye mahrem yapılanması ve Adliye mahrem yapılanması olmak üzere 4 ana başlıkta toplanmıştır. Mahrem yapılanmaların en büyük özelliği, gizliliği, sürekliliği ve örgüt üst yönetimi tarafından devamlı takip edilerek haklarında tutulan arşivlerin güncellenmesidir. Mahrem yapılanmanın başında her bir kurum için farklı mahrem imamların bulunması ve bu baş imamların altında bölge sorumluları onların altında il sorumluları ve en son olarak da ev abilerinin bulunması ve bu yapılanmanın her bir mahrem yapılanma için ayrı ayrı oluşturulmuş olmasıdır.
Mahrem yapı imamlarının ve onlara bağlı alt grup imamların kod isim kullanması, haberleşmelerinin belirli şifrelere tabi tutulması ve bu amaca uygun iletişim araçlarının kullanılması (Eagle, ByLock, Büfe/ Ankesör ve başka isimlere kayıtlı mahrem mobil hatlar, vb.) buluşmaların aleni olmayıp örtülü vaziyette gerçekleşmesi gibi özel tedbirlerden anlaşılacağı üzere FETÖ için devletin tam olarak ele geçirilmesi veya kuşatılmasında Mahrem yapılar hayati önem taşımaktadır.
GARSON KOD ADLI İTİRAFÇININ ORTAYA KOYDUĞU TESPİTLERDEN DERS ALINMALI
Bu sebeple mahrem yapılanmalar örgütün diğer yapılanmalarından ayrı tuttuğu, gizli bir sistematikle yönetilen birimlerdir. Bu yapılanmalar Öğretmen, esnaf, öğrenci vb. yapıların üstünde bir tasnife ve yönetime tabidir.
Emniyet Mahrem yapılanmasında görevli Garson kod olarak bilinen itirafçının ifadeleri ve beraberinde getirdiği dijital emniyet mahrem yapılanması arşivinde görüldüğü üzere FETÖ terör örgütünün mahrem yapılara önem verdiği kendisinden olan veya kazanmaya daha müsait olanı ve kendisinden olmayan ve devleti kuşatma projesinde kendisine engel olan düşman personel olmak üzere, tüm Emniyet personelini kategorize ettiği ve bu arşivleme işlemine 20 yıla yakın bir süredir çeşitli aralıklarla devam ettiği görülmüştür. Emniyet Mahrem arşivinde kategorize ettiği emniyet mensupları üzerinde bilgi topladığı ve yeteneklerine göre örgüt içerisinde görev verdiği, zafiyeti olan örgüt mensuplarını denetlediği ve kendisine ait olmayan personeli düşman olarak değerlendirdiği kişileri Emniyet teşkilatında de aktif birimlerde çalıştırmayarak pasifleştirdiği görülmüştür.
Emniyet personelin örgüte bağlılığı, ailesinin bağlılığı, çocuklarının, eşinin, kayınpederinin, kayınbiraderinin örgüte bakışı, bunun yanında kendisine düşman olarak kategorize ettiği emniyet mensuplarının etki dışı kalmasını sağlayacak zafiyetleri gibi değerlendirmelerin bulunduğu, bu Mahrem arşiv bilgilerinin Emniyet personelinin sohbet arkadaşlarının, sohbet sorumlularının, devre arkadaşlarının, çalışma arkadaşlarından edinen bilgiler olduğu bu bilgileri daha sonra kendi kontrolünde bulunan istihbarat birimlerine sağlaması yaptırarak nihai kayıt yaptıkları, bu sebeple Mahrem yapılanmanın arşivinin güvenirliğinin üst düzeyde olduğu görülmüştür
HAYATININ HİÇ BİR ALANINDA FETÖ'NÜN YANINDA OLMAYANLAR FİŞLENDİ!
Örgüt tam bir gizlilik halinde doğruluğu yüksek bir fişleme sistemiyle emniyet mahrem yapılanması tarafından tüm personeli fişlemiştir. Bu fişleme de kendisine düşman olarak gördüğü grubu (F) Kodu ile tanımlamış ve “hayatının hiçbir bölümünde hizmet harekâtına katılmamış ve bize düşmanlıkla yaklaşan kişiler” olarak tasnif etmiştir. FETÖ (F) kodlu örgüte düşman olarak tasnif ettiği kişileri çalıştığı önemli birimlerden daha kızak görevlere gelmesi için üst yönetime ve siyasilere telkinlerde bulunmuş ve bunda geçmiş yıllarda başarılı olmuştur.
Mahrem yapı verilerinin doğruluğunu zaman içerisinde alınan ifadeler, 17 /25 Aralık ve 15 Temmuz hain kalkışmasında pasif davrandığı için adli ve idari soruşturma geçiren emniyet personelinin darbe sonrası ele geçirilen Emniyet Mahrem arşivindeki kodlamalarla örtüştüğü ve örgüt tarafından mensup olarak fişlendiği, FETÖ (F) kodu ile düşman olarak tanımladığı Emniyet personelinin de darbe öncesi olduğu gibi darbe sonrası da geride bıraktığı uyuyan deşifre olmamış elemanları sayesinde görev verilmesini engellemeye çalıştığı örgütün tekrar mevzi kazanması için F kodlulara görev verilmemesini bir yöntem olarak benimsemiştir.
