<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Vakit61 Haberin Vakti</title>
    <link>https://www.vakit61.com</link>
    <description>Vakit 61 | Trabzon ve Karadeniz'den Güncel Yerel Haberler
Trabzon başta olmak üzere Karadeniz bölgesinden en yeni, doğru ve tarafsız yerel haberler Vakit 61'de! Siyaset, spor, ekonomi, hava durumu ve daha fazlası için takipte kalın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.vakit61.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 31 May 2026 23:21:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Havalar ısındı, çocuklarda yaz ishali vakalarına dikkat]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/havalar-isindi-cocuklarda-yaz-ishali-vakalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/havalar-isindi-cocuklarda-yaz-ishali-vakalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, havaların ısınmasıyla birlikte yaz ishali diye bilinen mide-bağırsak enfeksiyonlarının artabileceğini belirterek, ebeveynlere uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, havaların ısınmasıyla birlikte yaz ishali diye bilinen mide-bağırsak enfeksiyonlarının artabileceğini belirterek, ebeveynlere uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Havaların ısınması ile birlikte çocukların toplu alanlarda kalma süresi uzadı. Yaz ishalinin de bu dönemlerde arttığını ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Harika Dikdur, 'Yaz dönemi geliyor ve havalar ısınıyor. Bu dönemde en sık karşılaşacağımız enfeksiyonlardan biri çocuklarda mide-bağırsak enfeksiyonu. Buna yaz ishali denilebiliyor. Yazın, bu hastalığın artma sebebi toplu alanlarda daha fazla bir araya gelmek. Havuz, deniz gibi toplu girilen sulardan kapılan mikroplar, içme sularında ya da iyi yıkanmamış gıda ürünleri ile birlikte viral enfeksiyonları daha sık görüyoruz. Parklarda aynı yere dokunulması ve ellerin ağza gitmesi de bu enfeksiyonların bulaşmasında etkili oluyor' dedi.</p>

<p>İshal salgınlarında kusma ve ishalin bir arada olduğunda hastayı mutlaka bir çocuk doktorunun görmesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Dikdur, 'İshal salgınlarında en önemli konu, çocukta kusma ve ishal varsa mutlaka bir çocuk doktoru hastayı görmeli. Bu enfeksiyonlar genellikle virüs kökenlidir. Bu hastalığın tedavisi de destek tedavisidir. Bu tedavinin yüzde 99'unda da antibiyotik gerekli değildir. Sıvı kaybı varsa bunu dengelemek için damar yolundan sıvı desteği sağlarız. Probiyotik kullanırız. Bazı vakalarda çinko destekleri ile dengelemeyi sağlarız' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/havalar-isindi-cocuklarda-yaz-ishali-vakalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/20260529-a-w714637-011.jpg" type="image/jpeg" length="10871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından cilt kanseri ve güneşten korunma uyarısı]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/uzmanindan-cilt-kanseri-ve-gunesten-korunma-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/uzmanindan-cilt-kanseri-ve-gunesten-korunma-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, cildimizin en değerli giysimiz olduğunu belirterek, 'Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, cildimizin en değerli giysimiz olduğunu belirterek, 'Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık ayı kapsamında cilt kanserleri ve güneşten korunma yöntemlerine dair uyarılarda bulundu. Cildin dış etmenlere karşı vücudu koruyan en önemli bariyerlerden biri olduğunu belirten Gülel, özellikle mayıs ayından itibaren güneş ışınlarının ve ultraviyole (UV) radyasyonun etkisini artırdığına dikkat çekti. Deri kanserlerinin sık görülen bir tür olduğunu ve melanom ile melanom dışı olarak iki başlıkta ele alındığını aktaran Gülel, 'Benlerimiz, yeni oluşan renkli lekeler ve ciltte meydana gelen değişiklikler mutlaka takip edilmelidir. Benlerimizi zaman zaman kontrol etmeli, yılda en az bir kez de cilt doktorumuza başvurmalıyız. Özellikle tarım işçileri ve güneş altında uzun süre çalışan kişilerde deri kanserleri daha sık görülebilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin de düzenli takip yaptırması önemlidir' dedi.</p>

<p>'Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir'</p>

<p>Güneşten korunma noktasında doğru bilinen yanlışlara değinen ve basit ama etkili önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Gülel, şunları kaydetti:</p>

<p>'Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Eğer güneş altında kalmamız gerekiyorsa mutlaka güneş koruyucu kullanmalıyız. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılır. Fiziksel koruyucular dışarı çıkmadan hemen önce kullanılabilirken, kimyasal koruyucular güneşe çıkmadan yaklaşık yarım saat önce sürülmelidir. Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Genellikle yapılan yanlışlardan biri, güneş koruyucunun bir kez sürülmesinin yeterli olduğunu düşünmektir. Oysa koruyucunun düzenli aralıklarla tazelenmesi gerekir. Yaşımıza ve cilt yapımıza uygun güneş koruyucu seçmeliyiz. Az miktarda kullanıldığında yeterli koruma sağlamaz. Genellikle yüz bölgesi için beş parmak ucu kadar güneş koruyucu kullanılması önerilmektedir.'</p>

<p>'Cildimiz, en değerli giysimizdir'</p>

<p>Fiziksel korunmanın ve rutin kontrollerin önemine de değinen Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gülel, 'Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz. Özellikle yaz döneminde birkaç haftada bir bütün cildimizi kontrol etmeliyiz. Yeni oluşan benler, lekeler, kanamalı ya da iyileşmeyen lezyonlar görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açık tenli, çillenmeye yatkın cilt yapısına sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Cilt kanserlerinde güneş en önemli etkenlerden biridir. Cildimiz çok önemlidir. En değerli organımız, en değerli giysimizdir. Aslında ona yatırım yaparsak kendimize de yatırım yapmış oluruz' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/uzmanindan-cilt-kanseri-ve-gunesten-korunma-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/20260528-a-w714111-01.jpg" type="image/jpeg" length="78212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şifa diye tüketilen 'Deli Bal' İçin kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/sifa-diye-tuketilen-deli-bal-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/sifa-diye-tuketilen-deli-bal-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Karadeniz'in doğal florasında önemli bir yere sahip komar çiçeklerinden elde edilen 'deli bal'ın bölgenin kültürel ve ekonomik değerleri arasında yer aldığını belirterek, bu balın bilinçsiz tüketiminin oluşturabileceği sağlık sorunları konusunda uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Karadeniz'in doğal florasında önemli bir yere sahip komar çiçeklerinden elde edilen 'deli bal'ın bölgenin kültürel ve ekonomik değerleri arasında yer aldığını belirterek, bu balın bilinçsiz tüketiminin oluşturabileceği sağlık sorunları konusunda uyarıda bulundu.</p>

<p>Gündüz, halk arasında komar, zifin veya orman gülü olarak bilinen Rhododendron türü bitkilerin Doğu Karadeniz'in doğal ekosisteminin en önemli parçalarından biri olduğunu kaydederek bölge için coğrafi değer taşıdıklarını söyledi.</p>

<p>Komar çiçeklerinin yalnızca görsel açıdan değil, bölgenin arıcılık kültürü bakımından da önemli bir biyolojik zenginlik oluşturduğunu ifade eden Gündüz, bu çiçeklerden elde edilen ve halk arasında 'deli bal' olarak bilinen ürünün yüzyıllardır Karadeniz kültürünün bir parçası olduğunu dile ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Gündüz, deli balın yalnızca tıbbi ve toksikolojik yönüyle değil, kültürel ve gastronomik yönüyle de dikkat çektiğini belirten Gündüz, 'Bu ürün Karadeniz'in özgün değerlerinden biridir. Deli bal, bölgenin doğal ve kültürel kimliğiyle bütünleşmiş önemli bir marka değeri niteliği taşımaktadır' diye konuştu.</p>

<p>'Coğrafi işaret çalışmaları önemli'</p>

<p>Komar balının coğrafi işaret ve tescil süreçleriyle korunmasının önem taşıdığını vurgulayan Gündüz, bu tür ürünlerin geleneksel üretim kültürünü yaşattığını ve bölgesel kalkınmaya katkı sunduğunu söyledi. Deli balın içerdiği 'grayanotoksin' maddesi nedeniyle kontrollü tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz fazla miktarda tüketimin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, 'Komar balı içeresindeki grayanotoksin maddesi ne kadar çoksa veya grayanotoksin içeren baldan çok fazla tüketilirse zehirlenme ihtimali artar' dedi.</p>

<p>Deli bal tüketimi sonrası tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, baş dönmesi, baygınlık ve ritim bozukluğu görülebileceğini ifade eden Gündüz, komar çiçekleri ve deli balın yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda Karadeniz'in biyolojik çeşitliliğini, geleneksel arıcılık kültürünü ve yerel üretim hafızasını temsil ettiğini kaydetti.</p>

