<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Vakit61 Haberin Vakti</title>
    <link>https://www.vakit61.com</link>
    <description>Vakit 61 | Trabzon ve Karadeniz'den Güncel Yerel Haberler
Trabzon başta olmak üzere Karadeniz bölgesinden en yeni, doğru ve tarafsız yerel haberler Vakit 61'de! Siyaset, spor, ekonomi, hava durumu ve daha fazlası için takipte kalın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.vakit61.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 16 Jul 2026 04:32:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençleri tehdit eden sessiz tehlike! Akciğer sönmesi aniden ortaya çıkabiliyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/gencleri-tehdit-eden-sessiz-tehlike-akciger-sonmesi-aniden-ortaya-cikabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/gencleri-tehdit-eden-sessiz-tehlike-akciger-sonmesi-aniden-ortaya-cikabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Batıkent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murat Yüzüak, özellikle gençlerde; aniden başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığının, pnömotoraks (akciğer sönmesi) ve pulmoner emboli gibi acil müdahale gerektiren hastalıkların belirtisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Ümit Batıkent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murat Yüzüak, özellikle gençlerde; aniden başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığının, pnömotoraks (akciğer sönmesi) ve pulmoner emboli gibi acil müdahale gerektiren hastalıkların belirtisi olabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Uzm. Dr. Murat Yüzüak, genç hastalarda ani gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığının en önemli nedenlerinden birinin spontan pnömotoraks, yani halk arasında bilinen adıyla akciğer sönmesi olduğunu ifade ederek, "Akciğer zarları arasına hava kaçması sonucu gelişen pnömotoraks, özellikle gençlerde daha sık görülüyor. Hastalar aniden başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığıyla acil servise başvuruyor. Yapılan akciğer grafisiyle tanı konulabiliyor. Gerekli cerrahi müdahalenin ardından akciğer yeniden genişletilerek hastanın şikâyetleri giderilebiliyor" diye konuştu.<br />
<br />
"Göğüs ağrısı ve nefes darlığının akut ve kronik nedenleri var"<br />
Göğüs ağrısı ve nefes darlığının hem akut hem de kronik hastalıklara bağlı gelişebileceğini belirten Yüzüak, KOAH ve astım gibi kronik akciğer hastalıklarında yaşanan alevlenmelerin de nefes darlığını artırarak hastaların acil servise başvurmasına neden olabildiğini söyledi. Bu şikâyetlerin akut ve kronik nedenler olarak iki grupta değerlendirebileceğini aktaran Dr. Yüzüak, "Özellikle akut gelişen tablolar hayati risk oluşturabilir ve zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gerekir" dedi.<br />
<br />
"Pulmoner emboli tanısı gecikmemeli"<br />
Pulmoner embolinin de ani göğüs ağrısı ve nefes darlığına yol açabilen, yaşamı tehdit eden hastalıklardan biri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Murat Yüzüak, bu hastalığın mutlaka akılda tutulması gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Murat Yüzüak, ani başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığının basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Pnömotoraks ve pulmoner emboli gibi hastalıklarda erken tanı hayat kurtarır. Bu nedenle özellikle aniden gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/gencleri-tehdit-eden-sessiz-tehlike-akciger-sonmesi-aniden-ortaya-cikabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/a134eebf-be8c-4d8e-bf27-818e37e28645.png" type="image/jpeg" length="35031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu belirtileri hafife almayın! Tükenmişlik sendromu hayatınızı ele geçirebilir]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/bu-belirtileri-hafife-almayin-tukenmislik-sendromu-hayatinizi-ele-gecirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/bu-belirtileri-hafife-almayin-tukenmislik-sendromu-hayatinizi-ele-gecirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maltepe Ersoy Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Levent Turhan, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo ve iş stresinin tetiklediği tükenmişlik sendromu hakkında önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Ersoy Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Levent Turhan, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo ve iş stresinin tetiklediği tükenmişlik sendromu hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uz. Dr. Turhan, "Dinlenmenize rağmen geçmeyen bir yorgunluk ve motivasyon kaybı yaşıyorsanız bu durum ruhsal sağlığınızı tehdit eden ciddi bir boyut kazanmış olabilir" dedi.<br />
Modern yaşamın hızla artan temposu ve sürekli ulaşılabilir olma baskısı, çalışanlar üzerinde kronik bir stres yükü oluşturmaya devam ediyor. Zamanında yönetilemeyen bu stresin bir süre sonra fiziksel, zihinsel ve duygusal kaynakların tamamen tükenmesiyle sonuçlandığını belirten Maltepe Özel Ersoy Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Levent Turhan, özellikle yoğun sorumluluk taşıyan meslek gruplarını uyardı.<br />
<br />
"İş stresi ile tükenmişliği karıştırmayın"<br />
Her iş stresinin tükenmişlik anlamına gelmediğini vurgulayan Uz. Dr. Levent Turhan aradaki farka dikkat çekerek, "İş stresi yaşayan kişi yoğun baskı altındadır ve gergindir ama enerjisini koruyabilir. Güzel bir tatil veya dinlenme sonrasında hızla toparlanır. Ancak tükenmişlik sendromunda durum çok farklıdır. Enerji kaynakları tamamen kurumuş gibidir; kişi dinlense bile toparlanamaz, işine karşı tüm motivasyonunu ve ilgisini kaybeder. Başlangıçta sadece iş hayatını etkileyen bu kriz, zamanla aile ve sosyal yaşam kalitesini de tamamen yerle bir edebilir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Belirtiler sinsice ve yavaş yavaş gelişiyor"<br />
Tükenmişliğin bir anda ortaya çıkmadığını; belirtilerin zamana yayılarak sinsice ilerlediğini ifade eden Turhan, muhtemel sinyalleri ise şu şekilde aktardı:<br />
"Fiziksel olarak sürekli yorgunluk, sabahları hiç uyumamış gibi uyanma, geçmeyen baş ve kas ağrıları ile sık hastalanma en belirgin işaretlerdir. Duygusal boyutta ise yoğun bir umutsuzluk, öfke, tahammülsüzlük ve içe dönük bir boşluk hissi baş gösterir. Kişi zihinsel olarak dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve karar vermede güçlük yaşarken; davranışsal olarak da işe gitmek istememe, sosyal çevreden kaçma, işleri sürekli erteleme ve alkol-sigara kullanımında artış gibi eğilimler sergiler."<br />
<br />
"Mükemmeliyetçiler ve bazı meslek grupları açık hedef"<br />
Tükenmişlik sendromunun herkesi etkileyebileceğini ancak özellikle bazı gruplarda riskin çok daha yüksek olduğunu aktaran Turhan, "Özellikle insanla doğrudan temas kuran ve yüksek sorumluluk gerektiren mesleklerden hekimler, hemşireler, öğretmenler, yöneticiler, avukatlar, bankacılar ve çağrı merkezi çalışanları risk altındadır. Bunun yanı sıra evde bakım veren aile bireyleri ile yapısal olarak mükemmeliyetçi kişilik özelliğine sahip bireyler bu sendroma çok daha yatkındır. İş süreçlerinde kontrol eksikliği, takdir edilmeme ve iş-özel hayat dengesinin bozulması süreci hızlandıran temel nedenlerdir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Tükenmişlik doğrudan depresyon değildir ama zemin hazırlar"<br />
Tükenmişlik sendromunun depresyonla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Uz. Dr. Levent Turhan, şu ifadelere yer verdi:<br />
"Tükenmişlik doğrudan depresyon demek değildir, daha çok işle ilişkili kronik stresin bir sonucudur. Ancak çok uzun süre müdahale edilmeden devam eden tükenmişlik vakaları, bir süre sonra kişide klinik depresyon ve anksiyete bozukluğu gelişimine ciddi şekilde zemin hazırlar. Bu nedenle iki tablonun uzman tarafından doğru ayrıştırılması ve tedavi planının geciktirilmeden yapılması gerekir."<br />
<br />
"Tedavide ilk adım sınırlar koymak ve profesyonel destek"<br />
Son olarak rahatsızlığın çözüm yollarına değinen Uz. Dr. Turhan, şu ifadelere yer verdi:<br />
"Tedavide ilk adım tükenmişliğe yol açan kök stres kaynaklarını net bir şekilde belirlemektir. Psikoterapi süreci bu aşamada çok değerlidir; kişi stres yönetimini, hayır diyebilmeyi ve sağlıklı sınırlar koymayı öğrenir. Yaşam tarzında yapılacak düzenli uyku, egzersiz, sosyal destek ve hobilere zaman ayırma gibi hamleler toparlanmayı hızlandırır. Eğer tabloya depresyon veya yoğun kaygı eşlik ediyorsa, psikiyatri uzmanı kontrolünde ilaç tedavisi planlanmalıdır. Haftalarca süren bir yorgunluk, iş performansında belirgin düşüş ve sürekli mutsuzluk varsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/bu-belirtileri-hafife-almayin-tukenmislik-sendromu-hayatinizi-ele-gecirebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/d50fde80-76ce-4393-a6ff-4b3a119dbbd8.png" type="image/jpeg" length="30722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sezgin Mumcu'dan doktorlara vefa mesajı! "İyi ki varsınız"]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/sezgin-mumcudan-doktorlara-vefa-mesaji-iyi-ki-varsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/sezgin-mumcudan-doktorlara-vefa-mesaji-iyi-ki-varsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu'nun babası Mehmet Mumcu, ani rahatsızlığı sonucu geçirdiği ameliyatın ardından sağlık durumunun iyi olduğu bilgisi verildi.Tedbir amaçlı yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu'nun Babası Mehmet Mumcu Ameliyat Sonrası Yoğun Bakıma Alındı</strong></h3>

<p>AK Parti Trabzon İl Başkanı <strong>Dr. Sezgin Mumcu'nun babası Mehmet Mumcu</strong>, ani rahatsızlığı sonucu geçirdiği ameliyatın ardından yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık durumunun yakından takip edildiği öğrenilirken, gelişmenin ardından çok sayıda isim hastaneye giderek geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<p>Ameliyat sürecinin ardından Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Ahmet Metin Genç</strong>, AK Parti Trabzon İl Başkan Yardımcıları ve AK Parti Ortahisar İlçe Başkanı <strong>Dr. Seyit Hisoğlu</strong>, vakit kaybetmeden hastaneye giderek Mehmet Mumcu'yu ziyarete gittiler.. Heyet, Dr. Sezgin Mumcu ve ailesine geçmiş olsun dileklerini ileterek acil şifalar temennisinde bulundu.</p>

<p>Yaşanan gelişmenin ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan <strong>Dr. Sezgin Mumcu</strong>, babasının tedavi sürecinde büyük emek veren sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p>

<p>Mumcu paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>"Kıymetli babamın rahatsızlığı ile yakından ilgilenen ve acil müdahalesini yapan çok değerli hocalarım Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Prof. Dr. Sibel Gazioğlu, Prof. Dr. Hasan Dinç, Doç. Dr. Şükrü Oğuz'a ve ilgilenen tüm meslektaşlarıma çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin."</strong></p>

<p>Dr. Sezgin Mumcu'nun paylaşımına kısa sürede çok sayıda yorum gelirken, vatandaşlar ve partililer <strong>Mehmet Mumcu'ya geçmiş olsun ve acil şifa</strong> dileklerini iletti.</p>

<p><strong>Vakit61</strong> olarak Mehmet Mumcu'ya Allah'tan acil şifalar diliyor, Mumcu ailesine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.</p>