GÖREVDEN ALINAN EMNİYET MÜDÜRLERİNİN F KODLU OLMASI MANİDARDIR
Emniyet Genel Müdürlüğünün üst kadrolarının şekillenmesinde listeler tarikatlar cemaatler aidatlardan ziyade günümüzün zehri olan FETÖ terör örgütünün mücadele azmi göz önünde bulunarak tercihler yapılması kaçınılmazdır
İçişleri Bakanı değişikliğiyle yeni dönemde yapılacak değişikliğin kapsamı sayısı ve niteliği bilinmemekle birlikte en azından emniyet teşkilatının güvenlik politikalarına yön veren merkez kadrolar ve Ülke asayişinin gözdesi Büyükşehir Belediyesi olan İl müdürlüklerinin atamaları yapılırken FETÖ mahrem yapılanmasındaki arşiv değerlendirmelerin de dikkate alınarak örgütsel anlamda sterilliği arşivlerle sabit bir kadronun Türkiye’nin gelecekteki kurumsal yapısının gelişmesine katkı sağlayacak ve FETÖ ile mücadeledeki kararlılığa vurgu yapacaktır.
2023 yılı ile başlayan bir önceki İçişleri Bakanı döneminde %80'e varan Emniyet üst personeli görevden alınmış, daha sonraki süreçte bu şekilde görevden almalar devam etmiştir. Görevden alınan Emniyet Müdürlerinin ve Daire Başkanlarının hepsinin (F) kodlu olması manidardır.
EMNİYET TEŞKİLATI NE KADAR İYİ MOTİVE OLURSA TOPLUMSAL KARŞILIĞI O KADAR ANLAM KAZANIR
Emniyet teşkilatı, özellikle bizim gibi çoklu kültürlerin yaşadığı topraklarda çok önemlidir. Alışılageldiği üzere emniyet adaletin ilk kapısı olarak bilinir ama bunun yanında ve ötesinde sosyal dönüşümü, sosyal buhranları, toplumsal patlamayı önceden sezen bir erken uyarı görevi yapmaktadır. Emniyet teşkilatı vücudun bademciği gibi düşünülebilir toplumsal olaylardan tutunda, futbol maçlarına, mitinglere, vb birçok olayda görev yaparak oradaki halkımızla hem hal olmuş, onların seçmen tercihini, adalet anlayışını, ekonomik anlayışını, ahlak anlayışının ne yöne evrildiğini görebilecek bir ortama sahip olmuştur. Emniyet teşkilatı iyi analiz edildiğinde toplumsal dönüşüm hakkında fikir beyan edebilecek sosyal verileri toplayacak iyi bir gözlem yeridir.
81 il 922 ilçede var olması sebebiyle tüm bölgelerdeki her eğitim ve ekonomik katmanlarında ölçüm yapma fırsatına sahiptir. En önemlisi de statüsü ne olursa olsun polisle hem hal olan halk kitlesinin duygusu düşük mağdur şikayetçi pozisyonda olması, duygusal kırılganlık içerisinde bulunduğu bir zorbalığa tabi olduğu, ailesinden, çocuklarından endişe duyduğu, ekonomik olarak dolandırıldığı yani hayallerinin yıkıldığı ve bununla ilgili dertleşmek ve hakkını aramak için geldiği ilk kapı olması sebebiyle polisin söylemleri polisin tavırları, müracaat için gelen bu kırılgan halk kitlesinde derin etkiler bırakması kaçınılmazdır.
Mağdur olarak geldiğinde Emniyetteki güler yüz ve bilinçli yaklaşım neticesinde polisin ona yaptığı telkin, şahsın alıcılarının açık olması sebebiyle etkili olacaktır. Bu şekilde yaklaşımla hükümet politikaları, güvenlik politikalarından etkilenip benimsediği o mağduriyetine yardım eden polisin söylemlerinden etkilendiği görülmüştür. Bunun seçmen tercihlerini değiştirmeye kadar ileri gittiği de bilinmektedir. Ama bu bilinçte olan kadroların bulunması onlarla birlikte yeni bir umutla alt rütbe personelin motive edilmesi gerekmektedir.
Ülkemizin jeopolitik konumu komşu devletlerdeki güncel tehditler, düşük yoğunlukta çatışmalar ve savaşlar göz önüne alındığında iç cepheyi sağlam tutmak için Emniyet teşkilatının riskleri algılayabilen milli politikalara duyarlı bilgili rol model olacak birim amirleriyle yönetilmesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekası toplumun kaynaşması, huzuru ve farklı kültürlerin birbirine anlayışının temini için vazgeçilmezdir.