<p>Gündüz, 'Komar çiçeği ve deli bal, bu bölgenin kültürel mirası, kültürel değeri ve coğrafi değeridir. Komar çiçekleri, Karadeniz'in denize bakan yamaçlarında yetişen doğal ve bu bölgeye özgü bir bitkidir. Bu nedenle bölgenin önemli coğrafi değerlerinden biridir. Kültürel miras, kültürel değer ve coğrafi değer olarak komar çiçeklerini çok önemsememiz, onları ön plana çıkarmamız gerekiyor. Bu aylarda, komar çiçeklerinin yoğun olduğu bölgelere yakın alanlara petekler yerleştirildiğinde, bu çiçeklerden bal üretiliyor. Komar çiçeğinin içerisinde, 'grayanotoksin' adı verilen ve zehirlenme potansiyeli taşıyan bir toksin bulunuyor. Eğer bu çiçeklerden yoğun şekilde bal üretilir ve insanlar bu balı fazla miktarda tüketirse, zehirlenme ihtimali ortaya çıkabiliyor. Ancak bunun tedavisi bulunmaktadır. Öte yandan, bu bal yüzyıllardır bölgede şifa amacıyla da kullanılmaktadır. Tansiyon düzenleyici, ağrı kesici ve enerji artırıcı etkileri olduğuna inanılan doğal bir ürün olarak birçok hastalıkta tercih edilmektedir. Bu yönüyle de bölgemiz için önemli bir kültürel değerdir. Hem komar çiçeği hem de komar balı, yani halk arasında bilinen adıyla deli bal, Karadeniz Bölgesi'nin vazgeçilmez iki önemli değeridir. Bunların gerek tescil süreçleriyle gerekse kültürel miras kapsamında ön plana çıkarılması büyük önem taşımaktadır' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Deli bal zehirlenmeye yol açsa da, bu durum kontrol altına alınabilir'</p>

<p>'Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da, bu durum kontrol altına alınabilir' diyen Gündüz, 'Deli bal zehirlenmelerinde; tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, kusma, bilinç değişikliği, göz kararması ve bayılma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu durumlarda gerekli tedavileri uyguluyoruz. Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da, bu durum kontrol altına alınabilir. Hem komar çiçekleri hem de komar balı, bu bölgenin önemli kültürel ve coğrafi değerleridir. Bunların daha fazla ön plana çıkarılması ve şehrimizin önemli bir değeri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir' uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/sifa-diye-tuketilen-deli-bal-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/deli-bal.png" type="image/jpeg" length="21480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar kurban etinin kendi yağı ile pişirilmesi ve farklı bir yağ ilave edilmemesi tavsiyesinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar kurban etinin kendi yağı ile pişirilmesi ve farklı bir yağ ilave edilmemesi tavsiyesinde bulundu.</p>

<p>Kurban Bayramı'nın sevdiklerimizle bir araya gelmenin en güzel zamanları olduğunu ifade eden Özel İmperial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayca Yılmaz Kaya, byram sofralarının tadını çıkarırken sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerektiğine vurgu yaptı. Kaya 'Bayramda yaşam kalitemizin korunması ve sindirim sisteminin desteklenmesi büyük önem taşır. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Kurban eti hemen tüketilmemeli, yaklaşık 12-24 saat dinlendirildikten sonra tercih edilmelidir. Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine fırında pişirme, ızgara, haşlama gibi daha sağlıklı yöntemler kullanılmalıdır. Etler hazırlanırken görünür yağlarından ayrılmalıdır. Yüksek yağ miktarını azalttığımız bu ete yağ ilave etmeden kendi yağında pişirmek doğru bir tercih olacaktır. Kırmızı ette bulunan demirin vücutta daha iyi kullanılabilmesi için, C vitamini yönünden zengin besinlerle birlikte tüketilmesi önerilir. Özellikle domates, limonlu yeşil salata ve taze sebzeler demir emilimini artırmaya yardımcı olur' dedi.</p>

<p>Bayram sürecinde günlük 2-2,5 litre su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini de kaydeden Kaya 'Sindirimi desteklemek ve kilo kontrolünü sağlamak adına gün içerisinde kısa yürüyüşler yapılması faydalı olacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşırı et tüketimi ve yağlı beslenme; hazımsızlık, şişkinlik ve mide problemlerine neden olabilir. Önemli olan dengeli beslenmeyi sürdürebilmektir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/saglik-2.png" type="image/jpeg" length="20025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayramda sağlıklı beslenmenin altın kuralları]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/bayramda-saglikli-beslenmenin-altin-kurallari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/bayramda-saglikli-beslenmenin-altin-kurallari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde; kontrolsüz et tüketimi, hatalı pişirme yöntemleri ve hijyen risklerine karşı uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde; kontrolsüz et tüketimi, hatalı pişirme yöntemleri ve hijyen risklerine karşı uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, Kurban Bayramı'nın, geleneksel olarak et tüketiminin belirgin şekilde arttığı, aile sofralarının zenginleştiği bir dönem olduğunu, ancak bu sürecin sindirim problemleri başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirebileceğini kaydederek, 'Bayram boyunca beslenme alışkanlıklarını dengelemek ve hijyen kurallarına özen göstermek büyük önem taşır' dedi.</p>

<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, bayramı sağlıklı geçirmek isteyen vatandaşlar için bazı önerilerde bulundu. Bayramın ilk günlerinde en sık yapılan hatalardan birinin, yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesi olduğunu belirten Asu Kurtuluş, 'Taze kesilen et, 'rigor mortis' olarak adlandırılan evrede olduğu için hem daha serttir hem de sindirimi zorlaştırır. Etin daha yumuşak, lezzetli ve sindirilebilir hale gelmesi için kesimden sonra en az 12-24 saat boyunca uygun şartlarda dinlendirilmesi gerekir' dedi.</p>

<p>Öğünlerde denge ve lif şart</p>

<p>Bayram süresince kırmızı et tüketiminin artmasıyla birlikte günlük protein ve yağ alımının ciddi ölçüde yükseldiğini ifade eden Kurtuluş, porsiyon kontrolünün önemine değindi. Sadece et ağırlıklı beslenmek yerine, öğünlerde sebze, tam tahıllar ve fermente süt ürünleri gibi besinlere de yer verilmesi gerektiğini belirten Kurtuluş, 'Özellikle lif bakımından zengin sebzeler, yüksek protein alımının bağırsaklar üzerindeki olumsuz etkilerini dengeleyerek kabızlık riskini azaltır. Aynı zamanda yoğurt gibi probiyotik kaynakları da bağırsak sağlığını destekleyici önemli unsurlar arasında yer alır' diye konuştu.</p>

<p>Kronik hastalığı olanlar için kritik uyarı</p>

<p>Diyetisyen Asu Kurtuluş; diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve böbrek rahatsızlığı olan kişiler için porsiyon kontrolünün, uygun pişirme yöntemlerinin ve dengeli beslenmenin çok daha kritik olduğunu hatırlattı. Kurtuluş, 'Pişirme yöntemleri de en az tüketilen miktar kadar önemlidir. Kızartma yerine haşlama, fırınlama veya ızgara tercih edilmelidir. Etin kendi yağıyla pişirilmesi yeterli olduğundan ekstra yağ eklenmemeli, böylece günlük yağ alımı kontrol altında tutulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kesimden sofraya hijyen zinciri</p>

<p>Kurban Bayramı'nda en kritik konulardan birinin hijyen olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, kesim aşamasından başlayarak etin sofraya gelene kadar geçen tüm süreçte hijyen kurallarına uyulmamasının, gıda kaynaklı enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırdığını söyledi. Kesim işleminin mutlaka uygun, temiz ve mümkünse bu iş için ayrılmış alanlarda yapılması gerektiğini ifade eden Kurtuluş, kesim sonrası etlerin en kısa sürede parçalanarak küçük porsiyonlara ayrılmasını ve uygun saklama alanlarına alınmasını önerdi.</p>

<p>Su tüketimini ihmal etmeyin</p>

<p>Artan et tüketimiyle birlikte su tüketiminin çoğu zaman ihmal edildiğine dikkat çeken Kurtuluş, metabolik dengeyi korumak için günlük en az 2-2,5 litre su içilmesi gerektiğini belirtti. Tatlı tüketimi konusunda da küçük porsiyonların ya da meyve içerikli alternatiflerin tercih edilmesini tavsiye etti.</p>