<p><img height="1536" src="https://vakit61com.teimg.com/vakit61-com/uploads/2026/07/745686412-1665760471180592-2688924002678750109-n-2.jpg" width="2048" /></p>

<p><img height="1366" src="https://vakit61com.teimg.com/vakit61-com/uploads/2026/07/745524930-4443807399219606-3743817848400626044-n.jpg" width="2048" /><img height="2729" src="https://vakit61com.teimg.com/vakit61-com/uploads/2026/07/745341882-1387584539912742-6837481909259980544-n.jpg" width="4096" /><img height="1366" src="https://vakit61com.teimg.com/vakit61-com/uploads/2026/07/746661058-4443807405886272-7605450076962152741-n.jpg" width="2048" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/sezgin-mumcudan-doktorlara-vefa-mesaji-iyi-ki-varsiniz</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/383195ce-75dc-418f-b1e8-0385b311148f.png" type="image/jpeg" length="93031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklarda klima kullanırken dikkat! Yanlış kullanım hastanelik edebilir]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/sicaklarda-klima-kullanirken-dikkat-yanlis-kullanim-hastanelik-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/sicaklarda-klima-kullanirken-dikkat-yanlis-kullanim-hastanelik-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle vatandaşlar serinlemek için evde, iş yerinde ve araçlarda klima kullanımını artırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde etkisini sürdüren sıcak hava dalgasıyla birlikte klima kullanımı da artarken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, klimanın boyun fıtığına neden olmadığına dikkat çekerek, yanlış kullanımın kas spazmı ve boyun tutulmasına yol açabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle vatandaşlar serinlemek için evde, iş yerinde ve araçlarda klima kullanımını artırdı.</p>

<p>Uzmanlar ise özellikle uzun süre doğrudan klimaya maruz kalmanın kas ve eklem sağlığını olumsuz etkileyebileceğini, ayrıca bakımı yapılmayan klimaların enfeksiyon riski oluşturabileceğini belirtiyor.<br />
<br />
"Klimaların bakımı mutlaka yapılmalı"<br />
İHA'ya konuşan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, klima kullanılmadan önce periyodik bakımının yaptırılması gerektiğini belirterek, "Klimanın en büyük zararı, bakımının ihmal edilmesidir. Temizliği yapılmayan klimalarda biriken mikroorganizmalar ciddi enfeksiyonlara ve ağır akciğer hastalıklarına neden olabilir. Bu nedenle klima kullanılmaya başlanmadan önce mutlaka bakımının yaptırılması gerekiyor" dedi.<br />
<br />
"Klima boyun fıtığı yapmaz"<br />
Toplumda klimanın boyun fıtığına neden olduğuna ilişkin yanlış bir inanış bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Şen, "Klima boyun fıtığı yapmaz. Eğer kişide romatizmal bir hastalık varsa ya da terliyken klimaya maruz kalırsa, soğuğun etkisiyle kaslarda spazm oluşabilir. Bu da halk arasında boyun tutulması olarak bilinen ağrıya neden olur. Boyun fıtığında ise ağrı kürek kemiğinden başlayıp kola doğru yayılır. Kas spazmına bağlı ağrıda ise kişi boynunu çevirmekte ve hareket ettirmekte zorlanır, ağrı belirli bir noktada hissedilir" diye konuştu.<br />
<br />
"Klima doğrudan vücuda üflememeli"<br />
Klimaların doğru şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Sıcak havalarda klimasız yaşamak zor olabilir ancak klimanın hava akımı hiçbir zaman doğrudan kişinin üzerine gelmemeli. Klima yukarıya ya da yanlara doğru ayarlanmalı, doğrudan boyun ve sırt bölgesine üflememelidir. Böylece kas spazmı ve boyun tutulması gibi şikayetlerin önüne geçilebilir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/sicaklarda-klima-kullanirken-dikkat-yanlis-kullanim-hastanelik-edebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 05:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/9a5ec5cd-43f0-4285-8346-492b6ce900fd.png" type="image/jpeg" length="40621"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle mücadelede tarihi adım! Türk bilim insanlarından dünya çapında başarı]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/kanserle-mucadelede-tarihi-adim-turk-bilim-insanlarindan-dunya-capinda-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/kanserle-mucadelede-tarihi-adim-turk-bilim-insanlarindan-dunya-capinda-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği tarafından yürütülen çalışmayla mide kanserinin öncüsü kabul edilen 'intestinal metaplazi'nin ilaç tedavisiyle geriletilebildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği tarafından yürütülen çalışmayla mide kanserinin öncüsü kabul edilen 'intestinal metaplazi'nin ilaç tedavisiyle geriletilebildiğini ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağırsak antiseptiği olarak kullanılan rifaksimin (rifaximin) etken maddeli ilacın 'intestinal metaplazi' üzerindeki etkisini ortaya koyan çalışma, uzmanlara göre dünya tıp literatüründe farmakolojik olarak intestinal metaplazinin geriletildiğini gösteren ilk bilimsel araştırma olma özelliğini taşıyor.</p>

<p><br />
Çalışmayı yürüten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Gökhan Aydın, intestinal metaplazinin mide kanseri gelişiminden önce ortaya çıkan en önemli prekanseröz lezyonlardan biri olduğunu belirterek, bugüne kadar bu lezyonu doğrudan gerilettiği bilimsel olarak kanıtlanmış herhangi bir farmakolojik tedavinin bulunmadığını söyledi.<br />
Mevcut yaklaşımın daha çok risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu ifade eden Aydın, "İntestinal metaplazi, mide kanserinin öncüsü kabul edilen bir lezyondur. Bugüne kadar hastalara sigaranın bırakılması ve Helicobacter pylori eradikasyonu gibi koruyucu yaklaşımlar öneriliyor. Ancak metaplaziyi doğrudan gerilettiği gösterilmiş bir tedavi bulunmadığı için hastalar endoskopik takip programına alınıyordu" dedi.<br />
<br />
"Patoloji sonuçlarında anlamlı gerileme tespit ettik"</p>

<p><br />
Araştırmanın çıkış noktasının, farklı gastroenterolojik hastalıklarda kullanılan rifaksiminin muhtemel etkileri olduğunu belirten Dr. Aydın, daha önce endoskopi uygulanmış ve belirli süre rifaksimin tedavisi almış hastaların kayıtlarını geriye dönük olarak incelediklerini söyledi.<br />
Patoloji sonuçlarının karşılaştırıldığını belirten Aydın, "Endoskopi ve patoloji bulgularını değerlendirdiğimizde intestinal metaplazinin anlamlı düzeyde gerilediğini gözlemledik. Literatür taramalarımızda ise metaplaziyi farmakolojik olarak gerilettiğini gösteren benzer bir ajan çalışmasına rastlamadık. Bu yönüyle çalışmamızın önemli olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.<br />
<br />
-"Dünya literatüründe bir ilk"</p>

<p><br />
Gastroenteroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger ise çalışmanın bilimsel açıdan önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek, "Bu çalışma, farmakolojik olarak intestinal metaplaziyi gerilettiği gösterilen dünya literatüründeki ilk çalışmadır. Şimdiye kadar intestinal metaplaziyi doğrudan ilaç tedavisiyle gerilettiğini ortaya koyan herhangi bir çalışma bulunmuyordu. Bu yönüyle bilim dünyasında bir ilki temsil etmektedir" dedi.<br />
Mide kanserinin ani gelişen bir hastalık olmadığını, belirli biyolojik evrelerden geçerek ortaya çıktığını vurgulayan Dülger, "Bu sürecin en kritik aşamalarından biri intestinal metaplazidir. Eğer bu öncül lezyonu erken dönemde geriletebilirsek mide kanserinin gelişimini de önleme şansı doğabilir. Çalışmanın en büyük klinik önemi, mide kanserine dönüşebilecek öncül bir lezyonun ilaçla geriletilebileceğini ortaya koymasıdır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Dünya genelinde yüz milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor"</p>

<p><br />
İntestinal metaplazinin dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dülger, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 7 ila 10'unda mide kanserinin öncüsü kabul edilen intestinal metaplazinin görüldüğünü belirterek, bunun yaklaşık 500 ila 600 milyon yetişkini ilgilendirdiğini söyledi.<br />
Türkiye'de de mide biyopsilerinde intestinal metaplazi görülme oranı yüzde 7 ila 15 arasında değişmektedir. Karadeniz Bölgesi'nde ise, intestinal metaplazi görülme sıklığı yaklaşık yüzde 7 ila 10 arasında olduğu görülmektedir. Giresun ve Ordu'nun toplam nüfusu dikkate alındığında yetişkin nüfus içerisinde yaklaşık 40 ila 50 bin kişide mide kanserinin öncüsü olan intestinal metaplazi bulunabileceği öngörülebilir. Bu nedenle erken tanı, endoskopik takip ve uygun tedavi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.</p>

<p><br />
Yürüttükleri çalışmada, rifampisin türevi, emilmeyen yarı sentetik bir antibiyotik olan rifaksiminin altı aylık aralıklı tedaviyle intestinal metaplaziyi geriletebildiğini gösterdiklerini belirten Dülger, "Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Takır ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Gökhan Aydın ile yaptığımız bu çalışma Avrupa'nın önde gelen bilimsel dergilerinden birinde yayımlanarak dünya tıp literatürüne girdi" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GİRESUN, Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/kanserle-mucadelede-tarihi-adim-turk-bilim-insanlarindan-dunya-capinda-basari</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/c7398040-e421-4bca-a2ea-d761929c98d0.png" type="image/jpeg" length="63751"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlık düğmeye bastı! Sağlık sisteminde kapsamlı değişiklikler geliyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/bakanlik-dugmeye-basti-saglik-sisteminde-kapsamli-degisiklikler-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/bakanlik-dugmeye-basti-saglik-sisteminde-kapsamli-degisiklikler-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı "Sağlıkta Haklar ve İletişim Yönetmeliği" taslağına göre, hastaların tıbbi müdahalelere ilişkin onayları elektronik ortamda alınabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlığın taslağı hazır:</p>

<p>Sağlıkta dikkat çeken<br />
değişiklikler yolda</p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı "Sağlıkta Haklar ve İletişim Yönetmeliği" taslağına göre, hastaların tıbbi müdahalelere ilişkin onayları elektronik ortamda alınabilecek. Taslakta ayrıca hasta ve çalışan başvuruları için dijital sistem kurulması, "önceden açıklanmış sağlık isteği" uygulaması ile sağlık çalışanlarına yönelik "Beyaz Yardım" destek sisteminin hayata geçirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Hastaların tıbbi müdahalelere ilişkin rızalarının elektronik ortamda alınabilmesinin önü açılacak. Böylece tıbbi onay süreçlerinin dijital ortamda kayıt altına alınması, doğrulanması ve arşivlenmesi mümkün olacak.</p>

<p>Hasta ve sağlık çalışanlarının şikâyet, talep ve başvurularını elektronik ortam üzerinden iletebilmesi de planlanıyor. Bu kapsamda Hasta ve Çalışan Hakları Başvuru Sistemi (HÇHBS) kurulacak. Başvurular sistem üzerinden takip edilecek.</p>

<p>HÇHBS aracılığıyla yapılan başvuruların öncelikle yerinde çözüm ve uzlaşı yöntemiyle sonuçlandırılması hedefleniyor. Uzlaşı sağlanamayan başvurular ise komisyonlara, il koordinatörlüklerine ve il kurullarına iletilebilecek.</p>

