Politika

Başkent siyasetinde yeni gelişme:Yavaş CHP’den ayrıldı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP’den istifa ettiğini açıkladı. Yavaş, belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini duyurdu.

Son dakika! Mansur Yavaş CHP’den istifa etti: Yoluna bağımsız devam edecek

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini açıkladı. Uzun süredir siyasi geleceği tartışılan Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla kararını kamuoyuna duyurdu. Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdürecek.

Türkiye siyasetinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 23 Eylül 2026 Çarşamba günü yaptığı açıklamayla CHP üyeliğinden ayrıldığını duyurdu. İhlas Haber Ajansı'nın (İHA) da duyurduğu istifa kararı, Yavaş’ın siyasi geleceğine ilişkin tartışmaların ardından geldi.

Mansur Yavaş kararını sosyal medyadan duyurdu

Sosyal medya hesabından kapsamlı bir açıklama yayımlayan Yavaş, istifa kararının uzun değerlendirmeler sonucunda alındığını belirtti.

Yavaş, açıklamasında siyasi kararların öfke veya kırgınlıkla değil, sorumluluk bilinciyle alınması gerektiğini ifade ederek CHP üyeliğinden ayrıldığını ve siyasi hayatına bağımsız olarak devam edeceğini bildirdi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına devam edecek

Yavaş’ın istifasıyla birlikte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdürüp sürdürmeyeceği de gündeme geldi.

Yavaş, açıklamasında bağımsız olarak yoluna devam edeceğini belirterek belediye başkanlığı görevini bırakmayacağını duyurdu. Böylece Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde Yavaş’ın bağımsız belediye başkanı olarak görev yapacağı yeni bir dönem başladı.

Erdoğan ile görüşmesi gündem olmuştu

Mansur Yavaş’ın siyasi geleceği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 9 Eylül’de gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yeniden tartışılmaya başlanmıştı.

Yavaş, söz konusu görüşmede Ankara’nın sorunlarının, metro yatırımlarının ve belediye projelerinin ele alındığını açıklamıştı. Parti değiştireceği yönündeki iddialara ise görüşmeden siyasi sonuçlar çıkarılmasına karşı olduğunu belirterek yanıt vermişti.

Yeni bir partiye katılacak mı?

CHP’den ayrıldığını açıklayan Mansur Yavaş, siyasi hayatına bağımsız olarak devam edeceğini bildirdi. Herhangi bir siyasi partiye katılacağına ilişkin ise açıklamasında kesinleşmiş bir karar duyurmadı.

Yavaş’ın istifasının ardından Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki siyasi dengeler ve belediye yönetimindeki yeni süreç de gündemin başlıkları arasında yer alıyor.

ABB Başkanı Mansur Yavaş'ın istifa ettiğini açıkladığı sosyal medya paylaşımı

Sevgili Hemşehrilerim, Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir. Bugünün kararında böyle bir karardır. 19 Mart'la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye'de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir zamanda devam ediyor.

Bu süreç boyunca ne gidildiğini, neye itiraz edildiğimi ve nasıl bir yol tavsiyemi açıkça ifade ettiğinizi. Bugün bunlar çok uzun bir tekrar olmayacak. Dün ne söyledim, bugün aynı yerdeyim. Düşüncelerimde yaşanabilecek bir şey yok. Ancak bazı hususların eksikliğini azaltmak zorundayım. Benim partililikten anladığım; Sahip olduğunuz paranın özgürlüğünü vermek, boyuta güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil edilen siyasi yapı millet nezdinde itibar kazanmak ve saygınlığıyla yerine getirmektir. Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir faaliyetin içinde olmadım. Tam olarak; Ankara'da belediyeciliğin ayrımını yapmadan, şeffaf, hesap verebilirliği ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini çalıştırmaya çalıştık. Bunu yalnızca ben söylemiyorum.

Ankara'da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşların ortaya koyduğu teveccüh bunun açık bir göstergesidir. Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; Görev süreleri boyunca partimin adına leke getirmiş, Türkiye'deki örnek kayıt işlerine imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirilmişler. Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.

Kişinin hiçbir zaman siyasi partilerin yerine geçmesi. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım. Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır: Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isteği tabanda o birlik sağlayabilir. Biz bunu Ankara'da başardık. Farklı siyasi görüşlerden yüzlerce insanın aynı iradenin çevresinde buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy sormadık. Hiç kimsenin siyasi varlığı nedeniyle diğerinden ayrılmadık. Çünkü bizim için herkes mümkündür. Her zaman şunu söyledim: Türkiye'de demokratik bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirinin tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.

Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden sürdürülen süreci Cumhuriyet Halk Partisi'nde derin bir ayrılabilirya yol açabileceği ve bunun yalnızca CHP'ye değil, Türkiye'de demokratik siyaset uğruna zarara uğratılarak ifade edildiği. Daha önce,parti içinde şahsımla veya izlediğim tavırlarla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gerekliliğini yapacağımı söylemiştim. Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi bölümlerden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ederken kamuoyunun takdirlerine sunuyorum.

Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım. Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğimiz, seçimler sırasında orada duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan ömrüm boyunca teşekkür edeceğim. Bir başka konuda da tavrım son derece açısından. Vatandaşlarımızın siyaseti ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun seçiminde değil, kendimizde çalışıyoruz. İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir. Bu nedenle seçimin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de buluyorum.

Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.