<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>'Kurban Bayramı'nı sağlıklı bir şekilde geçirmek aslında küçük ama etkili önlemlerle mümkündür. Dengeli beslenme, doğru pişirme teknikleri ve hijyen kurallarına dikkat edildiğinde hem bayram sofralarının keyfi çıkarılabilir hem de sağlık korunabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, YEREL</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/bayramda-saglikli-beslenmenin-altin-kurallari</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/bayramda-saglikli-beslenmenin-altin-kurallari.jpg" type="image/jpeg" length="59610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Güneş kremi tek başına yeterli olmayabiliyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/uzmani-uyardi-gunes-kremi-tek-basina-yeterli-olmayabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/uzmani-uyardi-gunes-kremi-tek-basina-yeterli-olmayabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, bazı yaz günlerinde güneş kreminin tek başına tam koruma sağlayamadığını, bunun için çocuklara UV korumalı kıyafetlerin giydirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, bazı yaz günlerinde güneş kreminin tek başına tam koruma sağlayamadığını, bunun için çocuklara UV korumalı kıyafetlerin giydirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kavurucu sıcak günler yaklaşırken Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Harika Dikdur, zararlı güneş ışınlarından korunmak için yapılması gerekenleri aktardı. Bebeklerde cilt bariyerinin 6 aylıktan sonra geliştiğini ve bu süreçten sonra krem kullanılabileceğini ifade eden Dikdur, 'Bebeklerde 6 aya kadar cilt bariyeri gelişmediği için güneş kremi kullanımını önermiyoruz. 6 aydan sonrası içinse mümkünse 50 koruma faktörlü, mineral filtreli güneş kremlerini öneriyoruz. Her 2 saatte bir güneş kremini sürmemiz gerekiyor. Özellikle havuza, denize girdikten sonra 2 saat geçmese bile tekrardan güneş kreminin yenilenmesi gerekir. Buradaki en önemli ayrıntı; günlük hayatta da parka, bahçeye, sokağa çıkarken çocuklarımızda güneş kremini kullanmamız gerektiğidir. Cildi güneşin zararlı ışınlarından korumak için güneş kremi önemlidir' dedi.</p>

<p>Bazı yaz günlerinde sadece güneş kremlerinin de yeterli olmayacağına dikkat çeken Dikdur, 'Bazı yaz günlerinde güneş kreminin bile yeterli olmadığı günler olabiliyor. Özellikle deniz kıyısında UV koruma faktörlü deniz kıyafetlerinin giyilmesini öneriyoruz. Bunlarda yeni doğandan itibaren birçok seçenek mevcut. Bu önlemlerin yanı sıra UV korumalı şapka kullanımı da oldukça fazla önem arz ediyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/uzmani-uyardi-gunes-kremi-tek-basina-yeterli-olmayabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/uzm.jpg" type="image/jpeg" length="65289"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[37 yaşında hayatını kaybeden beyin cerrahına gözyaşlarıyla veda]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/37-yasinda-hayatini-kaybeden-beyin-cerrahina-gozyaslariyla-veda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/37-yasinda-hayatini-kaybeden-beyin-cerrahina-gozyaslariyla-veda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da hayatını kaybeden Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Yunus Emre Durmuş için hastanede düzenlenen törende eşi, oğlu, ailesi ve meslektaşları gözyaşlarına hakim olamadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da hayatını kaybeden Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Yunus Emre Durmuş için hastanede düzenlenen törende eşi, oğlu, ailesi ve meslektaşları gözyaşlarına hakim olamadı.</p>

<p>Samsun'da evinde rahatsızlanmasının ardından kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden OMÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Yunus Emre Durmuş için görev yaptığı fakültede tören düzenlendi. Düzenlenen törende duygu dolu anlar yaşandı. Törene Durmuş'un eşi Mukaddes Durmuş, oğlu Mehmet Cihangir Durmuş, annesi ve babasının yanı sıra meslektaşları, hastane personeli ve yakınları katıldı. Törende yapılan konuşmalar sırasında birçok kişi gözyaşlarını tutamazken, Dr. Durmuş için helallik alındı ve dua edildi. Meslektaşları tarafından çalışkanlığı ve insanlığıyla anılan Durmuş'un vefatı sağlık camiasını yasa boğdu.</p>

<p>'Hem eğitime hem de bilime çok değerli katkılar sunmuştur'</p>

<p>Törende konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, 'Yıllarca üniversitemizde asistanlık yaptıktan sonra öğretim üyesi olarak aramızda çalışan çok değerli bir bilim insanı hocamızı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Hocamız hem eğitime hem de bilime çok değerli katkılar sunmuştur. Hastalarıyla iyi bir iletişimi içinde olan bambaşka bir insandı' dedi.</p>

<p>Gözyaşları içerisinde konuşma yapan OMÜ Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alparslan Şenel, 'Asistanlığını biliyorum. Evimde misafir ettim. Beraber çalıştığımız arkadaşımızın Allah mekanını cennet eylesin' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>OMÜ Tıp Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Cengiz Çokluk, 'Hepimiz gönlünde özel bir yer edindi. İyi bir meslektaş, güvenilir bir arkadaş ve vefalı bir dosttu' şeklinde konuştu.</p>

<p>Kanser tedavisi gördüğü, kalp rahatsızlığı bulunduğu ve zayıflama iğnesi kullandığı öğrenilen 37 yaşındaki doktor, törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı.</p>

<p><img height="965" src="https://vakit61com.teimg.com/vakit61-com/uploads/2026/05/a-w710702-06.jpg" width="999" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/37-yasinda-hayatini-kaybeden-beyin-cerrahina-gozyaslariyla-veda</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/37-yasinda-hayatini-kaybeden-beyin-cerrahina-gozyaslariyla-veda.jpg" type="image/jpeg" length="78601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nefes darlığı, çabuk yorulma ve ayaklarda şişliğe dikkat]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/nefes-darligi-cabuk-yorulma-ve-ayaklarda-sislige-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/nefes-darligi-cabuk-yorulma-ve-ayaklarda-sislige-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, kalp yetmezliğinin toplumda görülme sıklığının her geçen yıl arttığını belirterek, özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli kardiyolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, kalp yetmezliğinin toplumda görülme sıklığının her geçen yıl arttığını belirterek, özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli kardiyolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, erken tanı, düzenli takip ve uygun tıbbi tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin artırılabileceğine ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Soydinç, 'Kalp yetmezliği, dünyada ve Türkiye'de giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Kalp yetmezliği kalbin vücudun ihtiyaç duyduğu kanı yeterli şekilde pompalayamaması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Nefes darlığı, çabuk yorulma, ayaklarda şişlik, çarpıntı ve gece nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösterebilen hastalık, özellikle ileri yaş grubunda daha sık görülüyor' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kalp yetmezliğinin önlenmesinde büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, 'Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı sayesinde hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabiliyor. Özellikle düzenli takip, tedaviye uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları hastalığın kontrolünde kritik rol oynuyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>Kalp yetmezliğinin tanısında ekokardiyografi, elektrokardiyografi (EKG), kan testleri ve çeşitli görüntüleme yöntemlerinin önemli rol oynadığını belirten Soydinç, hastaların düzenli doktor kontrolü altında olması gerektiğini vurguladı. Düzenli izlem sayesinde hastalığın seyri yakından takip edilirken, komplikasyonların erken dönemde önüne geçilebildiğini ifade etti.</p>

<p>Modern tıbbi tedavi yöntemleri sayesinde kalp yetmezliğinin artık daha etkin şekilde yönetilebildiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, ilaç tedavilerinin yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması, sigaranın bırakılması ve sağlıklı beslenmenin tedavi sürecine önemli katkı sağladığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, toplumda kalp yetmezliği konusunda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekerek, erken tanının ve tedaviye uyumun hastaların yaşam süresi ve kalitesi üzerinde belirleyici rol oynadığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/nefes-darligi-cabuk-yorulma-ve-ayaklarda-sislige-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/saglik-1.png" type="image/jpeg" length="28210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hisoğlu: Bürokrasi azalıyor, hizmet hızlanıyor]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/hisoglu-burokrasi-azaliyor-hizmet-hizlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/hisoglu-burokrasi-azaliyor-hizmet-hizlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Ortahisar İlçe Başkanı Dr. Seyit Hisoğlu, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni “Sağlık Raporları Yönetmeliği” ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Ortahisar İlçe Başkanı Dr. Seyit Hisoğlu, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni “Sağlık Raporları Yönetmeliği” ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Başkan Hisoğlu, yeni yönetmelikle birlikte sağlık hizmetlerinde dijitalleşme sürecinin hız kazandığını, vatandaşların kamu hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak önemli düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirtti. Başkan Hisoğlu, söz konusu düzenlemenin hem bürokratik yükü azaltacağını hem de sağlık hizmetlerinin daha hızlı ve etkin şekilde sunulmasına katkı sağlayacağını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>RAPORLAR TEK MERKEZDEN</strong></p>