<p>Taslakta ayrıca "önceden açıklanmış sağlık isteği" kavramına da yer veriliyor. Buna göre kişi, ileride bilinç kaybı, ağır hastalık veya benzeri nedenlerle sağlık kararlarını veremeyecek duruma gelmesi ihtimaline karşı, hangi tedavileri kabul edip etmeyeceğini önceden belirleyebilecek. Bu beyan yazılı veya dijital ortamda kayıt altına alınabilecek ve sağlık hizmeti sunucuları tarafından dikkate alınacak.</p>

<p>Düzenleme, demans hastalığı, yoğun bakımda makineye bağlı yaşam gibi kişinin karar verme yetisini kaybedebileceği durumları da kapsıyor.</p>

<p>ŞİDDETE KARŞI YENİ 'TEDBİR': BEYAZ YARDIM<br />
Taslak yönetmelikte sağlık çalışanlarının güvenliğine yönelik düzenlemeler de yer alıyor.</p>

<p>Buna göre sağlık kurum ve kuruluşları, sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik programlar hazırlamakla yükümlü olacak. Yaşanan şiddet olaylarının yanı sıra “ramak kala” olarak tanımlanan, şiddetle sonuçlanmayan ancak ciddi risk oluşturan olaylar da kayıt altına alınacak ve incelenecek.</p>

<p>Şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarına psikososyal destek verilmesi zorunlu olacak. Taslak yönetmelik ayrıca sağlık kurumlarına; meydana gelen şiddet olaylarının nedenlerini araştırma ve kök neden analizi yapma yükümlülüğü getiriyor.</p>

<p>Sağlık çalışanları için “Beyaz Yardım” adıyla yeni bir destek sistemi kurulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sistem üzerinde çalışanlar şiddet olaylarına karşı hukuki destek talebinde bulunabilecek. Çalışanlar ayrıca fiziksel şiddete maruz bırakıldığında, tehdit edildiğinde, hakarete uğradığında, kendisinin ya da ekip arkadaşlarının güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye sokan davranışlarla karşılaştığında, belirli usuller çerçevesinde hizmetten çekilme talebinde bulunabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/bakanlik-dugmeye-basti-saglik-sisteminde-kapsamli-degisiklikler-geliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/7c9caf2b-6e19-4847-aa36-ceac54fbd723.png" type="image/jpeg" length="79940"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş açtı ama içiniz karanlıksa... Uzmanlardan hayati uyarı]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/gunes-acti-ama-iciniz-karanliksa-uzmanlardan-hayati-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/gunes-acti-ama-iciniz-karanliksa-uzmanlardan-hayati-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazın en sık bu soruyu duyuyoruz: 'Her şey güzel görünürken ben neden iyi değilim?"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi denildiğinde akla güneş, tatil ve keyif gelse de herkes için yaz döneminin mutluluk ve neşe anlamına gelmediğini belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikolog Beste Çokaygil, "Özellikle sosyal medyada sürekli karşılaşılan tatil fotoğrafları, kusursuz bedenler ve mutlu anlar, bazı kişilerde yetersizlik ve yalnızlık duygularını artırabiliyor. Dışarıda güneş açmış olması, içindeki yükün hafiflediği anlamına gelmez" diye konuştu.<br />
<br />
"Yaz herkes için mutlu geçen bir mevsim olmayabilir"<br />
Yaz aylarının toplumda mutluluk, sosyalleşme ve tatille özdeşleştirildiğini belirten Çokaygil, "Çevremizden, reklamlardan ve sosyal medyadan sürekli yazın mutlu olunması gereken bir dönem olduğuna ilişkin mesajlar alıyoruz. Oysa psikolojik açıdan bu durum herkes için geçerli değildir. Klinik gözlemlerimiz, bazı kişilerde yaz aylarında depresif belirtilerin artabildiğini gösteriyor. Üstelik yazın getirdiği 'iyi hissetme' beklentisi nedeniyle bu durum çoğu zaman fark edilmiyor" dedi.<br />
<br />
"Depresyon yalnızca kış aylarında görülmez"<br />
Mevsimsel depresyonun yalnızca kış aylarına özgü olmadığını ifade eden Çokaygil, "Artan sıcaklık, bozulan uyku düzeni ve fiziksel yorgunluk yaz aylarında zihinsel dayanıklılığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle bazı kişilerin duygu durumunda belirgin değişiklikler yaşanabilir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Sosyal medya, kıyaslama duygusunu artırabiliyor"<br />
Tatil fotoğrafları, kalabalık sofralar, kusursuz bedenler ve mükemmel anların sosyal medyanın da etkisiyle daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Çokaygil, "Kişi çoğu zaman başkalarının hayatının yalnızca vitriniyle, kendi yaşamının tamamını kıyaslıyor. Bu durum yetersizlik, yalnızlık ve değersizlik duygularını besleyebiliyor. Özellikle beden algısına ilişkin hassasiyeti bulunan kişiler için yaz ayları daha zorlayıcı olabilir. "Masum gibi görünen 'Yaza hazır mısın?' sorusu bazı kişilerde kabul görme, beğenilme ve yeterli olma kaygılarını tetikleyebilir" diye konuştu.<br />
<br />
"'Her şey güzel görünürken ben neden iyi değilim?' sorusu sık duyuluyor"<br />
Seanslarda yaz döneminde benzer ifadelerle sık karşılaştıklarını belirten Çokaygil, "Danışanlarımızdan zaman zaman 'Her şey güzel görünürken ben neden iyi değilim?' cümlesini duyuyoruz. İnsan psikolojisi mevsimlere göre otomatik olarak iyileşmez. Dışarıda güneş açmış olması, içerideki yükün hafiflediği anlamına gelmez. Yaz depresyonunun en zor yanı da kişinin yalnızca mutsuzlukla değil, mutlu olamamanın suçluluğuyla da mücadele etmesidir" dedi.<br />
<br />
"Uzun süren çökkünlük dikkate alınmalı"<br />
Süregelen isteksizlik, enerji kaybı, sosyal geri çekilme, uyku bozuklukları ve umutsuzluk duygularının ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Çokaygil, "Ruh sağlığı takvimle senkron ilerlemez. Bazen en parlak mevsim, kişinin en karanlık dönemine denk gelebilir. Bu nedenle yaz aylarında yaşanan çökkünlüğü küçümsememek ve belirtiler uzun sürüyorsa profesyonel destek almaktan çekinmemek gerekir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/gunes-acti-ama-iciniz-karanliksa-uzmanlardan-hayati-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/33ceefba-0292-4c2a-8f2d-780863a8c877.png" type="image/jpeg" length="88993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcağıyla birlikte büyük tehlike! besin zehirlenmeleri artıyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/yaz-sicagiyla-birlikte-buyuk-tehlike-besin-zehirlenmeleri-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/yaz-sicagiyla-birlikte-buyuk-tehlike-besin-zehirlenmeleri-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sadece bozuk yemek değil! Uzmanlar görünmeyen zehirlenme riskini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlardan artan sıcaklarla birlikte besin zehirlenmesi uyarısı</p>

<p>Artan sıcak havalarda kontrolsüz gıda ve su tüketiminin riskleri artırdığını belirten uzmanlar besin zehirlenmelerinin sadece taze sebze ve meyvelerle değil, uygun şartlarda hazırlanmayan konserveler ve kaynak kontrolü yapılmamış sularla da ortaya çıkabileceğini vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyla ilgili uyarılarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Doç. Dr. Firdevs Aksoy, besin zehirlenmesinin yalnızca tüketilen gıdaya bağlı gelişmediğine dikkat çekerek gıdaların saklandığı kaplar, pişirme sırasında kullanılan malzemeler ve bu materyallerde bulunabilecek kimyasalların da zehirlenmeye neden olabileceğini kaydetti.</p>

<p>Aksoy, uygun saklama şartlarına uyulmayan tüm gıdaların risk taşıdığına dikkat çekerek özellikle taze meyve ve sebzelerin nasıl yıkandığı, nasıl saklandığı, yeterince temizlenip temizlenmediği ve toprak bulaşı olup olmadığı gibi unsurların büyük önem taşıdığını belirtti. Az pişmiş gıdalar, bozulmuş besinler, uygun şartlarda hazırlanmamış konserveler ile son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin de besin zehirlenmesine yol açabileceğine dikkat çeken Aksoy, 'Besin zehirlenmeleri yalnızca yaz aylarında değil, her mevsimde görülebilir. Yazın havaların sıcak olması nedeniyle besin ve su tüketimi biraz daha kontrolsüz olabiliyor. Besin zehirlenmelerini daha çok taze sebze ve meyvelerle ilişkilendiriyoruz ama bazen konservelerle de ortaya çıkabiliyor. Kaynak kontrolü yapılmamış sular da aynı şekilde besin zehirlenmeleri arasında değerlendirilebilir. Besin zehirlenmeleri sadece yediğimiz gıdalarla değil, ayrıca o besinleri sakladığımız kaplar ve pişirme için kullandığımız malzemeler aracılığıyla da meydana gelebiliyor. Besinlerin saklandığı ya da pişirildiği materyallerde bulunan kimyasallar da buna neden olabiliyor. Dolayısıyla besin zehirlenmesinin oluşma şekli; yenilen gıdaya, saklanma şartlarına ve tüketilme biçimine göre değişebiliyor. Toplu zehirlenmelerde genellikle aynı gıdanın tüketilip tüketilmediğine bakıyoruz. Ancak bu durum herkesi aynı şekilde etkilemeyebiliyor. Bir gıdadan on kişi yiyebilir, sadece bir kişi besin zehirlenmesiyle karşımıza çıkabilir. Besin zehirlenmesinde özellikle hastaların şikâyetlerine ve tüketilen gıdalar arasında ortak bir besin olup olmadığına dikkat etmeye çalışıyoruz. Hastaları şikâyetlerine göre değerlendiriyoruz. Bu şikâyetlere göre hangi besinin tüketildiğini sorguluyoruz. Tüketilen besine göre mikroorganizmalar değişebiliyor. Hastaların şikâyetlerine göre mikroorganizmaları tahmin edebiliyor, tedavilerini de buna göre düzenliyoruz. O yüzden, zehirlenme diyebilmemiz için tüketilen gıdanın ne olduğu bizim için önemli. Saklama şartlarına uygun olmayan tüm gıdalar ya da taze meyve-sebzeler tüketilmişse; bunların yıkanma ve saklanma şekilleri, uygun temizlenip temizlenmedikleri, toprak bulaşı olup olmadığı gibi unsurlar önem taşıyor. Tüketilen her gıda besin zehirlenmesine neden olabilir. Saklama şartları uygun değilse olabilir, pişirilme şekli uygun değilse olabilir. Bazen az pişmiş gıdalar besin zehirlenmesine yol açabiliyor. Bazen bozulmuş gıdalar da buna neden olabiliyor. Hatta konserveler bile uygun şartlarda yapılmamışsa veya saklanmamışsa besin zehirlenmesi nedeni olabilir. Dolayısıyla yenilen her gıda; uygun saklanmamışsa, uygun pişirilmemişse, son kullanma tarihi geçmişse ya da uygun şartlarda muhafaza edilmemişse besin zehirlenmesi olarak karşımıza çıkabilir. Özellikle sıcak havalarda görülen besin zehirlenmelerinin yanı sıra su ile olan bulaşmalar da önemlidir. Örneğin denize girme ya da deniz ürünlerini tüketme de etkili olabilir' dedi.</p>

<p>'İki ya da daha fazla bitkisel gıdanın aynı anda tüketilmemesini öneriyoruz'</p>

<p>Doğadan toplanan otların tüketilmesi risk oluşturabileceğini kaydeden Aksoy, 'Bilmediğimiz ya da bilsek bile özellikle bitkisel olan birçok madde karaciğer ve böbrek üzerinde zararlı olabiliyor. Bunları fazla tüketmek her türlü zarara neden olabilir. Özellikle iki ya da daha fazla bitkisel gıdanın aynı anda tüketilmemesini öneriyoruz. Çünkü karaciğere ve böbreğe zarar verebilir. Faydalı olacağını düşündüğümüz şeyleri fazla tükettiğimizde zararını daha fazla görebiliyoruz. Özellikle mantar zehirlenmeleri açısından da her mantarın faydalı ve tüketilebilir olduğuna dair bir bilgi yok. Bu nedenle zehirli mantarların tüketilmesi ölümcül sonuçlara yol açabilir. Besin zehirlenmelerinde, özellikle hastalarda ishal gelişmişse ya da çok şiddetli bulantı ve kusma varsa; hasta yaşlıysa, çocuksa ya da altta yatan bir hastalığı bulunuyorsa, aşırı sıvı kaybına bağlı olarak böbrek ve karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Bu yüzden tüketilen her gıdada 'azı karar, çoğu zarar' diye düşünmek gerekir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/yaz-sicagiyla-birlikte-buyuk-tehlike-besin-zehirlenmeleri-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/6edc5a92-f1a7-4ce8-9188-3c6d63dbc799.png" type="image/jpeg" length="31948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İğne sonrası çalışamaz hale geldi! "Çocuklarım perişan oldu"]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/igne-sonrasi-calisamaz-hale-geldi-cocuklarim-perisan-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/igne-sonrasi-calisamaz-hale-geldi-cocuklarim-perisan-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in Karabağlar ilçesinde yaşayan Şerif Osman, iddiaya göre diş ağrısı nedeniyle gittiği hastanede yapılan iğne sonrası sol bacağını kullanamaz hale geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'in Karabağlar ilçesinde yaşayan Şerif Osman, iddiaya göre diş ağrısı nedeniyle gittiği hastanede yapılan iğne sonrası sol bacağını kullanamaz hale geldi.</p>

<p>Mesleğini yapamayan ve ailesinin geçimini sağlamakta zorlanan 3 çocuk babası genç adam, hastane ve doktor hakkında suç duyurusunda bulundu.<br />
İzmir'in Karabağlar ilçesinde yaşayan mobilya ustası Serif Osman (29), geçen yıl ekim ayında şiddetli diş ağrısı şikayetiyle Gaziemir'de bulunan bir hastanenin acil servisine başvurdu. Hastanede kendisine kalçasından iğne yapıldı. Ancak iddiaya göre enjeksiyonun ardından talihsiz adamın sol bacağında şiddetli ağrı, hareket kaybı ve zamanla kısalma oluştu. Osman, şikayetlerinin artması üzerine başka bir hastaneye başvurdu. Orada yapılan tetkiklerin ardından, bacağındaki hasarın yapılan yanlış iğne uygulamasından kaynaklandığı söylendi. Sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale gelen 3 çocuk babası genç adam, hastane ve işlemi yapan doktor hakkında suç duyurusunda bulundu.<br />
<br />
"Bir tane iğne için hayatım mahvoldu"<br />
Yaşadığı süreci anlatan Şerif Osman, "Dişimdeki iltihaptan dolayı hastaneye gittim. Doktor durumumu dinledikten sonra, ‘Sana bir antibiyotik ilaç yazıyorum, sonra bir de iğne vereceğim' dedi. Yan taraftaki hemşire odasına girdim. Kalçadan bir iğne vurdu. Hemşire iğneyi sokunca bir ağrı yaptı, ardından ilacı boşaltınca bacağımda bir yanma oluştu. Ayağa kalktım ama bacağım boşaldı ve direkt yere düştüm. Daha sonraki süreçte bacağım şişmeye başladı. Bu şişlik bir ay boyunca devam etti. Yanma hissi başladı. İki-üç ay yataktaydım, ağrımdan ve sancımdan dolayı hiç hareket edemiyordum. Mağdurum, bir senedir çalışamıyorum ve çocuklarım perişan oldu. Borçlanmış durumdayım. Bir tane iğne için hayatım mahvoldu" diye konuştu.<br />
<br />
"Şu anda çalışamıyorum, perişan oldum"<br />
Şişlikten dolayı başka bir hastaneye gittiğini ifade eden Osman, "Orada tetkikler yaptırdım. Doktor ağrı kesici yazdı ama ona rağmen sancıdan duramıyordum. Ağrımdan dolayı yemek bile yiyemiyorum. Oradaki doktor bana ‘durumun bu iğneden dolayı kaynaklandığını' söyledi ve ‘Korkma, daha gençsin, ileride geçer ama zaman ister. İki-üç sene sürer" dedi. Şu anda çalışamıyorum. Perişan oldum. Bu olay ilk olduğunda eve gelmiştim ve sabaha kadar bacağım iyice şişmişti. Sabah saat 6'da direkt aynı hastaneye gittim ve aynı doktoru buldum. ‘Doktor bey, bana iğne verdin, bak ayağımı ne hale getirdi, şişti' dedim. Doktor bana, ‘Sen bir yerde düştün mü, bir şey mi oldu?' diye sordu. Ben de ‘Doktor bey, hiçbir şeyim olmadı, tamamen iğneden dolayı oldu' dedim" ifadelerine yer verdi.<br />
<br />
"Şikayetçi oldum"<br />
Ayağında sancı ve ağrı olduğu için çalışamadığını ve ayağını fazla zorlayamadığını aktaran Osman, "Üç tane bebeğim var. Bu bebeklerin geleceği, hayatları ne olacak? Hastaneye dava açtım ve şikayetçi oldum. İnşallah hakkımı alırlar. Bir tane iğne için benim ve çocuklarımın hayatını bitirdiler" açıklamalarında bulundu.<br />
<br />
"Süreci takip ediyoruz"<br />
Şerif Osman'ın avukatı Ebru Bilgen ise "Müvekkilimiz ofisimize ilk geldiğinde, diş ağrısı şikayetiyle Gaziemir'deki bir hastaneye gittiğini, kendisine burada uygulanan enjeksiyon işlemi sonrasında bacağında kısalma meydana geldiğini ve eski sağlığını kaybettiğini söyledi. Şerif Bey, olayın meydana geldiği dönemde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş. Biz o süreci takip ediyoruz. Tazminat davası açmak üzere başvuruyu da yaptık. Yasal sürelerin dolmasının ardından davayı açacağız" dedi.<br />
Sözlerini sürdüren Bilgen, şunları kaydetti:<br />
"Müvekkil bize geldiği andan itibaren, özellikle mesleğini kaybettiği için çok üzgün. Kendisi mobilya ustası ve sürekli beden gücüyle çalışıyor. Hastaneye bacağında hiçbir problem olmadan girip, iğne sonrasında bacağını kaybederek çıkması söz konusu. Bakmakla yükümlü olduğu çocukları ve eşi var. Onların geçimini nasıl sağlayacağı konusunda ciddi kaygılar yaşıyor. Çocukları da babasını o durumda görmekten dolayı çok üzgün. Bana geçmiş videolarını izletti. Gayet mutlu bir aile. Ancak bu olaydan sonra maalesef bacağını eskisi gibi kullanamıyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="67" src="https://vakit61com.teimg.com/vakit61-com/uploads/2026/07/a-w740125-s03.jpg" width="120" /><img height="67" src="https://vakit61com.teimg.com/vakit61-com/uploads/2026/07/a-w740125-s02.jpg" width="120" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/igne-sonrasi-calisamaz-hale-geldi-cocuklarim-perisan-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/habersdec.png" type="image/jpeg" length="26984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Güneş kremine güvenip hu hatayı yapmayın! Uzmandan deri kanseri uyarısı"]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/gunes-kremine-guvenip-hu-hatayi-yapmayin-uzmandan-deri-kanseri-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/gunes-kremine-guvenip-hu-hatayi-yapmayin-uzmandan-deri-kanseri-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korunmanın önemi bir kez daha gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneşten korunmanın en etkili yönteminin, güneş koruyucularını fiziksel korunma önlemleriyle birlikte kullanmak olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, yapılması gereken fiziksel önlemleri anlattı.</p>

<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korunmanın önemi bir kez daha gündeme gelirken, uzmanlar özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde uzun süre güneşe maruz kalmanın ve ciddi güneş yanıkları geçirmenin ilerleyen yıllarda deri kanseri riskini artırdığına dikkat çekti. Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, güneşten korunmada yalnızca güneş kremi kullanımının yeterli olmadığını da vurguladı. Deri kanserlerini önlemenin en etkili yollarından birinin güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından korunmak olduğunu belirten Dr. Bostancı, 'Son yüzyılda güneşlenme alışkanlığının yaygınlaşmasıyla birlikte tüm dünyada deri kanseri görülme sıklığının arttı. Güneş ışınları; ciltte kırışıklık, erken yaşlanma, leke oluşumu ve deri kanserinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Dermatologlar uzun yıllardır güneşten korunmanın önemini vurguluyor. Toplumdaki farkındalık artmasına rağmen deri kanseri görülme sıklığı her geçen yıl yükselmeye devam ediyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güneş koruyucular doğru seçilmeli ve doğru kullanılmalı</p>

<p>Güneşten Korunma Faktörü (SPF) değerinin, ürünün güneş ışınlarının neden olduğu cilt kızarıklığına karşı sağladığı koruma düzeyini ifade ettiğini belirten Dr. Bostancı, suya dayanıklı ürünlerin 40 dakika suyla temas sonrasında da koruma etkisini sürdürmesi gerektiğini söyledi. Güneş koruyucu ürünlerin içeriğinde bulunan bazı kimyasal maddelerin hassas kişilerde tahriş ve alerjik temas egzamasına neden olabileceğini belirten Dr. Bostancı, 'Cilt tipine uygun ürün tercih edilmesine dikkat edilmeli. Yağlı ciltlerde losyon formundaki ürünler, kuru ciltlerde ise krem formundaki güneş koruyucular tercih edilmelidir. Düzenli kullanılan güneş koruyucuların D vitamini sentezini engellediğine veya kansere neden olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır' şeklinde uyardı.</p>

<p>Güneşten korunmada tek başına güneş kremi yeterli değil</p>

<p>Güneş koruyucularının yaklaşık 3-4 saat etkili olduğunu ve gerektiğinde yeniden uygulanması gerektiğini belirten Dr. Bostancı, etkili korunmanın ancak birden fazla önlemin birlikte uygulanmasıyla mümkün olduğunu söyledi. Bostancı, 'Güneşten korunmak için yalnızca güneş koruyucu kullanmak yeterli değildir. Pamuklu ve koruyucu giysiler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapkalar kullanılmalı ve özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu öğle saatlerinde doğrudan güneş altında kalınmamalıdır. Açık tenli ve sarışın bireylerin en az SPF 50 koruma faktörüne sahip ürünleri tercih etmeleri önerilmektedir' diye konuştu.</p>