<p>Yeni düzenleme kapsamında ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında “Rapor Başvuru Merkezi” oluşturulacağını aktaran Başkan Hisoğlu, böylece sağlık kurulu raporlarına ilişkin başvuru, takip ve sonuçlandırma işlemlerinin tek merkezden yürütüleceğini söyledi. Engelli sporcuların lisans işlemlerinde kolaylık sağlanacağını da belirten Başkan Hisoğlu, mevcut engelli sağlık kurulu raporlarının ek rapor gerekmeksizin kullanılabilmesinin de önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>VATANDAŞLARIMIZI<br />
ÖNCELEYEN SİSTEM</strong></p>

<p>Tam teşekküllü sağlık kurullarının yanı sıra üç hekimden oluşan sağlık kurullarının da görev alacağı yeni sistemle ilgili bilgi veren Başkan Hisoğlu, belirli istisnalar dışında sağlık raporlarının üç hekim imzasıyla düzenlenebileceğini ifade etti. Mühür ve başhekim onayı zorunluluğunun kaldırılmasının işlemlerin daha hızlı tamamlanmasına katkı sağlayacağını dile getiren Başkan Hisoğlu, “Vatandaşımızı önceleyen bu düzenleme ile süreçler çok daha pratik hale gelmiştir” dedi. Ayrıca 50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli iş yerlerinde işe giriş sağlık raporlarının tüm kamu hekimleri tarafından düzenlenebilmesinin önünün açıldığını belirten Başkan Hisoğlu, engelli sağlık raporları ile ilaç ve tıbbi malzeme kullanım raporlarının evde sağlık hizmetleri kapsamında uzaktan yenilenebilmesinin de önemli bir kolaylık sağladığını ifade etti.</p>

<p><strong>E-NABIZ ÜZERİNDEN</strong></p>

<p>Dijitalleşme adımlarına da değinen Başkan Hisoğlu, sağlık raporu başvurularının artık e-Nabız üzerinden yapılabileceğini, böylece yazılı dilekçe döneminin sona erdiğini söyledi. Lisansa tabi olmayan spor faaliyetleri ve sosyal etkinlikler için vatandaşların sağlık kuruluşuna gitmeden e-Nabız üzerinden “Sağlık Durum Belgesi” oluşturabilmesinin önemli bir yenilik olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>DAHA HIZLI VE DAHA ŞEFFAF</strong></p>

<p>Başkan Hisoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “AK Parti’mizin sağlık alanında sürdürdüğü reform politikaları ve Sağlık Bakanlığı’mızın son dönemde hayata geçirdiği dijital dönüşüm hamleleri, Türkiye’nin sağlık sistemini daha modern, erişilebilir ve verimli bir yapıya kavuşturma hedefinin önemli bir yansıması olarak öne çıkıyor. e-Nabız, e-Rapor ve benzeri dijital uygulamalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine hızlı ve şeffaf şekilde ulaşması sağlanırken, bürokratik süreçlerin azaltılması ve işlem sürelerinin kısaltılması da dikkat çekiyor. Bu kapsamda atılan adımlar, hem sağlık çalışanlarının iş yükünü hafifletiyor hem de vatandaş memnuniyetini artırıyor. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükselten bu reformlar, kamu hizmetlerinde dijitalleşmenin güçlü bir örneği olarak değerlendirilirken, AK Parti hükümetinin sağlık alanındaki istikrarlı politikalarının da somut bir göstergesi olarak gurur kaynağımız oluyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika, Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/hisoglu-burokrasi-azaliyor-hizmet-hizlaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/seyit-3.png" type="image/jpeg" length="57328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik hastalıkların ilacı fiziksel aktivite]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/kronik-hastaliklarin-ilaci-fiziksel-aktivite</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/kronik-hastaliklarin-ilaci-fiziksel-aktivite" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel aktivitenin, iskelet kaslarının kasılması sonucu enerji harcanmasına neden olan her türlü vücut hareketi olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, düzenli fiziksel aktivitenin kronik hastalıkların hem önlenmesinde hem de mevcut hastalıkların yönetiminde en güçlü ilaçsız müdahale yöntemlerinden biri olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fiziksel aktivitenin, iskelet kaslarının kasılması sonucu enerji harcanmasına neden olan her türlü vücut hareketi olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, düzenli fiziksel aktivitenin kronik hastalıkların hem önlenmesinde hem de mevcut hastalıkların yönetiminde en güçlü ilaçsız müdahale yöntemlerinden biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Modern yaşamın ve teknolojik gelişmelerin getirdiği hareketsizlik (sedanter yaşam), dünya genelinde birçok kronik hastalığın temel tetikleyicilerinden biri haline gelirken, kronik hastalıklar terimi çoğu zaman kardiyovasküler hastalıklar, kanser, kronik solunum hastalıkları ve diyabet için kullanılıyor. Bu dört hastalık grubunun erken ölüm sebeplerinin büyük kısmını oluşturduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, kronik hastalıkların ortak risk faktörlerinden birisi olan fiziksel hareketsizliğin, dünya genelinde ölüme neden olan risk faktörlerinin sıralamasında dördüncü sırada yer aldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Hareketsiz yaşam ve fiziksel aktivite yetersizliği önemli bir halk sağlığı sorunu'</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından 2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre Türkiye genelinde kadınların yüzde 87'si, erkeklerin yüzde 77'sinin yeterli ölçüde fiziksel aktivite yapmadığının belirlendiğini, hareketsiz yaşamın ve fiziksel aktivite yetersizliğinin ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, 'Düzenli yapılan fiziksel aktivitenin kronik hastalıklara karşı sağladığı temel faydalar ve etkileri vardır. Kalp ve damar sağlığı için düzenli fiziksel aktivite, kalp hastalığı, inme ve yüksek tansiyon riskini önemli ölçüde düşürür. Bazı çalışmalar kardiyovasküler hastalık riskinde yüzde 49'a varan bir azalma olduğunu göstermektedir. Kolesterol kontrolü yapmak, kötü kolesterolü (LDL) düşürürken, iyi kolesterolü (HDL) arttırarak damar sertliğini önler. Orta şiddette fiziksel aktiviteler, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan hipertansiyona karşı koruyucudur. Kan şekeri kontrolü, egzersiz, hücrelerin insülin duyarlılığını artırarak kan şekerini düzenler ve Tip 2 diyabet riskini azaltabilir' dedi.</p>

<p>Hareketsiz yaşamın getirdiği sağlık sorunlarının her geçen yıl artarak devam ettiğini, aktiviteyi yaşam biçimi haline getirmenin çok önemli olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, 'Metabolizma hızını artırmak, aşırı kilo alımını önlemek ve obeziteyle ilişkili kronik hastalıkların temelini kurutmaya destek olur. Düzenli fiziksel aktivitenin, başta meme, kolon, mesane ve akciğer olmak üzere en az sekiz farklı kanser türünün görülme sıklığını azalttığı da gösterilmiştir. Dünya üzerindeki kanser olgularının yüzde 25'inin sedanter yaşam tarzı ve aşırı kilodan kaynaklandığı bilinmektedir. Hareketlilik, kemik yoğunluğunu artırarak özellikle menopoz sonrası kadınlarda kemik erimesini önler. Kas kuvvetini koruyarak yaşlılarda düşme ve buna bağlı kırık riskini azaltır. Depresyon ve anksiyete semptomlarını hafifletir, stresi azaltır ve genel ruh halini iyileştirir. Beyne giden kan akışını artırarak bilişsel fonksiyonları korur ve erken bunama riskini düşürür. Ayrıca akciğer hastalıklarında fiziksel aktivite ve egzersiz uygulamaları hastalığın ilerlemesi ve alevlenmelerin önlenmesi, hastaneye yatış sıklığının azaltılması ve kardiyopulmoner kapasitenin artırılmasında önemli yaklaşımlardır' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkilerinden faydalanmak için rutin oluşturun'</p>