<p>Dr. Bostancı, hiçbir güneş koruyucu ürünün cildi güneş ışınlarına karşı yüzde 100 koruyamayacağını vurgulayarak, 'Güneş koruyucular doğru kullanıldığında cilt sağlığını korumada önemli bir destek sağlar. Ancak en etkili korunma; güneş koruyucu kullanımını gölgede kalma, koruyucu kıyafet giyme, şapka kullanma ve güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarıda bulunmama gibi fiziksel korunma yöntemleriyle birlikte uygulamaktır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/gunes-kremine-guvenip-hu-hatayi-yapmayin-uzmandan-deri-kanseri-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/i-m-g-20260705-w-a0013.jpg" type="image/jpeg" length="30623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lejyoner hastalığı alarmı! Uzmanlardan klima bakımı uyarısı]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/lejyoner-hastaligi-alarmi-uzmanlardan-klima-bakimi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/lejyoner-hastaligi-alarmi-uzmanlardan-klima-bakimi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Alev Gürgün özellikle ani ısı değişimlerinin ve bakımsız klimaların hastalık riskini artırdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Alev Gürgün özellikle ani ısı değişimlerinin ve bakımsız klimaların hastalık riskini artırdığına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Klimalı ortam ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkının iyi ayarlanması gerektiğini belirten Gürgün, "Dışarısı çok sıcak, iç ortam ise aşırı soğuk olduğunda vücut bu ani değişime uyum sağlayamaz. Klima kullanımında ideal iç ortam sıcaklığı 23-25 derece arasında olmalı. Klima doğrudan vücuda üflememeli ve ortam düzenli olarak havalandırılmalıdır" dedi.<br />
Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alev Gürgün, aşırı sıcak ve nem oranının evde, iş yerlerinde, ulaşım araçlarında, neredeyse tüm kapalı mekanlarda klima kullanımını artırdığını söyledi. Ancak yaz aylarında serinlemek için tercih edilen klimaların, yanlış kullanımda ciddi solunum sistemi hastalıklarına yol açabildiğini belirten Gürgün, "En sık üst solunum yolu irritasyonu ve enfeksiyonlarına neden olmaktadır. Soğuk ve kuru hava burun, boğaz ve gırtlakta kuruluk, yanma ve öksürüğe neden olabilir, sinüzitleri de arttırabilir. Temizlenmeyen filtreler söz konusu ise biriken toz, polen, küf mantarı ve akarlar alerjik yakınmaları, alerjik astım ve saman nezlesinin tetiklenmesine yol açabilirler" diye konuştu.<br />
<br />
Düzenli bakım, doğru sıcaklık ayarı, dengeli kullanım<br />
Düzenli bakım, doğru sıcaklık ayarı ve dengeli kullanımın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Gürgün, şunları söyledi:<br />
"Klimaların düzenli temizlenmemesi, bakımının yapılmaması halinde bakteri ve mantar üremesi için uygun ortam oluşur. Klimalar, hava sirkülasyonu sağlarken havada bulunan bakteri ve virüsleri yayabilir. Yaz öncesi gerekli bakımların yapılmaması durumunda Lejyoner hastalığı dahi olabilir. Lejyoner hastalığı, ‘Legionella Pneumophila' adı verilen bir bakterinin nemli ortamlarda yerleşmesi ve bunun kişi tarafından solunması sonucu ortaya çıkan ciddi ve ölümcül bir zatürreye neden olur. Nadir ancak ciddi bir solunum sistemi enfeksiyonudur. Temizlenmemiş klimalar en önemli rezervuarlardır. Nefes darlığı, öksürük, yüksek ateş, halsizlik, baş ve kas ağrıları, ishal en temel yakınmalardır. Astım, KOAH hastaları, allerjik bünyeye sahip kişiler, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler bu hastalıklara yakalanabilecek riskli gruplardır."<br />
<br />
En sık yapılan yanlışlar<br />
Prof. Dr. Gürgün, klima kullanımında sık yapılan hataları, "Klimayı çok düşük derecede çalıştırmak, klimanın önünde uzun süre kalmak, filtre temizliğini ihmal etmek, terliyken direkt klimaya maruz kalmak, ortamı dış ortam havası ile havalandırmamak" olarak sıraladı.<br />
<br />
Korunmak mümkün<br />
Öte yandan basit önlemlerle klima kaynaklı hastalıkların önüne geçilebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Gürgün, düzenli bakım, doğru sıcaklık ayarı ve dengeli kullanımın önemine dikkat çekti. Gürgün, yaz mevsiminde de ciddi akciğer enfeksiyonları ve hastalıklarının olabileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/lejyoner-hastaligi-alarmi-uzmanlardan-klima-bakimi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/07de11bc-ddd0-49e5-b387-08a102508302.png" type="image/jpeg" length="85274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir tıkla mutluluk,sonu bağımlılık! Uzmanlardan Dopamin Sitesi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/bir-tikla-mutluluksonu-bagimlilik-uzmanlardan-dopamin-sitesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/bir-tikla-mutluluksonu-bagimlilik-uzmanlardan-dopamin-sitesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanal mutluluk tuzağı! Bir tıkla bağımlılığa sürükleyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, Güney Kore'de ortaya çıktıktan sonra dünya genelinde hızla yayılan dopamin sitelerinin beyindeki ödül sistemini manipüle ettiğini belirterek, geçici haz sağlayan bu sanal platformların bağımlılığa ve ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Son dönemde internet dünyasında viral hale gelen 'dopamin siteleri', sahte alışveriş sepetleri ve gerçekte var olmayan bakiyelerle kullanıcılara anlık mutluluk hissi yaşatıyor. Uzmanlar, ekranda beliren sanal kurye takip mesajlarıyla heyecan oluşturan bu platformların, bireyleri ciddi bir psikolojik riskle karşı karşıya bıraktığını belirtti.</p>

<p><br />
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, bu sitelerin beyindeki dopamin hormonunu yapay şekilde artırdığını belirterek, bunun sağlıklı bir davranış örneği olmadığını söyledi.<br />
<br />
"Ortada gerçek bir para veya ürün yok"<br />
Dopaminin normal şartlarda motivasyonu ve haz duygusunu artıran önemli bir hormon olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şen, "Dopamin siteleri, beyinde dopamin hormonu salınımını artırarak kişiye geçici bir haz, mutluluk ve motivasyon kazandırıyor. Normalde egzersiz yapmak, spor yapmak veya alışveriş gibi durumlarda beyin bunu ödüllendirme olarak algılar ve dopamin salınımı artar. Ancak Güney Kore'de ortaya çıkan bu sitelerde ortada gerçek bir para veya alınan bir ürün bulunmuyor. Ürünler sepete ekleniyor, olmayan bir kredi kartıyla sanki o ürünü alıyormuş gibi işlem yapılıyor. Ardından kuryenin yola çıktığına dair mesajlar geliyor ve kişi büyük bir heyecanla bu sanal kuryeyi bekliyor. Bu sağlıklı bir davranış örneği değildir" dedi.<br />
<br />
"Yapay dopamin fazlalığı haz alma duygusunu köreltir"<br />
Sistemin en büyük tehlikesinin gereksiz uyaranlarla salgılanan dopamin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Dopamin bu şekilde yapay olarak fazla salgılatılırsa zamanla kişinin haz alma duygusu körelir. Kişi sanal dünyadan çıkıp gerçek hayata döndüğünde hayattan haz almaz hale gelir ve mutlu olamaz. Bu durum, bireyin mutluluğu başka alanlarda aramasına neden olur ve bağımlılıkla sonuçlanabilir. Gerçek dışı mutluluk, kişiyi kötü alışkanlıklara sürükleyebilir. Özellikle şizofreni veya bipolar bozukluk gibi psikiyatrik rahatsızlıkları olan kişilerde hastalığın mani ve aktif dönemleri, dopaminin fazla salınımına bağlı olarak tetiklenebilir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Gerçek mutluluk gerçek hayatta aranmalı"<br />
Vatandaşlara sahte ortamlardan uzak durmaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Şen, daha sonra şunları söyledi:<br />
"Vatandaşlarımızın sahte ortamlarda mutluluğu aramaması gerekiyor. Dopaminin gereksiz yere fazla salgılanmasından kaçınılmalı. Egzersiz yaparak, kaliteli uyuyarak, sağlıklı sosyal ilişkiler kurarak ve günlük yaşamda hareket kabiliyetini artırarak doğal dopamin salınımı sağlanmalı. Gerçek mutluluk, gerçek hayatta aranmalıdır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/bir-tikla-mutluluksonu-bagimlilik-uzmanlardan-dopamin-sitesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/07/71786823-816e-4ead-bc85-dcbbebea4733.png" type="image/jpeg" length="37706"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sezgin Mumcu:Tam bağımsız Türkiye'nin yolu milli üretimden geçiyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/sezgin-mumcutam-bagimsiz-turkiyenin-yolu-milli-uretimden-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/sezgin-mumcutam-bagimsiz-turkiyenin-yolu-milli-uretimden-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu, ASELSAN tarafından geliştirilen yerli kalp-akciğer pompasının ilk kez Bilkent Şehir Hastanesi'nde bir hastada başarıyla kullanılmasını değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu'dan ASELSAN'ın yerli kalp-akciğer pompasına övgü</strong></p>

<p>AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu, ASELSAN tarafından geliştirilen yerli kalp-akciğer pompasının ilk kez Bilkent Şehir Hastanesi'nde bir hastada başarıyla kullanılmasını değerlendirdi.</p>

<p>Mumcu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde savunma sanayisinde başlatılan yerlileşme hamlesinin sağlık alanında da önemli adımlarla sürdüğünü belirtti.</p>

<p>ASELSAN'ın geliştirdiği teknolojilerin Türkiye adına büyük bir gurur kaynağı olduğunu ifade eden Mumcu, "Göz bebeğimiz ASELSAN'ımızın ürettiği kalp-akciğer pompasının ilk kez Bilkent Şehir Hastanesi'nde bir hastamızda başarıyla kullanılması, ülkemiz adına tarihi bir gelişmedir." dedi.</p>

<p>Yerli ve milli üretimin Türkiye'nin tam bağımsızlık hedefinde kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Mumcu, "Her alanda üretimde attığımız milli adımlar, tam bağımsız Türkiye yolunda bizi prangalarımızdan kurtaracaktır." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Sezgin Mumcu, açıklamasının sonunda Sağlık Bakanlığı'nı, ASELSAN'ı ve projede emeği bulunan tüm mühendisleri tebrik ederek, Türkiye'nin sağlık teknolojilerindeki başarılarının artarak devam edeceğine olan inancını dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika, Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/sezgin-mumcutam-bagimsiz-turkiyenin-yolu-milli-uretimden-geciyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/06/mumcuu-1.png" type="image/jpeg" length="66429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Susuzluk hissi aldatabilir... Yaşlılar dikkat!]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/susuzluk-hissi-aldatabilir-yaslilar-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/susuzluk-hissi-aldatabilir-yaslilar-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, "Yaz aylarında yeterli sıvı ve protein alımı, yaşlı bireylerin sağlığını korumanın en önemli anahtarıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, "Yaz aylarında yeterli sıvı ve protein alımı, yaşlı bireylerin sağlığını korumanın en önemli anahtarıdır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Yaz mevsimi, yaşlı bireyler için yalnızca sıcak havaların değil; dehidratasyon, elektrolit dengesizlikleri ve yetersiz beslenme riskinin de arttığı kritik bir dönem olarak öne çıkıyor. Yaşlanmayla birlikte susama hissinin azalması, böbrek fonksiyonlarında görülen değişiklikler, kronik hastalıkların varlığı ve çoklu ilaç kullanımı sıcak havaların olumsuz etkilerini daha belirgin hale getiriyor.<br />
Liv Hospital Ulus İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, yaz aylarında yaşlı bireylerin beslenme ve sıvı tüketimine özel önem verilmesi gerektiğini belirterek, alınacak basit önlemlerle ciddi sağlık sorunlarının büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi.<br />
"Susamayı beklemeden su tüketilmeli"<br />
Yaz aylarında yaşlı bireylerde en önemli hedefin yeterli sıvı alımını sağlamak olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, yaş ilerledikçe susama hissinin zayıfladığına dikkat çekti.<br />
Yaşlı bireylerin çoğu zaman susuzluk hissini yeterince algılayamadığını söyleyen Özalp, "Bu nedenle susamayı beklemeden gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketmeleri gerekir. Ayran veya şekersiz komposto gibi içecekler de günlük sıvı alımını destekleyebilir. Ancak kalp yetmezliği, böbrek hastalığı bulunan veya idrar söktürücü ilaç kullanan kişilerde sıvı tüketimi mutlaka hekim önerisine göre planlanmalıdır" ifadelerini kullandı.<br />
Özalp, halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, bilinç bulanıklığı ve düşme sıklığında artışın dehidratasyonun erken belirtileri arasında yer aldığını, bu belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.<br />
"Protein tüketimi kas kaybını önlüyor"<br />
Yaşlılık döneminde kas kütlesi ve kas gücünde azalma ile seyreden sarkopeninin önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Özalp, sıcak havalarda iştah azalsa bile protein tüketiminden vazgeçilmemesi gerektiğini söyledi.<br />
Özalp, sözlerine şöyle devam etti: "Yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, tavuk eti ve kurubaklagiller gibi kaliteli protein kaynakları günlük beslenmede mutlaka yer almalıdır. Yeterli protein alımı kas gücünün korunmasına, hareket kabiliyetinin sürdürülmesine ve bağımsız yaşamın desteklenmesine katkı sağlar."<br />
"Hafif ama besleyici öğünler tercih edilmeli"<br />
Sıcak havalarda ağır ve yağlı yemeklerin yerine besin değeri yüksek, sindirimi kolay öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özalp, yaz sofralarında zeytinyağlı sebze yemekleri, yoğurtlu öğünler, mevsim salataları, ızgara veya haşlanmış etler ile tam tahıllı besinlerin ön planda olması gerektiğini ifade etti.<br />
Uzun süre aç kalmanın ve öğün atlamanın yaşlı bireylerde yetersiz beslenme riskini artırdığına dikkat çeken Özalp, düzenli beslenme alışkanlığının korunmasının önemini vurguladı.<br />
"Su oranı yüksek besinler yazın önemli destek sağlıyor"<br />
Yaz mevsiminde su içeriği yüksek meyve ve sebzelerin tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, "Karpuz, kavun, şeftali, kayısı, salatalık ve domates hem sıvı alımına katkı sağlar hem de vitamin, mineral ve antioksidan açısından önemli destek sunar. Ancak diyabet hastalarında meyve tüketiminde porsiyon kontrolü ihmal edilmemelidir" dedi.<br />
"Gıda güvenliği ihmal edilmemeli"<br />
Yaz aylarında besin kaynaklı enfeksiyon riskinin arttığını hatırlatan Özalp, yaşlı bireylerde bağışıklık sisteminin daha zayıf olması nedeniyle bu enfeksiyonların daha ağır seyredebildiğini belirtti.<br />
Özalp, "Pişmiş yemekler oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemeli, et ve süt ürünlerinde soğuk zincir korunmalı, açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalı, meyve ve sebzeler tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanmalıdır" dedi.<br />
"Beslenme kişiye özel planlanmalı"<br />
Yaşlı bireylerde gereksiz ve katı diyet uygulamalarının da sağlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, çok düşük kalorili ya da aşırı kısıtlayıcı diyetlerin iştahsızlığı artırarak yetersiz beslenmeye neden olabileceğini söyledi.<br />
Özalp, sözlerini şöyle tamamladı: "Beslenme planı; kişinin kronik hastalıkları, kullandığı ilaçlar, fonksiyonel durumu ve yaşam kalitesi dikkate alınarak bireyselleştirilmelidir. Yaz aylarında yeterli sıvı alımı, yeterli protein tüketimi ve dengeli beslenme, sıcak havalara bağlı sağlık sorunlarının önlenmesinde hayati önem taşımaktadır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/susuzluk-hissi-aldatabilir-yaslilar-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 06:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/06/saglikli.png" type="image/jpeg" length="74583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KTÜ'den zayıflama iğneleri için kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/ktuden-zayiflama-igneleri-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/ktuden-zayiflama-igneleri-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Aile Hekimi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Kaan Kurt, son dönemde sıkça gündeme gelen "zayıflama iğneleri" hakkında değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Aile Hekimi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Kaan Kurt, son dönemde sıkça gündeme gelen "zayıflama iğneleri" hakkında değerlendirmelerde bulunarak obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığını, kronik ve ilerleyici bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.<br />
Kurt, bu tedavilerin ancak sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla birlikte ve uygun hastalarda kullanılabileceğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu.<br />
Obezite tedavisinde kullanılan ve halk arasında "zayıflama iğnesi" olarak bilinen bazı enjeksiyon yöntemlerinin; tokluk hissini artırma, mide boşalma süresini uzatma ve metabolik olarak açlığı baskılama gibi etkiler gösterdiği belirten Kurt, "Bu tedaviler, tek başına bir çözüm değil; sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen tamamlayıcı yöntemler olarak değerlendirilmelidir" dedi.<br />
Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan enjeksiyon yöntemleri halk arasında oldukça yaygın şekilde kullanılmaya başlandığını belirten Kurt, "Şu anda zayıflama iğneleri çok fazla konuşuluyor. Öncelikle şu konuda bir açıklık getirmemiz gerekir. Obezite sadece estetik bir problem değildir. Obezite, birçok hastalığın zeminini oluşturan, kronik ve bazen de ilerleyici olabilen yaygın bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık Bakanlığı verileri de bunu desteklemektedir. Son veriler, toplumun neredeyse yüzde 70'inin fazla kilolu ya da obez olduğunu göstermektedir. Obezite tedavisinde kullanılan bazı enjeksiyon yöntemleri, halk arasında 'zayıflama iğneleri' olarak bilinmektedir. Bu iğnelerin etki mekanizmasına baktığımızda; tokluk hissini artırma, mide boşalma süresini uzatma ve metabolik olarak açlığı baskılama gibi etkilerinin olduğunu görüyoruz. Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan bu enjeksiyon yöntemleri halk arasında oldukça yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak ne yazık ki obezite tedavisinde kullanılan ve zayıflama iğneleri olarak bilinen bu enjeksiyonlar, sağlıklı yaşam tarzının yerini almamaktadır. Beslenme düzeni, diyet, egzersiz, su tüketimi, uyku kalitesi ve stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yanında tamamlayıcı tedaviler olarak kullanılabilirler; ancak bunların yerine geçemezler. Zayıflama iğneleri, örneğin "3-5 kilo fazlam var" diye kullanılacak tedaviler değildir. Bunların hangi durumlarda kullanıldığına baktığımızda; beden kitle indeksi 27'nin üzerinde olup hipertansiyon, diyabet gibi ek hastalıkları bulunan kişilerde ya da beden kitle indeksi 30'un üzerinde olan obez bireylerde bu enjeksiyon yöntemleri kullanılabilmektedir. Ancak beden kitle indeksi 30'un üzerinde olan herkesin bu tedaviyi kullanması gerektiği anlamına gelmez. Öncelikle kişilerin sağlıklı yaşam tarzını benimsemesi, uygun beslenme programlarına ve egzersiz planlarına başlaması gerekir. Eğer buna rağmen istenilen düzeyde kilo kaybı sağlanamazsa, enjeksiyon tedavileri tamamlayıcı olarak belirli bir dönem kullanılabilecek tedavi yöntemleri arasında yer alır" diye konuştu.<br />
Zayıflama iğneleri bırakıldıktan sonra kişilerin büyük bir kısmı eski kilolarına geri döndüğünü hatırlatan Kurt, "En ideal zayıflama yöntemi ise sağlıklı yaşam tarzını, yani yaşam standartlarımızın içine entegre edebildiğimiz yöntemleri benimsemektir. Çünkü birçok kişi aslında beslenme ve egzersizle belli bir miktarda kilo verebilmektedir. Zayıflama iğnelerinin yaptığı şey de temelde budur: iştahı baskılamak, mide boşalma süresini uzatmak ve metabolik bir denge sağlamaktır. Böylece günlük alınan kalori miktarında azalma olur. Ancak bu süreçte sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturulamazsa, yani dengeli beslenmeye geçilemez ve egzersiz hayatın bir parçası haline getirilemezse, zayıflama iğneleri bırakıldıktan sonra kişilerin büyük bir kısmı ne yazık ki eski kilolarına geri dönebilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de kas kaybına bağlı olarak günlük harcanan enerji miktarının azalmasıdır" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/ktuden-zayiflama-igneleri-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/06/haber-47.png" type="image/jpeg" length="32228"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon'da sağlık üssü kuruluyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/trabzonda-saglik-ussu-kuruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/trabzonda-saglik-ussu-kuruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon'da yapımı süren Şehir Hastanesi, yalnızca modern sağlık hizmetleri sunacak bir merkez olmanın ötesine geçerek tıp eğitiminde de önemli bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trabzon sağlıkta yeni bir döneme hazırlanıyor</strong></p>

<p>Trabzon'da yapımı süren Şehir Hastanesi, yalnızca modern sağlık hizmetleri sunacak bir merkez olmanın ötesine geçerek tıp eğitiminde de önemli bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.</p>

<p>AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu'nun yaptığı açıklamalar, kentin sağlık ve akademik altyapısını güçlendirecek yeni bir sürecin işaretlerini verdi.</p>

<p>Mumcu, Trabzon Şehir Hastanesi'nin Trabzon Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin eğitim ve uygulama hastanesi olarak hizmet vereceğini açıkladı. Bu modelin hayata geçmesiyle birlikte şehir, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin ardından ikinci bir tıp fakültesi hastanesine kavuşmuş olacak.</p>

<p>Afiliye hastane modeli, öğrencilerin teorik eğitimlerini modern bir sağlık kampüsünde uygulamayla pekiştirmelerine imkân sağlarken, akademisyenlerin bilimsel çalışmalarını daha güçlü bir altyapıda sürdürmesine de olanak tanıyor. Aynı zamanda uzman hekim yetiştirilmesi, araştırma faaliyetlerinin artırılması ve nitelikli sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması açısından da önemli katkılar sunması bekleniyor.</p>