<p>Fiziksel aktivitenin, kronik hastalıkların yönetiminde yalnızca destekleyici bir unsur değil, tedavi protokollerinin vazgeçilmez bir bileşeni olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, 'Düzenli egzersiz, kardiyovasküler kapasiteyi artırarak, metabolik dengeyi sağlayarak ve inflamatuar süreçleri kontrol altına alarak hastalığın seyrini olumlu yönde değiştirmekte, komplikasyon riskini minimize etmektedir. Haftada en az 150-300 dakika tempolu yürüyüş, orta yoğunlukta aerobik aktivite veya haftada 75-150 dakika koşu, yine haftada en az 2 gün tüm ana kas gruplarını içeren kuvvet antrenmanları yapmak önemlidir. Hastaların fiziksel bağımsızlığını koruyarak yaşam kalitesini artırması ve psikolojik iyilik halini desteklemesi, aktivitenin bütüncül sağlık üzerindeki kritik rolünü kanıtlamaktadır. Bu nedenle, kronik hastalıklarla mücadele bireye özgü, sürdürülebilir ve multidisipliner bir yaklaşımla planlanan fiziksel aktivite programlarının yaygınlaştırılması hem toplum sağlığının iyileştirilmesi hem de sağlık sistemleri üzerindeki yükün azaltılması açısından stratejik bir öneme sahiptir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/kronik-hastaliklarin-ilaci-fiziksel-aktivite</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/kronik-hastaliklarin-ilaci-fiziksel-aktivite.jpg" type="image/jpeg" length="89446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz: 'Mantar tüketirken sağlığınızdan olmayın']]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/prof-dr-abdulkadir-gunduz-mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/prof-dr-abdulkadir-gunduz-mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Gündüz, Türkiye'nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi.</p>

<p>Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, 'Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir' dedi.</p>

<p>'Ölüm meleği mantarı'</p>

<p>Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık 'ölüm meleği mantarı' olarak bilinen 'Amanita phalloides' türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum'</p>

<p>'Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz' dedi.</p>

<p>'Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor'</p>

<p>'Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor' diyen Gündüz, 'Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok Karadeniz Bölgesi'nde görülüyor. Karadeniz Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. Karadeniz Bölgesi'nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen 'ölüm meleği' türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. Karadeniz Bölgesi'nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/prof-dr-abdulkadir-gunduz-mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/mantar.png" type="image/jpeg" length="48183"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Tanı yanlışlığı hastaların hayatını riske atıyor']]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/uzmanindan-uyari-tani-yanlisligi-hastalarin-hayatini-riske-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/uzmanindan-uyari-tani-yanlisligi-hastalarin-hayatini-riske-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı kaynaklı olmadığını belirterek, yanlış tanı nedeniyle bazı hastaların kalp krizi riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Şen, aylarca boyun fıtığı tedavisi gören bir hastasının yapılan tetkikler sonucu kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildiğini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı kaynaklı olmadığını belirterek, yanlış tanı nedeniyle bazı hastaların kalp krizi riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Şen, aylarca boyun fıtığı tedavisi gören bir hastasının yapılan tetkikler sonucu kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildiğini anlattı.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle kola yayılan ağrılarda sadece boyun fıtığı ihtimaline odaklanılmasının ciddi sağlık sorunlarını gözden kaçırabileceğine dikkat çekiyor. Benzer şikayetlerle uzun süre fizik tedavi gören veya farklı yöntemlerle ağrısını gidermeye çalışan bazı hastalarda, asıl sorunun kalp damar hastalıkları olduğu sonradan ortaya çıkabiliyor. Özellikle eforla artan kol ağrılarında detaylı değerlendirme yapılması gerektiği belirtilirken, yanlış tanının ölümcül sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>'Her kola vuran ağrı boyun fıtığı değildir'</p>

<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, toplumda kola yayılan ağrıların çoğu zaman boyun fıtığıyla ilişkilendirildiğini ancak bunun ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Şen, 'Bu ağrılar sağ kolda da olabilir. Özellikle efor sırasında artıyorsa dikkat edilmesi gerekir. Merdiven çıkarken, yürüyüş yaparken ya da ağır spor sırasında kol ağrısı artıyorsa bu durum kalp kaynaklı olabilir. Boyun fıtığında ise ağrı genellikle sürekli olur, eforla belirgin şekilde artmaz' dedi.</p>

<p>'Nörolojik tespit yoksa dikkatli olunmalı'</p>

<p>Boyun fıtığına bağlı ağrılarda nörolojik muayenede kuvvet ve duyu kaybı görülebileceğini ifade eden Şen, kalp kaynaklı ağrılarda ise bu tespitlerin ortaya çıkmadığını söyleyerek, 'Kola vuran ağrıda ilk akla gelen boyun fıtığı olmamalı. Bunun kalp krizinin habercisi olabileceği unutulmamalı. Bu tespitler, beraberinde kalp krizinin bir habercisi olabilir' diye konuştu.</p>

<p>'Her kol ağrısını boyun fıtığı olarak değerlendirmek ciddi risk'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Şen, yaklaşık 6-7 ay boyunca boyun fıtığı tanısıyla takip edilen bir hastanın yaşadıklarını da anlatarak, şunları söyledi:</p>

<p>'Hastamız bize gelmeden bir gece önce şiddetli kol ağrısı yaşamış. Ailesi ameliyat için bize başvurdu. Filmlerine baktığımızda boyun fıtığı vardı ancak ameliyat gerektirecek düzeyde değildi. Muayenesinde kuvvet kaybı ve duyu kaybı da yoktu. Bunun üzerine kardiyoloji değerlendirmesi istedik. Yapılan koroner anjiyoda hastanın kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildi ve aynı gün stent takıldı. Kardiyoloji uzmanı meslektaşım, 'Bir iki gün daha gecikseydi hastayı kalp krizinden kaybedebilirdik' dedi. Kalp krizine bağlı ölümlerin nedenlerinden biri de tanı yanlışlığıdır. Hastayı yeterince sorgulamamak ve her kol ağrısını boyun fıtığı olarak değerlendirmek ciddi risk oluşturuyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/uzmanindan-uyari-tani-yanlisligi-hastalarin-hayatini-riske-atiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/uzmanindan-uyari-tani-yanlisligi-hastalarin-hayatini-riske-atiyor.jpg" type="image/jpeg" length="44177"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım: 'Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor']]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, '17 Mayıs Avrupa Obezite Günü' dolayısıyla çocukluk çağı obezitesi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım, 'Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, '17 Mayıs Avrupa Obezite Günü' dolayısıyla çocukluk çağı obezitesi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım, 'Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor' dedi.</p>

<p>Çocukluk çağı obezitesi, hem Türkiye'de hem de dünyada giderek artan önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken yaşta edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın çocuklarda obezite riskini artırdığına dikkat çekerken, ailelerin bu konuda bilinçli hareket etmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Antalya Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Ahmet Yıldırım, '17 Mayıs Avrupa Obezite Günü' kapsamında çocukluk çağı obezitesi ve korunma yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>'Şişman çocuk sağlıklıdır düşüncesinden vazgeçilmelidir'</p>

<p>Çocukluk çağı obezitesinin Türkiye ve dünya genelinde hızla artan ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Yıldırım, 'Erken dönemde önlenmezse yetişkinlikte diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve psikososyal sorunlara zemin hazırlamaktadır. Çocukluk çağı obezitesi büyük ölçüde önlenebilir bir sorundur. Aileler, okullar ve toplumlar ile erken yaşta sağlıklı alışkanlıklar kazandırılması, gelecek nesilleri olası hastalık risklerinden koruyacaktır. 'Şişman çocuk sağlıklıdır' yanılgısından vazgeçip, düzenli kontroller ve dengeli yaşam tarzıyla hareket edilmelidir' dedi.</p>

<p>'Obezitenin en sık nedenleri yanlış beslenme ve hareketsizlik'</p>

<p>Çocuklarda obeziteye neden olan etkenlere değinen Yıldırım, 'Aşırı kalorili ve işlenmiş gıda tüketimi, şekerli içecekler, fast food ve paketli atıştırmalıklar obezitenin en sık görülen nedenleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında yetersiz fiziksel aktivite, uzun ekran süresi, aile beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, uyku düzeninin bozulması ve psikososyal faktörler de obeziteyi tetiklemektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Tedavi edilmeyen obezite ciddi hastalıklara yol açabilir'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Obezitenin çocuklarda erken dönemde fark edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, 'Obez çocuklarda erken müdahale ile büyüme ve gelişme olumsuz etkilenmeden sağlıklı kiloya dönmek mümkündür. Tedavi edilmeyen obezite ise ilerleyen yaşlarda Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, eklem sorunları ve özgüven kaybı gibi komplikasyonlara yol açabilir' diye konuştu.</p>