<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan AK Parti Trabzon İl Başkanı Dr. Sezgin Mumcu, "Trabzon Üniversitesi'ne bağlı mevcut Tıp Fakültesi, şehir hastanesini afiliye hastane olarak kullanacak. Yani orası aynı zamanda bir tıp fakültesi hastanesi olacak." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mumcu, Trabzon Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin akademik yapılanmasının tamamlanması adına morfoloji binasıyla ilgili çalışmaların da sürdüğünü belirterek, "Tıp fakültesi için morfoloji binası konusunda da çalışmalarımız sürüyor. Bunun formülleri üzerinde çalışıyoruz ve süreci yakından takip ediyoruz." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trabzon Şehir Hastanesi'nin hizmete girmesiyle birlikte bölgenin sağlık kapasitesinin önemli ölçüde artması beklenirken, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin de aynı çatı altında yürütülmesi sayesinde Trabzon'un sağlık alanındaki bölgesel konumunun daha da güçlenmesi öngörülüyor. Bu gelişme, hem sağlık hizmetlerinin niteliğini artıracak hem de Trabzon Üniversitesi'nin tıp eğitimi alanındaki akademik gelişimine önemli katkılar sağlayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika, Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/trabzonda-saglik-ussu-kuruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/06/habermumcu.png" type="image/jpeg" length="17166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat kurtaran uyarı: Boğulmada ilk dakikalar her şeyi değiştiriyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/hayat-kurtaran-uyari-bogulmada-ilk-dakikalar-her-seyi-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/hayat-kurtaran-uyari-bogulmada-ilk-dakikalar-her-seyi-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Anestezi Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Ulusoy, yaz aylarında artan suda boğulma vakalarına dikkat çekerek vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Anestezi Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Ulusoy, yaz aylarında artan suda boğulma vakalarına dikkat çekerek vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.</p>

<p>Ulusoy, suda boğulmanın dünyada ve Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, özellikle yaz mevsiminde deniz, göl, akarsu ve havuzlarda meydana gelen boğulma olaylarına karşı uyarılarda bulundu.</p>

<p>Boğulmaların çoğunun önlenebilir nedenlere bağlı olduğunu ifade eden Ulusoy, 'Yüzme bilmemek, tehlikeli bölgelerde suya girmek, çocukların gözetimsiz bırakılması ve alkollü şekilde yüzmeye çalışmak boğulma riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Basit önlemlerle çok sayıda ölümün önüne geçilebilir' dedi.</p>

<p>Özellikle çocukların boğulma açısından risk grubunda bulunduğunu vurgulayan Ulusoy, ailelerin su kenarında çocuklarını sürekli gözlem altında tutmaları gerektiğini hatırlatarak, 'Çocuklar birkaç dakika içerisinde ve çoğu zaman sessiz şekilde boğulabilir. Bu nedenle ebeveynlerin dikkatini kısa süreliğine bile başka bir noktaya yöneltmesi ciddi sonuçlar doğurabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Vatandaşların cankurtaran bulunan ve güvenli olduğu bilinen alanlarda yüzmeyi tercih etmeleri gerektiğine vurgu yapan Ulusoy, özellikle Karadeniz kıyılarında görülen rip akıntılarının, diğer adıyla çeken akıntının, ciddi tehlike oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p>Boğulma vakalarında en ağır sonuçların çocuklarda görüldüğünü belirten Ulusoy, 'Zamansal olarak artan ve Türkiye genelinde, özellikle deniz kıyısındaki şehirlerde önemli bir sağlık sorunu oluşturan durumlardan biri suda boğulmalardır. Aslında bu sessiz bir ölümdür ve önlenebilir. Peki nasıl önlenebilir? Erişkin kişilerin denize girerken koruyucu önlemlere dikkat etmesi, bayrak durumunu, rüzgârı ve o günkü yasakları takip etmesi gerekiyor. Asla tek başına denize girilmemeli, alkol alarak denize girilmemeli. Epilepsi, kalp rahatsızlığı ya da panik atak gibi problemi olan kişilerin de asla yalnız denize girmemesi gerekiyor. Bu konuda ölümle sonuçlanan en acı durumlar ise çocukların başına geliyor. Çocukların kol mesafesinden daha uzağa bırakılmaması, su kenarındayken ebeveynlerin başka hiçbir şeyle ilgilenmemesi ve gözlerini çocuklarından ayırmaması gerekiyor. Çocuğun kolluk, simit ya da deniz oyuncaklarıyla suya girmesinin bir cankurtaran kadar güvenli olmadığı da akıldan çıkarılmamalı. Aslında bu nedenle önlenebilir durumlardan söz ediyoruz. Karadeniz kıyılarında tehlikeli rip akıntılarının bulunduğu bölgeler var. Ne kadar profesyonel yüzücü olursanız olun, böyle bir akıntıya maruz kaldığınızda önce enerjinizi tasarruflu kullanıp suyun üzerinde kalmaya çalışmanız, daha sonra kıyıya paralel yüzerek akıntının çektiği bölgeden çıkmanız ve ardından kıyıya ulaşmanız gerekiyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Hayatları boyunca tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı kalabilirler'</p>

<p>Özellikle gençlerin gösteriş amaçlı suya balıklama atlamaları beraberinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Ulusoy, ' Bir diğer önemli konu da özellikle gençler arasında gösteriş amacıyla yapılan balıklama atlamalar. Bir yıl önce dört metre derinliğinde olan bir su birikintisi, o yıl denizin dolması ya da zemin yapısının değişmesi nedeniyle farklı hale gelmiş olabilir. Kaya zeminine ya da sığ suya balıklama atlamak; boyundan aşağısında veya belden aşağısında felce yol açabilecek omurilik hasarlarına neden olabilir. Bu kişiler hayatları boyunca tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı kalabilir. Boğulma olmasa bile omurga hasarları, deniz kazaları içinde azımsanmayacak kadar önemli bir yer tutuyor' dedi.</p>

<p>'Nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömülüyorlar'</p>

<p>Boğulma tehlikesi geçiren kişilerin filmlerdeki gibi bağırarak ya da çırpınarak yardım isteyemediğini nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömüldüğünü belirten Ulusoy, ' Aslında bize ulaşmadan önce, denizde boğulma tehlikesi geçiren insanlar filmlerde gösterildiği gibi çırpınarak ve gürültü yaparak etrafındakilerin dikkatini çekemiyor. Nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömülüyorlar. Böyle bir durumda bir kişi fark edildiğinde ya da çırpınırken müdahale edilmesi gerektiğinde, önce kurtarıcının kendi güvenliğini düşünmesi gerekiyor. Bir ip ya da kişinin suda kalmasını sağlayacak can simidi benzeri bir şey uzatılmalı, aynı anda kıyıdaki kişiler 112'yi hemen aramalı. Eğer müdahale edecek kişi profesyonel eğitim aldıysa, kendisi de boğulmadan o kişiyi kurtarmaya çalışmalı. Kişi kıyıya çıkarılır çıkarılmaz önce şuuru açık mı, nefes alıp veriyor mu kontrol edilmeli. Nabza bakarak vakit kaybedilmemeli; karnına bastırarak akciğerlere kaçan suyu çıkarmaya çalışmak, kusturmak ya da ters çevirmek gibi zaman kaybettirici manevralardan kaçınılmalı. Kişi hafifçe omzundan sarsıldığında gözlerini açmıyorsa, şuuru kapalıysa, yanağına eğildiğinizde nefesi hissedilmiyor ya da göğüs hareketi görülmüyorsa ilk yapılması gereken şey kurtarıcı soluktur. Olay yerinde profesyonel temel yaşam desteği eğitimi almış kişiler varsa, boğulan kişi kurtarıcı soluk ve kalp masajıyla 112 ekipleri gelene kadar hayatta tutulabilir. Çünkü ölüm, akciğerlerdeki sudan değil; beyin ve kalbin oksijensiz kalmasından kaynaklanır. Bu da iki-üç dakika içinde beyin hücrelerinde doğrudan beyin ölümüne kadar gidebilecek ağır hasarlara yol açabilir. Aslında ölüme gidişi belirleyen temel unsur oksijensiz kalma süresidir' diye konuştu. Oksijensiz kalmasından kaynaklanıyor</p>

<p>Boğulmalarda ölümün akciğerdeki sudan değil, beyin ve kalbin oksijensiz kalmasından kaynaklandığını kaydeden Ulusoy, 'Tuzlu su ve tatlı su, vücudun elektrolit dengesi üzerindeki farklı etkileri nedeniyle akciğerlerde oluşan hasarı değiştirebilir. Ancak sonuçta ölüm, oksijensiz kalma süresiyle ilişkilidir. Eğer kişi kirli suya, bataklık ya da pis su birikintisine maruz kalmışsa ve şuuru kapanarak bu kirli suyu akciğerlerine kaçırmışsa, oksijensizliğe ek olarak aspirasyon pnömonisi dediğimiz zatürre, enfeksiyon hatta sepsis de tabloya eklenebilir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/hayat-kurtaran-uyari-bogulmada-ilk-dakikalar-her-seyi-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/06/denz.png" type="image/jpeg" length="21006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene alarmı! Uzmandan hayat kurtaran uyarılar]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/kene-alarmi-uzmandan-hayat-kurtaran-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/kene-alarmi-uzmandan-hayat-kurtaran-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğada bir anlık ihmal, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, "Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı ve ateş, halsizlik gibi belirtiler görülürse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.<br />
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan kene vakaları, halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturmaya devam ediyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, özellikle kırsal alanlarda, piknik bölgelerinde ve parklarda vakit geçiren vatandaşlara uyarıda bulundu.<br />
<br />
"Panik yapmayın"<br />
Uyarılarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, kene tutunması durumunda paniğe kapılmadan doğru müdahalenin yapılması gerektiğini belirtti. Kaynar, "Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı, ateş, halsizlik gibi belirtiler görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Havaların ısınmasıyla birlikte kene popülasyonunda gözle görülür bir artış yaşanıyor. Yanlış müdahaleler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere ciddi enfeksiyon risklerini artırabiliyor" diye konuştu.<br />
<br />
Kene nasıl çıkarılır?<br />
Kenenin vücuda tutunması halinde sakin olunması gerektiğini vurgulayan Kaynar, kolonya, alkol, gaz yağı veya sigara ateşi gibi yöntemlerin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kaynar, "Kene, ince uçlu bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulmalı, sağa sola çevrilmeden dik ve yavaş bir şekilde çekilmelidir. Baş kısmının deri içinde kalması durumunda vatandaşlar kendileri müdahale etmemeli, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" ifadelerini kullandı.<br />
Kene çıkarıldıktan sonra ısırılan bölgenin bol su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirten Kaynar, kişinin en az 10 gün boyunca kendisini gözlemlemesi gerektiğini kaydetti. Dr. Kaynar, bu süreçte ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma veya ısırık bölgesinde kızarıklık gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını ifade etti.<br />
<br />
"Hayati önem taşıyor"<br />
Keneden korunmak için açık renkli ve vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Kaynar, pantolon paçalarının çorap içine alınmasını, doğa yürüyüşü veya tarla çalışmalarının ardından vücudun ayrıntılı şekilde kontrol edilmesini önerdi. Evcil hayvanların da düzenli olarak kontrol edilmesi ve veteriner hekim önerileri doğrultusunda dış parazit uygulamalarının aksatılmaması gerektiğini belirten Kaynar, kırsal bölgelerde yaşayanlar ile hayvancılıkla uğraşan vatandaşların daha yüksek risk altında bulunduğunu söyledi. Açık alanlardan dönüşte yapılacak kısa bir vücut kontrolünün ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Teoman Kaynar, "Yaz boyunca artış göstermesi beklenen kene vakalarına karşı vatandaşların bilinçli davranması, doğru müdahalede bulunması ve erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarabilir" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/kene-alarmi-uzmandan-hayat-kurtaran-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/06/cd5dbb80-2e86-41fb-a553-5102678eb0f6.png" type="image/jpeg" length="87634"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalarda bu yiyeceklerden uzak durun!]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/sicak-havalarda-bu-yiyeceklerden-uzak-durun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/sicak-havalarda-bu-yiyeceklerden-uzak-durun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Müberra Hraloğlu, yaz aylarında artan gıda kaynaklı enfeksiyonlara karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Müberra Hraloğlu, yaz aylarında artan gıda kaynaklı enfeksiyonlara karşı uyardı. Dışarıda satılan tavuk döner, tavuklu pilav, mayonezli yiyecekler ve kremalı tatlıların sıcak havalarda ciddi risk oluşturduğunu belirten Hraloğlu, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan kişilerde gelişen sıvı kaybının tedavi edilmediğinde hayati tehlikeye yol açabileceğini söyledi.</p>