<p>'Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazandırılmalı'</p>

<p>Çocuklarda obeziteden korunmak için ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Yıldırım, 'Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran veya süt tercih edilmelidir. Çocukların ekran süresi sınırlandırılmalı, günlük en az 60 dakika fiziksel aktivite yapmaları sağlanmalıdır. Ayrıca ailelerin sağlıklı yaşam konusunda çocuklarına örnek olması büyük önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p>Uyku düzeninin de obezite riskini etkilediğini belirten Yıldırım, 'Yaşa uygun yeterli ve kaliteli uyku obezite riskini azaltmaktadır. Çocukta kilo artışı fark edildiğinde vakit kaybetmeden çocuk doktoru ve diyetisyene başvurulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="60583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Sessiz katil” hipertansiyona dikkat!]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/sessiz-katil-hipertansiyona-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/sessiz-katil-hipertansiyona-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, 'sessiz katil' olarak bilinen hipertansiyonun belirti vermeden ilerlediğini belirterek, hastalığın ilk bulgusunun doğrudan kalp krizi veya beyin kanaması olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, 'sessiz katil' olarak bilinen hipertansiyonun belirti vermeden ilerlediğini belirterek, hastalığın ilk bulgusunun doğrudan kalp krizi veya beyin kanaması olabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Dünya genelinde ve Türkiye'de her üç yetişkinden birini etkileyen hipertansiyon, modern çağın en yaygın ancak en sinsi sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Uzun vadede kalp, beyin, böbrek ve tüm damar sisteminde ağır tahribatlara yol açan bu hastalık, kontrol altına alınmadığında kalp krizi, inme ve böbrek yetmezliği gibi hayati sonuçlara zemin hazırlıyor. Hipertansiyonun bu tehlikeli seyrine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl 17 Mayıs, 'Dünya Hipertansiyon Günü' olarak kutlanıyor.</p>

<p>İHA muhabirine konuşan Hastane Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, hipertansiyonun kan basıncının yüksek seyretmesi hali olduğunu belirtti. Hipertansiyonun hem dünyada hem de Türkiye'de oldukça sık görüldüğünü ifade eden Başhekim Sarıkaya, 'Vatandaşlarımızın neredeyse yüzde 30'unu etkilemektedir. Hipertansiyon sessiz bir seyir gösterdiği için uzun vadede kalp, beyin, böbrek ve damar yapılarının olduğu her organı etkilemektedir. Kalp krizlerinin en sık nedeni olmasının yanı sıra; inmelerin, böbrek yetmezliklerinin ve atardamar hastalıklarının da en önemli nedenlerinin başında gelmektedir' dedi.</p>

<p>'Diyet ve egzersiz kurallarına dikkat etmemiz lazım'</p>

<p>Hastaların genellikle hipertansiyon hastası olduğunun farkında olmadığını dile getiren Sarıkaya, 'Hastalığın ilk belirtileri doğrudan beyin kanaması, kalp krizi veya aort diseksiyonu dediğimiz damar çatlaması gibi ciddi durumlar olabilir. Böyle bir tabloyla karşılaşmamak için, özellikle ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerin ve 40 yaşın üzerindeki bireylerin mutlaka belli aralıklarla tansiyon takibi yapması gerekmektedir. İleride tansiyon hastası olmak istemiyorsak, hastalık henüz ortaya çıkmadan bazı diyet ve egzersiz kurallarına dikkat etmemiz lazım. Özellikle tuz kullanımı, ülkemiz ve bölgemiz için vurgulanması gereken önemli bir sorun olarak görülmektedir. Tuzun azaltıldığı bir diyet, bizi hipertansiyona karşı korumaktadır' diye konuştu.</p>

<p>'Hipertansiyonu 'sessiz katil' olarak adlandırıyoruz'</p>

<p>Hipertansiyonun erken teşhis edilmesiyle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ifade eden Sarıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Erken dönemde teşhis koyup ilaçlarla kontrol altına aldığınızda, hayati riskleri neredeyse yok denecek düzeye düşürebiliyorsunuz. Bu nedenle tansiyonumuzu ölçelim, kurallara uyalım, diyetimize dikkat edelim ve tedavimizi aksatmayalım. Hipertansiyonu, bu sessiz ve sinsi ilerleyişinden dolayı 'sessiz katil' olarak da adlandırıyoruz. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü, her yıl tüm dünyada bu hastalığa dikkat çekmek ve erken tanıyı vurgulamak için kaydedilmektedir. Biz de tüm vatandaşlarımızı bu anlamlı günde tansiyonlarını ölçmeye davet ediyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/sessiz-katil-hipertansiyona-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/20260516-a-w706107-01-1.jpg" type="image/jpeg" length="29473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof Dr. Tevfik Özlü: 'Hanta Virüsü nedeniyle bir pandemi ihtimali gözükmüyor']]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor.</p>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Tevfik Özlü, özellikle tahliye edilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bazı hanta virüsü türlerinin yüzde 50'ye varan ölüm riskine sahip olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Virüsün uzun yıllardır bilinen bir hastalık etkeni olduğunu belirten Özlü, mevcut tablonun endişe oluşturduğunu ancak yakın bir pandemi riskinin görülmediğini ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Hanta virüsler aslında eskiden beri bildiğimiz insanda hastalık yapan virüsler arasında yer alıyor ama şu anda bir gemide bu salgınının ortaya çıkması endişeye, korkuya ulaştı. Yakın pandemi oluşma ihtimali görülmüyor. Hanta virüsler Kovid gibi kolay bulaşan virüsler değil. Gemide hastalığa neden olan tipi insandan insana bulaşabiliyor ama çok kolay ve hızlı bulaşan bir virüs değil. Bu uzun süreli yakın temas ile bulaşıyor. Dolayısıyla burada hızlı yayılma ve replikasyon olmadığı sürece bir pandemiye dönüşme riski bence çok afaki olur. Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütler yakın bir pandemi riski görmediklerini açıkladılar' dedi.</p>

<p>'Türkiye'de yıllardır tek tük vakalar görülüyordu'</p>

<p>Hanta virüslerinin zaman zaman lokal ve sınırlı salgınlara yol açtığını kaydeden Özlü, Türkiye'de de yıllardır tek tük vakaların görüldüğünü söyledi. Özlü, 'Ancak zaman zaman böyle lokal, sınırlı ölçüde salgınlar bu hanta virüsler de görülüyor. Ülkemizde de yıllardır tek tük vakalar şeklinde görmeye devam ediyoruz. Daha çok bizde görülen böbrek yetmezliği ilerleyen ateşli kanama tablosuyla seyreden bir form ama şu anda gemide ortaya çıkan ateş ve ateşin ardından da akciğer yetmezliğini, ödemine ilerleyen form. Bu formun daha ölümcül olduğunu biliyoruz. Yüzde 50'ye kadar ölümcül olabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Şu ana kadar 11 vakanın tespit edildiğini belirten Özlü, karantina sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özlü, 'Şuana kadar 11 vaka tespit edildi ama tahliye edilen yolcular arasında da karantina devam ediyor. Bu süreç içerisinde belki yeni vakalar da çıkabilecek. Bence çok panik yapılacak, abartılacak bir risk gibi görünmüyor ama mutlaka bu sürecin iyi üretilmesi lazım. Nitekim bu gemiden tahliye edilen yolcuların bir kısmının ülkelerine gönderilmesi sürecinde uçakla taşındığı ve bu uçakla taşınan yolcuların bazısında sonradan hastalık tablosunun geliştiği ortaya çıktı. Uçaktaki diğer yolculara acaba bu ulaştı mı diye bir telaş doğurdu. Şimdi uçaktaki yolculara ulaşıp onların takibini başlatmak gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p>'Karantina süreçlwri dikkatle takip edilmeli'</p>

<p>Türkiye'ye getirilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Özlü, 'Onun için bu gemiden tahliye edilen ve ülkemizden getirilen yolcular var. Bunların karantina sürelerinin iyi yönetilmesi çok önemli. Uzun bir karantina dönemi var. 6 haftaya kadar uzuyor. Dolayısıyla bu insanlar ben iyiyim, bir hastalığım yok, şikayetim yok diye düşünebiliyorlar hatta test yapılıyor test negatif çıkıyor. Dolayısıyla ben de yok diye düşünebiliyorlar ama sonradan tekrar pozitife dönüşebilir. O açıdan karantina sürelerini çok dikkatli olması, dışarıya çıkmamaları, yakınlarıyla temas kurmamaları böyle bir sargının yayılmasını önlemek açısından odaklanılması gerekiyor' dedi.</p>

<p>'Norovirüs kaynaklı salgınlar da var'</p>

<p>Öte yandan kruvaziyer gemilerinde görülen bir diğer salgının ise norovirüs kaynaklı olduğu belirtildi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Norovirüs salgını da yine bir kruvaziyer gemisinde ortaya çıktı. Bir kişinin hastalandığını ve bu gemiden tahliye edildiğini biliyoruz. Norovirüsler aslında çok sık gördüğümüz karşılaştığımız daha çok bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi yakınmalara yol açan virüsler. Kolay bulaşır. Kirlenen el ve diğer çevre yüzeylerden, gıdalardan ulaşabilir. Norovirüs tek bir virüs değil grup bir virüs. Özellikle yaz döneminde seyahatler oluyor. Otellerde ve restoranda ortak açık büfe yemeklerde bulaşma riski yüksek. Genel hijyene dikkat edilmesi lazım. Bu tür virüslerde bizi koruyacak en önemli şey el hijyeni ve ortak kullanılan eşyaların iyi temizlenmesidir. Standart prosedürlere dikkat edilirse bir sorun olmayacaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Spesifik bir ilaç veya aşısı yok'</p>

<p>Hanta virüsü ve norovirüse karşı spesifik bir ilaç ya da aşının bulunmadığını belirten Özlü, tedavide destekleyici yöntemlerin uygulandığını söyledi. Özlü, 'Hanta virüs ve norovirüs için spesifik bir ilaç ya da aşı yok. Ama genel itibarıyla destek tedavileri uygulanır. Bulantı, kusma olduğu zaman onu yönetecek ilaçlar, sıvı dengesinin sağlanması, ateşin düşürülmesi, ağrının kesilmesi gibi tedaviler uygulanır. Ağır formlarda tabi daha ileri destekler uygulanacaktır. Hanta alta virüs içinde öyle yani çok özel bir tedavisi yok destek tedavisi uygulanır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor.jpg" type="image/jpeg" length="39854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni yüzyılın yeni hastalığı: 'Parlayan nesneler sendromu' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, 'parlayan nesneler sendromu'nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, 'parlayan nesneler sendromu'nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi.</p>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte insanların 'Parlayan Nesneler Sendromu (PNS)' ya da İngilizce adıyla 'Shiny Object Syndrome (SOS)' tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özkaya, özellikle çocuklar ve gençlerin akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar oyunlarından uzaklaşamadığına dikkat çekerek, bu durumun zamanla ciddi dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olduğunu belirtti.</p>

<p>'Beynimizi esir alıyor'</p>

<p>Sürekli yeniliklere, parlak ekranlara ve moda akımlara yönelme isteğinin 'Parlayan Nesneler Sendromu' olarak tanımlandığını kaydeden Özkaya, 'İnsanlar artık nihayetinde ne kadar faydalı olduğuna bakmaksızın yeni ve dikkat çekici olana yöneliyor. Parlayan ekranlar önce gözümüzü, sonra dikkatimizi, en sonunda ise beynimizi esir alıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Teknolojinin günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Özkaya, insanların ders çalışırken, kitap okurken ya da işine odaklanmışken gelen bildirimlerle dikkatlerinin dağıldığını söyledi. Özkaya, 'Bir bildirim sonrası dikkatin yeniden toparlanması kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakikaya kadar sürebiliyor. İnsanlar internette araştırma yapmak isterken kendilerini bambaşka mecralarda bulabiliyor, reklamlar ve sosyal medya içerikleri tüketim çılgınlığını artırıyor' diye konuştu.</p>

<p>'Ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerekli'</p>

<p>Parlayan nesnelerin sadece çocukları değil her yaş grubunu etkilediğini belirten Özkaya, sosyal medya paylaşımlarını merak etme, sürekli yeni ürün satın alma isteği ve kısa sürede değişen düşüncelerin de bu sendromun belirtileri arasında yer aldığını kaydetti. Özkaya, özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital ekranların yoğun kullanımının insanları gerçek dünyadan uzaklaştırdığını ifade ederek, ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="82872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor']]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>'Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor'</p>

<p>Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, 'İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın' dedi.</p>

<p>'Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor'</p>

<p>Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, 'Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p>'Kendi kendinize terapi de yapamazsınız'</p>

<p>Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, 'Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, 'Yapay zeka 'gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim' gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. 'Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum' diyerek insanları intihara sürükleyebilir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sakarya</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 08:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="97549"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Vücuttaki yaygın ağrıların nedeni fibromiyalji olabilir']]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/vucuttaki-yaygin-agrilarin-nedeni-fibromiyalji-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/vucuttaki-yaygin-agrilarin-nedeni-fibromiyalji-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fibromiyaljinin vücudun birçok bölgesinde hassasiyet ve yaygın kas ağrısıyla seyreden kronik bir ağrı sendromu olduğunu dile getiren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gyulnaz Emin, 'Bu tabloya sıklıkla yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı, anksiyete ve depresyon da eşlik edebilir. Hastalık, oluşturduğu ağrı ve halsizlik nedeniyle kişinin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir. Ağrı bazen omuzda, bazen belde, bazen de bacaklarda hissedilebilir. Bu gezici karakter, hastaların şikayetlerini tanımlamasını zorlaştırabilir. Stres, uykusuzluk, yorgunluk, soğuk hava ve nem gibi faktörler ağrıyı artırabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fibromiyaljinin vücudun birçok bölgesinde hassasiyet ve yaygın kas ağrısıyla seyreden kronik bir ağrı sendromu olduğunu dile getiren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gyulnaz Emin, 'Bu tabloya sıklıkla yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı, anksiyete ve depresyon da eşlik edebilir. Hastalık, oluşturduğu ağrı ve halsizlik nedeniyle kişinin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir. Ağrı bazen omuzda, bazen belde, bazen de bacaklarda hissedilebilir. Bu gezici karakter, hastaların şikayetlerini tanımlamasını zorlaştırabilir. Stres, uykusuzluk, yorgunluk, soğuk hava ve nem gibi faktörler ağrıyı artırabilir' dedi.</p>

<p>İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gyulnaz Emin, yaygın kas ağrısı, yorgunluk ve dinlendirmeyen uyku şikayetlerinin fibromiyaljiye işaret edebileceğini söyledi.</p>

<p>Fibromiyaljinin vücudun birçok bölgesinde hassasiyet ve yaygın kas ağrısıyla seyreden kronik bir ağrı sendromu olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Emin, 'Bu tabloya sıklıkla yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı, anksiyete ve depresyon da eşlik edebilir. Hastalık, oluşturduğu ağrı ve halsizlik nedeniyle kişinin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir' diye konuştu.</p>

<p>'Ağrı vücutta gezici olabilir'</p>

<p>Fibromiyaljide ağrının tek bir noktaya bağlı kalmadığını ifade eden Uzm. Dr. Emin, 'Ağrı bazen omuzda, bazen belde, bazen de bacaklarda hissedilebilir. Bu gezici karakter, hastaların şikâyetlerini tanımlamasını zorlaştırabilir. Stres, uykusuzluk, yorgunluk, soğuk hava ve nem gibi faktörler ağrıyı artırabilir' diye konuştu.</p>

<p>Hastaların zaman zaman eklemlerinde şişlik hissedebildiğini ancak çoğunlukla muayenede şişlik ya da kızarıklık saptanmadığını belirten Uzm. Dr. Emin, 'Bunun yanı sıra kollarda ve bacaklarda karıncalanma, uyuşma hissi de görülebilir. Migren veya gerilim tipi baş ağrıları tabloya eşlik edebilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Dayak yemiş gibi uyanmak en sık şikayetlerden biri'</p>

<p>Fibromiyaljide uyku kalitesinin de etkilendiğini vurgulayan Uzm. Dr. Emin, 'Hastaların büyük bir kısmı sabah uyandığında dinlenmemiş hisseder. 'Dayak yemiş gibi' ya da 'savaşmış gibi' uyanma hissi sık dile getirilen bir durumdur. Uykuya dalmada güçlük ve gece sık uyanma da görülebilir' dedi.</p>

<p>'Zihinsel bulanıklık yaşanabilir'</p>

<p>Hastalığın yalnızca fiziksel değil, bilişsel etkiler de oluşturabildiğini aktaran Uzm. Dr. Emin, 'Konsantrasyon güçlüğü ve dikkat dağınıklığı görülebilir. 'Fibrofog' olarak adlandırılan bu durum, zihinsel bir sis hali şeklinde tarif edilir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Uzm. Dr. Emin, bazı hastalarda huzursuz bacak sendromu, huzursuz bağırsak sendromu ve ağız kuruluğu gibi şikayetlerin de tabloya eşlik edebildiğini ifade etti.</p>

<p>'Altta yatan mekanizma ağrının algılanmasıyla ilgili'</p>

<p>Fibromiyaljinin ortaya çıkış mekanizmasına değinen Uzm. Dr. Emin, 'Santral sensitizasyon olarak adlandırılan durumda, beyinde ağrıyı algılayan sistem normalde ağrı oluşturmayacak uyaranlara karşı daha hassas hale gelir. Bu yüzden ağrının oluşumu ve işlenmesiyle ilgili bir farklılık söz konusudur. Hastalık genetik yatkınlıkla ilişkili olabilir. Kadın olmak, ileri yaş, geçirilmiş travmalar, stres, bazı kişilik özellikleri ve yaşam olayları risk faktörleri arasında sayılabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Tanı klinik değelerlendirme ile konuluyor'</p>