<p><br />
Yaz sıcaklarıyla gıda kaynaklı enfeksiyonlarda artış yaşanırken uzmanlar hem tüketilen gıdalar hem de havuz hijyeni konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Biruni Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Müberra Hraloğlu, özellikle uygun şartlarda muhafaza edilmeyen gıdaların ishal, bulantı ve kusmaya neden olabileceğini ifade ederek ağır vakalarda hastaneye başvurunun geciktirilmemesi gerektiğini söyledi.<br />
"Yaz aylarında gıda kaynaklı enfeksiyonlar belirgin şekilde artıyor"</p>

<p><br />
Yaz aylarında en sık karşılaşılan enfeksiyonların gıda kaynaklı olduğunu belirten Uzm. Dr. Müberra Hraloğlu, "Bu enfeksiyonlar genellikle ishal, bulantı ve kusma ile kendini gösteriyor. Vakalar ilkbaharla birlikte görülmeye başlıyor ve hava sıcaklıklarının artmasıyla daha da sıklaşıyor. Özellikle dışarıda satılan gıdalar sıcak havalarda daha kısa sürede bozulabiliyor. Bu nedenle gıdaların uygun sıcaklıkta ve hijyenik şartlarda muhafaza edilmesi büyük önem taşıyor" dedi.<br />
"Tavuk döner, tavuklu pilav ve kremalı tatlılara dikkat"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Riskli gıdalar hakkında bilgi veren Hraloğlu, "Tavuk döner, tavuklu pilav, sade pilav, mayonez içeren yiyecekler ile kremalı pasta ve tatlılar kısa sürede bakteri üremesine ve toksin oluşumuna neden olabilir. Tüketilmeyecek gıdalar dışarıda bekletilmemeli, buzdolabında saklanmalıdır. Dışarıdan yemek satın alırken ise hijyen şartlarda güvenilen işletmeler tercih edilmelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
"Yemekten sonraki ilk saatlerde başlayan bulantı ve ishal gıda zehirlenmesi olabilir"<br />
Gıda zehirlenmesinin belirtilerine değinen Hraloğlu, "Yemek yedikten sonraki 3-4 saat içinde ya da ertesi güne kadar bulantı, kusma ve ishal gelişmesi gıda zehirlenmesini düşündürmelidir. Yüksek ateş, ağızdan sıvı alınamayacak kadar şiddetli kusma veya ağır ishal varsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.<br />
"Çocuklar ve yaşlılarda sıvı kaybı hayati risk oluşturabilir"<br />
Özellikle risk grubundaki bireylerde sıvı kaybının ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Hraloğlu, "Küçük çocuklar, yaşlılar ve böbrek hastalarında gelişen sıvı kaybı tedavi edilmezse hayati tehlikeye neden olabilir. İshal tedavisinde en önemli unsur yeterli sıvı desteğidir. Antibiyotik ise her hastada gerekli değildir ve mutlaka hekim önerisiyle kullanılmalıdır" dedi.<br />
"İshali olanlar havuza girmemeli"<br />
Yaz aylarında havuz kullanımına ilişkin de uyarılarda bulunan Hraloğlu, "İshali olan kişilerin havuza girmemesi gerekir. Çünkü enfeksiyon etkeni diğer kişilere bulaşabilir. Ayrıca havuzlar göz ve kulak enfeksiyonlarına da neden olabilir. Havuz suyunun yutulmaması, mümkün olduğunca dalış yapılmaması ve havuzdan çıktıktan sonra duş alınması enfeksiyon riskini azaltacaktır" ifadelerini kullandı.<br />
Müberra Hraloğlu son olarak yaz aylarında hem gıda hijyenine hem de havuz kullanım kurallarına dikkat edilmesinin enfeksiyonlardan korunmada en etkili yöntem olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/sicak-havalarda-bu-yiyeceklerden-uzak-durun</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/06/8d567603-45df-4b49-a57a-6fe182e57578.png" type="image/jpeg" length="93583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal medya tuzağı:Çocuklar zayıflık uğruna sağlığını kaybediyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/sosyal-medya-tuzagicocuklar-zayiflik-ugruna-sagligini-kaybediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/sosyal-medya-tuzagicocuklar-zayiflik-ugruna-sagligini-kaybediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal mecralar toplum hayatına büyük etki ederken, uzmanlar sosyal medyanın çocuklar ve ergenlerin sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabildiğini ifade ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya akımlarının çocukların sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik konuşan Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, "En büyük sorun sosyal medyayla beraber beden algısının değişmesi. Ailenin çocuğu iyi takip ediyor olması lazım, incelme akımları çok tehlikeli. Anoreksiya başlayabiliyor, kalıcı olabiliyor. Sosyal medya akımı sonunda bir hastamız ‘A4 kağıdına sığmam gerekiyor' diye diyete başlayıp, vücut algısı bozulduğu için anoreksik olarak devam etmek, çok ciddi tedaviler almak zorunda kaldı. Çünkü artık ‘Sen zayıfsın'a ikna olamadı. Yaklaşık 2 yıldır belirli tedaviler ve diyetler almak zorunda kalıyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Sosyal mecralar toplum hayatına büyük etki ederken, uzmanlar sosyal medyanın çocuklar ve ergenlerin sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabildiğini ifade ediyor. Kimi zaman sosyal medyadaki aşırı zayıflık ya da farklı beslenme şekillerine ilişkin akımların 18 yaş altı bireyler tarafından da uygulanabildiğini aktaran Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, önemli uyarılarda bulundu. Antalya'daki bir programda konuşan Kıykım, bir hastasının sosyal medyada kişilerin A4 kağıdını karınlarının önüne tutarak vücutlarının bu ölçüye sığıp sığmadığına yönelik zayıflama çabalarından etkilenerek diyete başladığını ve uzun süredir tedavi almak durumunda kaldığını söyledi. Kıykım, zaman zaman ailelerin de bağışıklığı güçlendirmek, büyümeyi desteklemek gibi amaçlarla çocuklarında fazla ve gereksiz takviye kullanabildiğini söyleyerek, bilinçsiz kullanımların toksik etki yapabileceğine dikkat çekti.<br />
<br />
"Olmasını istediğinizin tam tersine dönebilir işler"<br />
Bilinçsiz takviye kullanımına ilişkin konuşan Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, "Bu, şu anda bütün dünyanın sıkıntısı. Çoklu vitamin kullanalım, ‘Şu vitamin şuna iyi geliyormuş, illaki takviye alalım.' Sanki takviye almazsak her şey yolunda gitmeyecekmiş gibi bir durum söz konusu hale gelmiş vaziyette. Her vitamin ihtiyaç değildir, toksik etki yapabilir. Başka başka gıda takviyeleri kullanalım, ‘Çocuğumuzun beyni daha gelişsin, boyu uzasın, daha güçlensin' diye çok sayıda takviye yapılıyor. Çocukta etkili olup olmayacağı belli değil, eş zamanlı da gıda güvenliğiyle ilgili sorun yaşayabilirsiniz. Olmasını istediğinizin tam tersine dönebilir işler" dedi.<br />
<br />
"İncelme akımları çok tehlikeli, aileler çocuğu iyi takip etmeli"<br />
Sosyal medya kaynaklı akımlar nedeniyle zaman zaman çocuklarda karşılaştıkları durumlara değinen Prof. Dr. Kıykım, "Kişi tercihiyle veganlık yapabilir, herhangi bir sorun yok. Vegan beslenmede bazı vitamin, mineral eksiklikleri oluşabilir, düzenli takip ediliyor olması lazım. En büyük sorun artık sosyal medyanın girişiyle beraber beden algısının değişmesi. ‘Daha ince ya da daha şişman olmalıyım'. Çocuk, bunun için farklı diyetler ve ürünler kullanabilir, bu önemli bir sıkıntı. Beslenmeyi de sadece bir şey popüler oldu diye yapıyorsa, ‘Şu anda popüler, ben bir vegan besleneyim' dediğiniz zaman uygun vitamin, mineral ve kaloriyi de alamayabilirsiniz. Hele ki bazı çocuklar anne, babadan da gizleyerek yapmaya çalışıyor, en büyük tehlike onlarda. O zaman kalori açığı ortaya çıkmış oluyor. En son zayıflayacağım baskısı, akran zorbalığı. Bunun sonunda anoreksiya başlayabiliyor. Beslenme düzensizliğine girebiliyor ve bu kalıcı olabiliyor. Çok dikkat edilmesi lazım. Ailenin çocuğu iyi takip ediyor olması lazım, hele bu incelme akımları çok tehlikeli" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Sosyal medya her şey için bir standart belirliyor"<br />
"Anoreksiya her zaman var" diyen Kıykım, "Bir önceki nesilde daha fazlaydı, ‘Çok ince olmak zorundayım' diye. Ben zayıflamak istiyorum ve ben zayıf değilim, başka bir şey. En büyük sorun beden algısının bozulması ve devamlı devamlı daha fazla zayıflamaya çalışmaktır. Bu, artık tıbbi bir durum, hastalık haline gelir. Mutlaka müdahale edilmesi gerekir. Önemli olan da o seviyeye gelmeden fark edebilmektir. Çünkü açlıkla yaptığınız her şey; hele ki büyüme çağında vitamin, mineral eksiklikleriyle beynin ihtiyaçlarını karşılayamamak haline gelir. Ergenlik çağı en sorunlu zaman. Sosyal medya her şeye dahil artık, her şey için bir standart belirliyor. Sosyal medyanın size getirdiği başka bir şey daha var; yanınızdaki arkadaşınız yapıyor, ‘Sen niye yapmıyorsun?' diye seni zorlamaya başlıyor. Yapmadığınız zaman zorlanmaya başlıyorsunuz" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Hastamız ‘A4 kağıdına sığmam gerekiyor' diye 'sen zayıfsın'a ikna olamadı"<br />
"Çocuğumuzun ne izlediğini ve sürecini de kontrol edebiliyor olmamız lazım" diyen Kıykım, sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Gördüm ve özendirdim, sosyal medya bunu bize devamlı dikte diyor. Sosyal medya akımı sonunda bir hastamız ‘Bir A4 kağıdına sığmam gerekiyor' diye diyete başlayıp, sonra da artık adaptasyonu, vücut algısı bozulduğu için anoreksik olarak devam etmek, çok ciddi tedaviler almak zorunda kaldı. Çünkü artık ‘sen zayıfsın'a ikna olamadı. Yaklaşık 2 yıldır belirli tedaviler ve diyetler almak zorunda kalıyor."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/sosyal-medya-tuzagicocuklar-zayiflik-ugruna-sagligini-kaybediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/06/c3e1fdd2-f2fb-450b-b01a-cbc5150335a8.png" type="image/jpeg" length="24396"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