<p>Fibromiyalji için özel bir test bulunmadığını anlatan Uzm. Dr. Emin, 'Tanı hastanın şikayetleri ve klinik muayene ile konur. Ancak benzer yakınmalara yol açabilecek romatizmal hastalıklar, D vitamini eksikliği, anemi ve tiroit hastalıklarını dışlamak için bazı tetkikler yapılabilir' dedi.</p>

<p>'Tedavide çok yönlü yaklaşım şart'</p>

<p>Fibromiyaljinin yalnızca ilaçla tedavi edilen bir hastalık olmadığını belirten Uzm. Dr. Emin, 'Tedavi sürecinde ilaçların yanı sıra egzersiz, uyku düzeninin sağlanması, hasta eğitimi ve psikolojik destek gibi birçok yaklaşım birlikte değerlendirilmelidir. Hastaya bunun gerçek bir hastalık olduğu ve yaşamı tehdit eden bir durum olmadığı mutlaka anlatılmalıdır' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Düzenli egzersiz önemli'</p>

<p>Düzenli egzersizin tedavinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Emin, 'Hastalar egzersize yavaş başlamalıdır. Yürüyüş ve yüzme gibi aerobik egzersizlerle başlanabilir, zamanla esneklik ve hafif direnç egzersizleri eklenebilir. Haftada 2-3 gün yapılan, günde 20-30 dakikalık tempolu yürüyüşün olumlu etkileri gösterilmiştir. Ayrıca yoga ve tai-chi gibi egzersizler de fayda sağlayabilir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fibromiyaljinin farklı şikâyetlerle ortaya çıkabildiğini ve bu yüzden tanıda gecikmeler yaşanabildiğini belirten Uzm. Dr. Emin, 'Farkındalığın artması ve hastaların doğru branşa başvurması tedavi sürecini olumlu etkiler' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/vucuttaki-yaygin-agrilarin-nedeni-fibromiyalji-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/vucuttaki-yaygin-agrilarin-nedeni-fibromiyalji-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="40406"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr.Yılmaz; 'Yaygın vücut ağrısı hissedenlerde, kişiye özel tedavi planlanmalı']]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/dryilmaz-yaygin-vucut-agrisi-hissedenlerde-kisiye-ozel-tedavi-planlanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/dryilmaz-yaygin-vucut-agrisi-hissedenlerde-kisiye-ozel-tedavi-planlanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyaljide yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, kişiye özel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyaljide yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, kişiye özel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman farklı rahatsızlıklarla karıştırılabilen fibromiyalji hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fibromiyaljinin; yaygın ve gezici kas ağrıları, uyku bozukluğu, halsizlik ve yorgunlukla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Dr. Nazan Nur Yılmaz, özellikle boyun ve baş ağrılarının da tabloya sıkça eşlik ettiğini söyledi.</p>

<p>Hastalarda çoğu zaman ağrı kesici ilaçlardan yeterli yanıt alınamadığını ifade eden Dr. Nazan Nur Yılmaz, fibromiyalji tedavisinde yalnızca medikal yaklaşımın yeterli olmadığını vurguladı. Tedavi sürecinde glutenden fakir beslenme düzeni, kişiye özel planlanmış egzersiz programları, uygun formda magnezyum takviyesine ek olarak ozon terapi ve nöral terapi gibi destekleyici uygulamaların tedaviye eklenebileceğini belirten Dr. Yılmaz, her hastada aynı yöntemin uygulanamayacağını kaydetti.</p>

<p>Fibromiyaljide tek bir tedavi modelinin bulunmadığını dile getiren Dr. Yılmaz, hastalığın seyrine ve kişinin şikayetlerine göre farklı tedavi seçeneklerinin planlandığını ifade ederek, doğru tanı ve etkili tedavi için fizik tedavi uzmanına başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, YEREL</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/dryilmaz-yaygin-vucut-agrisi-hissedenlerde-kisiye-ozel-tedavi-planlanmali</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/a-w703133-01.jpg" type="image/jpeg" length="63211"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs salgınının yaşandığı gemiden Fransa'ya tahliye edilen bir yolcuda semptomlar tespit edildi]]></title>
      <link>https://www.vakit61.com/hantavirus-salgininin-yasandigi-gemiden-fransaya-tahliye-edilen-bir-yolcuda-semptomlar-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.vakit61.com/hantavirus-salgininin-yasandigi-gemiden-fransaya-tahliye-edilen-bir-yolcuda-semptomlar-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya'ya bağlı Kanarya Adaları'na demirleyen hantavirüs salgınının yaşandığı MV Hondius yolcu gemisinde tahliyeler sürerken, Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu ülkeye getirilen 5 yolcudan birinde hantavirüs semptomlarının gözlemlendiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İspanya'ya bağlı Kanarya Adaları'na demirleyen hantavirüs salgınının yaşandığı MV Hondius yolcu gemisinde tahliyeler sürerken, Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu ülkeye getirilen 5 yolcudan birinde hantavirüs semptomlarının gözlemlendiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arjantin'den büyük bir kısmı İngiliz, Amerikalı ve İspanyol olmak üzere 140'tan fazla yolcu ve mürettebat ile Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) gittiği sırada hantavirüse bağlı 3 ölümün yaşandığı Hollanda bayraklı lüks MV Hondius yolcu gemisinde tahliye operasyonu devam ediyor. İspanyol Sivil Savunması, İspanya'ya bağlı Kanarya Adaları'nda bulunan Tenerife'deki Granadilla Limanı'na demirleyen gemiye ilişkin yeni görüntüler paylaştı. Görüntülerde limandaki yetkililer ve yolcuların tahliye sürecine ilişkin detaylar yer aldı.</p>

<p>Yetkililer, yolcuların konvoy eşliğinde Tenerife'deki Sur-Reina Sofia Havalimanı'na götürüldüğünü açıkladı. Bir kısmı Madrid'e ulaşan yolcular, burada alınan yoğun önlemlerle birlikte bir askeri hastaneye sevk edildi.</p>

<p>Fransa: 'Ülkeye dönen yolculardan birinde semptomlar gözlemlendi'</p>

<p>Yerel kaynaklar, aynı zamanda Fransız yolcuların tahliyesinin gerçekleştirildiğini bildirdi. Yolcuları taşıyan uçağın Paris'e iniş yaptığı ve havalimanında acil durum hizmetleri tarafından karşılandığı kaydedildi.</p>

<p>Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, ülkeye getirilen 5 yolcudan birinde hantavirüs semptomlarının gözlemlendiğini açıkladı. Lecornu, yolcuların sıkı denetim altında izolasyon sürecine alındığını bildirdi. Fransız yolcuların 72 saat boyunca hastanede gözetim altında tutulması ve ardından 45 gün boyunca evlerinde karantinada kalmaları bekleniyordu.</p>

<p>Tahliyeler gruplar halinde gerçekleştiriliyor</p>

<p>İspanya Sağlık Bakanı Monica Garcia, ilk olarak İspanya vatandaşlarının 5'şer kişilik gruplar halinde küçük teknelerle karaya çıkarılacağını ve otobüslere bindirilerek yerel havaalanına nakledileceğini söylemişti. Yolcuların kendilerine tahsis edilen tahliye uçağı gelene kadar gemiden ayrılmayacakları belirtilmiş ve Hollandalı yolcuların gemiden ayrılacak bir sonraki grup olacağı aktarılmıştı. Bu uçağın Almanya, Belçika ve Yunanistan'a giden yolcuları da taşıyacağı ifade edilmişti.</p>

<p>Bakan Garcia, daha sonra ise gemiden Türkiye, Fransa, İngiltere ve ABD'den gelen yolcuların tahliye edileceğini ifade etmişti. Garcia, en son tahliye edilecek grubun Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer Asya ülkelerinin vatandaşları olduklarını belirterek, söz konusu 6 kişiyi taşıyacak uçağın yarın öğleden sonra Tenerife'ye varmasının beklendiğini açıklamıştı.</p>

<p>Öte yandan, 30 mürettebatın gemide kalacağı ve Hollanda'ya doğru seyredeceği bildirilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.vakit61.com/hantavirus-salgininin-yasandigi-gemiden-fransaya-tahliye-edilen-bir-yolcuda-semptomlar-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://vakit61com.teimg.com/crop/1280x720/vakit61-com/uploads/2026/05/agency/iha/hantavirus-salgininin-yasandigi-gemiden-fransaya-tahliye-edilen-bir-yolcuda-semptomlar-tespit-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="11820"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
